İyi okumalar askolar🫶🏿
Yağmur yağıyordu.
Hem de sanki gökyüzü yıllardır biriktirdiği bütün öfkesini kusuyormuş gibi.
Defne, okulun devasa demir kapısının önünde durup başını kaldırdı.
"Atlas Akademi."
Altın harflerle yazılmış isim bile zengin kokuyordu.
Elindeki bavulun tekerleği kırılmak üzereydi.
Ayakkabılarının içi su dolmuştu.
Ama umrunda değildi.
On yedi yıldır ilk kez hayatı değişebilirdi.
Derin bir nefes aldı ve kapıdan içeri girdi.
Bir saat sonra kaybolmuştu.
Tam anlamıyla.
Okulun koridorları küçük bir şehir gibiydi.
"Kütüphane nerede acaba?"
Telefonuna bakarken yanlışlıkla birine çarptı.
Sert.
Omzu acıyla sızladı.
"Önüne baksana."
Erkek sesi soğuktu.
Defne başını kaldırdı.
Ve bir anlığına nefesi kesildi.
Çünkü karşısındaki çocuk...
Gerçek olamayacak kadar yakışıklıydı.
Siyah saçlar.
Keskin çene.
Buz gibi gözler.
Ama yüzündeki ifade her şeyi mahvediyordu.
Kibir.
Saf kibir.
"Özür dilerim," dedi Defne.
Çocuk hiçbir şey demeden yanından geçti.
Tam gidecekken koridorun diğer ucundan bir ses duyuldu.
"Yapma, lütfen..."
Defne dönüp baktı.
Birinci sınıflardan bir çocuk duvara sıkıştırılmıştı.
Ve az önceki çocuk tam karşısında duruyordu.
Etraflarında onlarca öğrenci vardı.
Ama kimse müdahale etmiyordu.
Çocuk korkudan titriyordu.
"Bir daha adımı ağzına alırsan sonuçlarına katlanırsın."
Defne'nin kanı kaynadı.
Zorbalar en nefret ettiği insan tipiydi.
Hem de herkesin önünde.
Bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Kalabalık şaşkınlıkla ona bakıyordu.
"Küçük çocuğu rahat bırak."
Sessizlik oldu.
Çocuk yavaşça ona döndü.
Kaşlarından biri kalktı.
"Ne dedin?"
"Sağır mısın?"
Kalabalıktan boğuk sesler yükseldi.
Birileri "Eyvah..." diye fısıldadı.
Ama Defne durmadı.
"İlk günüm olabilir ama zorbaları tanımak için burayı öğrenmeme gerek yok."
Bir saniye.
İki saniye.
Üç saniye.
Sonra çocuk ona doğru yürüdü.
Aralarında sadece birkaç santim kalmıştı.
Defne korkuyordu.
Ama geri çekilmedi.
Çocuğun gözleri gözlerinin içine kilitlendi.
"Benim kim olduğumu biliyor musun?"
"Umurumda değil."
Ve o anda...
Defne'nin eli hareket etti.
ŞAK.
Koridorda yankılanan ses herkesi dondurdu.
Kimsenin nefes aldığı bile duyulmuyordu.
Karşısındaki çocuk yana dönen yüzünü yavaşça tekrar ona çevirdi.
Gözlerinde artık kibir yoktu.
Tehlike vardı.
Saf tehlike.
Arkadaki öğrencilerden biri fısıldadı:
"Mahvoldun..."
Bir diğeri ise neredeyse korkuyla konuştu:
"O... Aras Demir."
Defne'nin midesi düştü.
Ama asıl şok bundan sonra geldi.
Duvara sıkışan küçük çocuk öne çıktı.
Titreyen sesiyle konuştu.
"Aras abi beni koruyordu."
Defne donup kaldı.
Ne?
"Üç üst sınıf öğrencisi beni tehdit etti. Aras abi onları bulmaya çalışıyordu."
Sessizlik.
Defne yavaşça Aras'a baktı.
Aras da ona.
Dudaklarının kenarında tehlikeli bir gülümseme belirdi.
"Demek ilk günün."
Defne'nin içinden kötü bir his geçti.
Çok kötü.
Aras cebinden telefonu çıkardı.
Birine mesaj attı.
Sonra gözlerini ondan ayırmadan konuştu.
"Hoş geldin Defne."
Defne'nin kanı çekildi.
Çünkü adını ona söylememişti.
Ve Aras'ın bunu bilmemesi gerekiyordu.
"Bu okulda hayatının en büyük hatasını yaptın."
Yağmur camlara vururken Defne ilk kez gerçekten korktu.
Ama henüz bilmiyordu.
Bu, Aras Demir'le başlayacak savaşın sadece ilk hamlesiydi.
Beğendiyseniz yorum yapıp beğenebilirmisiniz?