Beyaz krem elbisesi bembe battaniyesi ile yatağın üzerindeydi elleri kıpranıyordu zaten o yeşil gözleri gün boyu açıktı yanına yaklaştığımda gözlerine kayan şapkasını anlına doğru çektim. Ellerimi battaniyenin altına yerleştirdiğimde iki avcuma almıştım, burnumu küçük omzuna yasladığımda tekrar o bebek kokusunu almıştım. Bu çok güzel kokusu bedeninin küçüklüğü sesi kendisi heleki bizimle olması muhteşem. .Kıpranan eline küçük bir buse kondurduğumda salona doğru ilerledim taşınacağımız evin boya badanası tamamdı taşınmak için sadece mobilyalara ihtiyacımız vardı. Oda bugün geliyordu .Küçük zilliyi koltuğun üzerine koyduğumda oturmuştum ona doğru dönüp battaniyesini üzerine attığımda güzel karımın sesini duymuştum. " Yemek hazır." Ona hem bu kadar uzak hem bu kadar yakın olmak sikik bir durumdan bile beter bir adım atsam geri çekiliyor yerimde dursam değil bir adım parmağı bile kıpramaz , hayır yani sevilmeyecek insanda değilim ama bu kadının kalbi nasıl taş kalpli ise duvarından zırhından geçilmiyor. Sadece geceleri uyuduğu zaman o siyah saçlarına dokunabiliyorum kokusunu en çok o zaman içime çekiyorum... Zorlamak istemedikçe zorlanmak tuhaf.. gözlerindeki soğukluk hiç geçmeyecek gibi .. Ulan tek bir kadın sevdim oda ağzıma ediyor, ne kalbi açık nede aklı. Gözleri bazen öyle derin bakıyor ki onu sarıp sarmalamak istiyorum o boşluğu doldurmak kalbini kazanmak istiyorum..Ve bunu sadece kendim için değil onun içinde bu küçük kız içinde yapmam gerek sonsuza dek birlikteyiz onu bırakmaya niyetim yok ne onu nede elimin altındaki küçük bedeni.. Yanıma yaklaştığında oturduğum koltuğa Aysimanın diğer tarafına oturmuştu. Yarı çıkmış eldivenini düzeltirken yavaşça kolları arasına almıştı bile. " Sen yemek yemeyecekmisin?" Tekrar mı kaçacak.. " Aysimayı emizdirdikten sonra yiyeceğim." Gözleri ışıltıyla bakıyordu kızına. Her akşam yanlız yemiyorum gerçi yanımda olsa bile sadece nefes alış verişini duyabiliyorum yavaşça iç çekip ayağa kalktım belkide ona açılamadığımdan aramızdaki bu soğukluk yada bilmediğim bir şeylerden..Bana anlatır sandım zamanla ısınır sandım ama yanıldığımın farkındayım, mutfağa geçtiğimde yemeğin başına oturdum kaşığı elime alıp yerken aklım karşıktı.Aysimanın babaannesi geldi bir anda konuştular ve gitti bir dahada gelmediler , sikik Sinanda sakin, atıp tutuyordu ama ses seda yok halam zaten silip attı beni nedensiz aslında eniştem bir şey biliyor gibi ama ağzında tutuyor karısı ne diyebilirki..Ve benim karım... Gözleri kalbimi acıtıyor bedeni ruhuma şifa oluyor garip olan şey ise beni görmemesi görmezden gelmesi daha doğrusu..Aslında bu akşam baş başa bir vakit geçirsek fena olmaz en azından bir film izleyebilir benle, ayağa kalktığımda tabağımı temizleyip makineye attıp alt taraftan tencere çıkardığımda yukarıdaki dolaplardan mısırı aradım bulup patlattığımda küçük zillinin sesi geliyordu. Tabakalara mısırı yerleştirdiğimde yanına içecekte çıkarmıştım. Cebimdeki sigarayı çıkarıp dolaba koyduğumda salona İlerledim tepsiyle. Ağlaya ağlaya karnını doyuran küçük hanım sonunda gözlerini kapatmıştı. Ayağa kalkıp yatak odasına ilerlediğinde gözlerim sırtındaydı.. " Beşiğe koy gel istersen film izleriz." Kapı yanından gözleri gözlerimi bulduğunda bir kaç saniye bekledi.. " Şey.. benim uykum varda." Ve tekrar kaçış yolu kafamı yavaşça salladığımda tepsiyi orta masaya bırakıp mutfağa doğru yol aldım onun yanında içmek istemiyorum ama onsuzkende dudaklarımdan düşmüyor. Sigarayı ve çakmağı aldığımda balkona çıkmıştım.. Karanlıkta yakıp içime çektiğimde oturduğum sandaliyeden kafamı geriye yasladım..Her bakışında kalbimi hızlandırıyor her ne kadar dilime vurmasamda aslında ilaç gibi aklımı başımdan alıyor bir bilse bide belki bu kadar zor olmaz..ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum zaten herşey durmuş gibi kaçıncı olduğunu bilmediğim sigarayıda içime çektiğimde bir nefes hissetmiştim.. Kafamı yan tarafa çevirdiğimde ayın ışığı altında o güzel yüzü gözlerimin önündeydi uzun kirpikleri çin lleri gözleri mükemmeldi.. Yanımdaki sandaliyeye oturduğunda şaşırdım bir şey söylerde gider sandım.Ağzımı açarsam gider bildiğimden sesizce ona baktım. Gözleri gözlerim hariç her yerdeydi yüzünde utanma yoktu ama boğazında bir düğüm vardı sanki. Parmakları tırnaklarını yoluyordu saçları hafifçe uçuşurken yorgun sesini duydum.. " Babam beni...Serhata verdiğinde hiç istememiştim ." Derin bir yutkunma sesinden sonra kaşlarım çatılıldı bir an neden bu konu açıldı anlamadım ama anlattıyorsa vardır bir sebebi ki her yerde Nazlının o adamı sevdiğini söylemişlerdi bu cümlenim aklımdan geçişi bile ayırıyor beni.. " Allah yukarda nişanlıyken kötü bir şeyini görmedim sevdimde biliyormusun öyle kara sevda değildi ama ısınmıştım... " Yeşil gözleri gözlerimi buldu şimdi derince yutkunma sırası bendeydi. Sigara dumanını içime çekerken sesizdim.. " Düğün günü seni görmüştüm... Gözlerindeki ifadeyide" Düğün günü benim için unutulmazdı o benim gözlerimin deki ifadeyi gördüğünü söylüyor ama aslında gözlerim o gün kalbimi ele vermekten kaçıyordu.. " Her şey iyi ilerliyordu yani özgürlük hissini tatmaya başladığımı düşünüyordum taki ben hamile olana dek sonra...O beni aldattı... Hayatımda kötü şeyler oldu ama ona güvendiğimden dolayı bu kadar kötüsünü hayal etmedim hiç bir zaman. Onu bizim yaşadığımız evde başka bir kadınla birlikte olduğunu gördüğümde anladım benim aslında hiç kimsede değerim olmadığını..." Titrek sesi parçalıyordu beni onu her ne kadar sarıp sarmalamak istesemde yapmadım yaparsam susardı ve bu konu bu akşam açıldıysa burada bitmesini istiyorum. Bu akşam içindeki zehri akıtmasını istiyorum. " Yanlış anlama ben sadece bunca zaman bilmenin hakkın olduğunu düşünerek söylüyorum... " Uzun bir sessizlik aramızda var... gözleri gözlerime kırgınlığını saklayarak bakıyor şu. Birkaç saniye sonra iç çekişiyle birlikte sesini duydum . "Hamile olduğumu bilmiyordu öğrendiğinde şaşırmıştı istemedi... çünkü sevgilide hamileydi.. ve üç ay bekledik cinsiyet için biliyormusun burada kızların hakkı bir şeyde yok hangimizinki erkek olursa ona bakılacaktı.. ve benim bebeğim kızdı...." Üstten anlatıyordu herşeyi, sıkışmış kalbini hissedebiliyorum çektiği acıyı bilmesemde hayal kırıklığınü biliyorum.. akan yaşlarını sildiğimde boğazını temizledi dinlemek zoruma gitsede dinledim onu.. " Ona olan güvenim tükenmişti sevgim zaten bitmişti ama sevgilisinin bebeği erkek diye onu yanlarına aldılar ama Allah'ın adaleti büyük mutluluğu görmeden öldü trafik kazasında, beni babamın evine göndermek istediklerinde gelmek istemedim buraya.. çünkü babam gelinlikle çıktın kefeninle geri döneceksin demişti. berbat haldeydim hırpalanmıştım babamda hiç acımadı bana.. sonra olanları biliyorsun zaten. " Sesinde başka şeylerde vardı.. yaşadığı şeylerin hepsini silip atmak istiyorum o mutlu olsun gözlerinde parıldama olsun istiyorum burnunu çektiğinde sardım onu kollarım ince bedenini sarınca bastırdım göğsüme saçları arasına dudaklarımı bastırdım bedenini daha çok sardım kalbinin kalbimi duyması için en çok sardım..Yaşadığı şeyler kolay değil onu hayatta değersiz kılan bir çok şey var ama bilmezki benim en değerlim olduğunu hayatı boyunca görmediği sevgiyi ona vermek istediğimi bilmez titrek sesini tekrar duyduğumda iç çektim.. " Ağrıma en çok giden şeyde senin beni parayla satın alabilmen o arsa kadar değerim olsaydı babamın gözünde zaten bu kadar mutsuz olmazdım belki.." sesi kalbime işledi ben onu almak zorundaydım bunu oda biliyor bir kere kaybetmenin bedeli çok ağır oldu ikincisini ne pahasına olursa olsun alacaktım. Sesini tekrar duyduğumda ellerini göğsüme bastırıp geri çekilmişti. " Ben... Belki sana istediğin bir eş olamadım ama ... Lütfen eve kadın getirecek kadar beni yok sayma .. çünkü ben birinci defa yanmaktan kurtuldum ikinci defa yanarım.. senin gözlerin gözlerime deydiğinde o sevgiyi aşkı görebiliyorum..." Susmuştu susmuştum çünkü bu an geleceğimizi yarınımızı belirliyor dudaklarımdan çıkan tek bir iyi kelimeye ölmeye razıyım.. ellerim sırtındaydı kokusu burnumdaydı nefesi dudaklarımda düşündüğü şeyler onun acısını anlatıyor... " Ama benden sana bir adım bekleme Polat!.. ben sana karılık yaparım ama kalbimin hiç bir zaman senin kalbin gibi hızlı atmasına izin vermeyeceğim! senden özür dilerim... ama ben sana ne kalbimi ne ruhumu açamam..." Elleri ellerimden kayıp gittiğinde anladım bıraktığını koşarak balkondan gittiğinde öylece kaldım.. boğazımda bir düğüm vardı ama yediremiyorum kendime.. Benim ona alan sevdamı bile bile bunca zaman benle yaşadı ve bana hiç bir zaman senin olmayacağım dedi. Uzun zaman sonra ilk kez gözlerimin ıslandığın hissettim... Ve hiç can çekişmediğim kadar can çekmiştim bu balkonda..ellerindeki sıcaklık avuçlarındaydı kokusu hayla burnumdayken hemde.. ******** "Abi bugün bir İşim var izin istesem." Kafamı kaldırıp baktığımda Ali'nin izin istediğini duydum umarım gene bir kız meselesi değildir her seferinde sevgili olduğu kızların abilerinden dayak yediği için diğer gün işe gelmiyordu. " Yarına kadar izinlisin." Yüzündeki mutluluğa bakılınca kız meselesi gibi duruyor yanımdan ayrıldığında son araba tekerinin vidasını sıkmıştım ayağa kalktığımda derin nefes aldım mazot kokusuna alışkınım ama fazla solumak hiç iyi gelmiyor. " Gençler arabayı yıkayın!." Sadece dışının temizliği kalmıştı. Lavaboya ilerlediğimde elimi yüzümü yıkmıştım bugünle tam iki gün oluyordu.. iki gündür eve gitmemiştim, gidemedim saha doğrusu Nazlının söylediklerini sindirmem zamanımı aldı şu an onunda ne halde olduğunu bilmiyorum ama eve taşınacağımız vakit geliyorda geçiyor mobilyalar montelenmişti ufak tefek şeyler kalmıştı. Saate baktığımda akşam dokuza geliyordu eve gitsem iyi olacak sonsuza dek burada kalmayacağım ya. Bu iki gün bile gerçekten bana sınav gibiydi insan bir kokuya alışınca ayrılamaz burnumda tütmüyor değil Nazlım iyimi kötümü bilmem ama o küçük zillide bir an olsun aklımdan çıkmadı. Üzerimi biraz sirkelerikten sonra telefonumu ve araba anahtarını aldım dükkanı kapatıp arabaya bindiğimde kısa sürede evin önüne geldim, bazen evin bile sana dar gelir ya şu an öyle bu evin içindekiler benim canımdan kıymetli ama bazı şeylerin sadece bende kalması gerekiyor.. Arabadan indip kapıyı çaldığımda heyecanla bekledim o bir çift yeşil gözlerin açmasını bekledim o küçük ama sesi bütün evi dolduracak bebeği bekledim. Tekrar zile bastığımda ses yoktu kapıyı açan da yoktu geri dönüp arabadan evin yedek anahtarını aldığımda kapıyı açmıştım içeri karanlık ve sesizdi gitmişmiydiler iyide nereye, yatak odasına girdiğimde gerçekten gittiklerini anladım oda Aysimanın bebek kokusu ile dolmuştu etraf dağınıktı başlarına bir şey geldimi korkusu içimi doldururken evden hızla çıkıp arabaya İlerledim binip çalıştırdığımda aklıma halamlar geldi ama asla Nazlıyı evine almaz umarım iyidir kafamı sikeyim ki onları yanlız bıraktım evde ya Aysimaya bir şey olduysa telefonumla Nazlıyı ararken telefonunun kapalı olması geriyordu beni. Hüseyin abilerim evinin önünde durduğumda burdaa olmaları için kalbim çarptı aklıma p*ç Sinan geliyor ama ihtimal veremiyorum.. arabadan indiğimde kapıyı çaldım tedirginlikle... Mihriban teyze açtığında onunla son geçen konuşmalarımz aklıma geldi. " Nazlı buradamı." Sert şekilde çıkan sesime kafasını olumlu anlamda salladığında içimden derin nefes aldım kapıyı tamamen açık içeri geçmemi sağlarken sesini duymuştum. " Hoşgeldin Nazlı kendi odasında." Etrafa göz gezdirirken Hüseyin abinin olmaması garipti. Nazlının eski odasına doğru ilerlerken iki gün olan benim için uzun bir zaman içinde onları görmemenin acısını şimdi daha net hissedebiliyorum. Kapıyı çalıp içeri geçtiğimde o kaderim olan yeşil gözler gözlerime deydi.. Yatakta uzanmıştı beni gördüğünde yerinde doğrulmuştu önüne düşen saçlarını kulağının arkasına sıkıştırırken gözlerindeki kırmızılık dikkatimi çekti. Ağlamışmıydı akmışmıydı harelerinden göz yaşı damlamışmıydı kalbime..Üzerindeki siyah elbiseyle uzandığı için açıkta kalmış bacaklarını örterken gözlerini kaçırmıştı. Kapıyı kapatıp sessizce yanına yaklaşırken yataktaki o küçük bedene deydi gözlerim. Aynı annesi gibi... Nazlımın yanına oturduğumda ona sarılmak istedim dokunup öpmek istedim...kokusunu ölene dek içime çekmek göğsüme bastırmak istedim ama elimden gelen tek şey sadece gözlerimin sakladığı yüzünde dolaştırmak oldu. Sahi nasıl gelmişti buraya çünkü o bir yere gittiğinde hep haber verir tabiki kendi gidebilir ama kendi isteğiyle bu eve geleceğini düşünmüyorum...Dudaklarım geçen dakikalardan sonra ismiyle aralandı.. " Nazlım.." artık gizli saklı bir şey yoktu o beni biliyor bende ... Onu... Parmaklarımı küçük çenesine yerleştirdiğimde yüzünü kendime doğru çevirdim. Gözlerindeki kızarıklık geçen duygular derin yutkunuşu bu onun mutsuzluğunun habercisiydi. " Bir şey demeyecekmisin?" Dediğimde kafasını geriye attı yavaşça parmaklarım arasındaki yüzü kaybolurken acıyla gülümsedi. " Her bir şey dediğidimde gideceğin için susacağım ." Pişmanlıkla gözlerim bir kaç saniye kapandı gitmedim sadece beni sevmeyeceğini aklıma kazımak istedim benim olmayacak bir ruhun canım olmasının verdiği hissi tattım.. " Özür dilerim senden." Yumuşak çıkan sesimle sağ gözünden yanağına inen ıslaklık canımı acıttı. " Asıl ben senden özür dilerim hepinizden özür dilerim ! hiç bir zaman istediğiniz kişi olamayacağımdan !Sizi mutlu edememekten hiç bir işe yarayamamaktan bu kadar aciz olduğum için ben özür diliyorum!." Sözleri sertti her ne kadar kendini durdurmaya çalışsada göğsündeki acı onun sessiz kalmasını engelliyordu kalmasında bağırsın çağırsın suçlasın ama içine atmasın.Bu evi sevmiyordu gözlerinden okunuyor ve ben her seferinde onu buraya itiyorum! Kim bilir ne dediler nasıl saçma sapan şeylere benim karımı üzdüler.. " Herkesin istediği kişi olma.. Sadece Nazlı ol kendin ol diğerlerini boşver Nazlım." Parmakları parmağındaki yüzüğü bıraktığında gözleri tekrar beni buldu söylediklerime inancı yokmuş gibi baktı bana .. " Ben uzun zamandır kendim olmak istiyorum ama bana biçilen hayatta nasıl kendim olabilirim ki..." Dediğinde gözlerini öfkeyle kaçırdı dikkatimi ceken şey işe avcunun içerisindeki derin yara tazeydi bu kan lekesi vardı.. Ellerim avcunu bulduğunda öfkeyle baktım gözlerine. " Ne oldu sana kim yaptı!" Avcunu hızla kaçırdığında gözleri tekrar beni buldu. " Keşke o gece gitmeseydin belki o zaman nefes alabilirdim ama sen giderek her şeyi mahfettin sen beni öyle bir ateşe attın ki bu elimdeki yaranın acısı bile hafif geliyor bana." " Sana kim ne yapabilir! Söylesene o baban mı yaptı! Onlara ne sen benim karımsın aramızdaki şeylerden onlara ne!" Sert çıkan sesimle ayağa kalktım ben onu ateşe atmam gerekirse ben yanarım ama onun kılına zarar gekmesini istemem. Her kim ne demişse bunun bedelini ağır ödeyecek. " Benim kadın olmadığımı seni evde tutamadığımı söylüyorlar çocuğum var diye evde kalmıyormuşsun senin koynuna... Girmediğimden gitmişsin herkes bunları konuşuyor ve en ağırı ne biliyormusun bunları annemin söylemesi beni buraya babam zorla getirdi şu halime bak dönüp dolaşıp tekrar bu eve geliyorum." Öfke ve kırgınlık barındıran sesindeki cümleler gözlerimi kararttı ne demek bu söyledikleri heleki onun annesinin söylediklerine şaşırmadım ama bir annenin kızına neden bunları söyleyeceğini anlamadım.Şimdi o yeşillerinden durmayan göz yaşları akıyor her şeyi bir kenara verip yanına yaklaştığımda yanına yanaştım ellerim sırtını bulunca sesiz hıçkırıklarıı duydum. Kafası göğsüme düşerken sımsıkı sardım onu saçları arasına dudaklarımı bastırdığımda kokusu içime çektim bir süre sonra kolları boynumu buldu.. o sadece yargılanmak istemiyor buradan gitmek yeni bir hayata ihtiyacı var o yeni hayatta her ne kadar beni istemesede ben olacağım ona yeni bir hayat huzur vereceğim.. " Eve gidelim lütfen." Yanağını omzuma yaşadığında boğuk sesi gülümsetti beni az önceki hırçın halinden eser yoktu.. onu evimize götüreceğim orası bizim evimiz onu yavaşça kucaklarken Aysimaya baktım uyuyordu . Dışarı çıkıp Nazlıyı arabaya yerleştirdiğimde bir saniye bile göz yaşları dinmedi kemerini takip yüzüne gelen saçlarını geriye atıp yüzüne baktım.Dudaklarım anlına gitti bir daha dokunmayacakmışım gibi özlemle öptüm.. geri içeri gelip küçük bebeği aldığımda kapıdaki Mihriban teyzeye döndüm bu akşam Nazlının söylediklerini unutmadım ve tüm bunların sebebininde bu evdeki insanlar olduğunu biliyorum. " Yarın kocana söyle konuşacaklarımız var bir yere kaybolmasın ve sende bir daha sakın benim karıma söz söylemeyeceksin anladın mı! " Kolunu sıkarken söylediklerime acıyla yüzünü buruşturduğunda burnumdan soludum kapıyı sertçe kapatıp arabaya bindiğimde biraz olsada sakinleştiğini fark ettim....
Bölüm 11
011
