İçeriğe geç

Sessizliğin Sesi

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Sessizliğin Sesi

Bölüm 9

Siyah'ın Başlangıcı

Saat gece on iki olmuştu bile. Yürümeye başladık ama nereye yürüdüğümüzü bile bilmiyorduk. Yürürken önümüze bir kız çıkmıştı. Çok telaşlı görünüyordu. Kız yaşça bizden küçüktü yani boyu çok kısa olup yaşı büyükse bilemem. Tim kızı görür görmez telaşlanmıştı bile. Kız koşmaktan yorulmuş ve korkudan neredeyse titriyordu. 'O geldi...' Tim kızın boyuna gelmek için dizlerinin üstüne çöktü ve kızı yanına çekip kollarının arasına aldı. 'N'oldu? Konuş lütfen sana yardım edelim. Biri seni kaçırmaya mı çalıştı?' Tim endişeden hızlı hızlı konuşuyordu. Timin hafifçe omzuna dokundum ve kulağına eğildim. 'Biraz sakin ol, kızı da geriyorsun.' Kızın duyamayacağı bir sesle söylemiştim. Bana bakmadan birkaç el kol hareketiyle sakin olamayacağını anlattı -özürlülük var biraz kusura bakmayın- Tekrar olduğum pozisyonuma geldim. Kız tekrar korkuyla konuşmaya çalıştı. 'Geliyor... O...' Kız bir anda koşmaya başladı. Tim hızla ayağa kalkıp kızın peşinden gitmeye çalıştı ama onu yakasından tuttum. Yakası boynuna gelip boynunu sıktığı için hafif kalın sesiyle homurdandı. Kız gözden kaybolmuştu bile. Tim bana döndü ve hafifçe beni ittirdi. 'Ne yapıyorsun oğlum?!' Kız korkmuş zaten!' Tim bana bağırıyordu. Birden ani bir sinirle ona yumruk attım. Derin ve sıkıntılı nefesler veriyordum. Tim darbenin etkisi ve anlık şokla bana bakıyordu. 'Kızın ihtiyacı olsaydı kaçmazdı Tim! Sikim sonik şeylerle uğraşmayı bırak!' Tim yanağını tutuyordu. Benden böyle bir tepki beklemiyordu. Garip olan ben de kendimden böyle bir tepki beklemiyordum. Kaşlarım çatıktı ve birkaç saniye olayı sindirmek için olduğum yerde, omuzlarımı gererek durdum. Yumruk attığım elime baktım ve kaşlarım daha da çatıldı. Kendimi hafifçe geriye doğru attım ve olduğum yere çöktüm. Ellerimle kafamı tuttum ve kafamı gömdüm. Kendime gelmeye çalıştım. Kaşlarım hala çatıktı. Tim, benim böyle saçma bir konuda böyle tepki vermeyeceğimi biliyordu. Yanıma yaklaşmaya çalıştı. Hafifçe kafamı kaldırdım ve bana yaklaştığını fark ettim. Hızla kendimi geriye doğru çektim ve Tim'e bağırdım. 'Yaklaşma!' Tim'in korktuğunu sadece kokusundan bile anlayabilirdim. O hala yumruğun şokundaydı. 'Willy... N'oluyor sana? Korkutuyorsun...' Göz ucuyla Tim'e baktım. Onu hiç bu kadar şokta ve korkmuş görmemiştim. 'Bana... Bana ne oluyor bilmiyorum.' Olduğum yerde, çaresiz gözlerle Tim'e bakıyordum. O da bana aynı şekilde bakıyordu. Biraz birbirimize baktıktan sonra Tim tereddütle yanıma yaklaştı. Boğuk nefesler alıyordum. Göğsüm hızla inip kalkıyordu. Kendime gelmeye çalışıyordum. Tim nazik ve tereddütlü şekilde omzuma dokundu. 'Gel eve gidelim. İkimizin de dinlenmeye ihtiyacı var.' Sakin bir ses tonuyla söylemişti. Tim kalkmam için elini uzattı. Tereddütle elini kavradım ve sıkarak kendimi kaldırdım. Bacaklarım beni taşımak istemiyordu. Yürümeye tekrar başladık. Göz ucuyla Tim'e baktım. Tim'in yanağı şişmişi. Yere bakarak yürüyorduk ve ikimizde konuşmuyorduk. Ne kadar sert vurmuşum ona öyle. Kafamı hafifçe Tim'e çevirdim. 'Tim...' Bana baktı. Gözlerindeki endişe ve çağresizliği görebiliyordum. 'Ben... Özür dilerim gerçekten bilerek olmadı. Çok aniydi ve-' Tim sözümü kesti ve içten bir gülümsemeyle bana baktı. 'Sorun değil aga bana zarar vermeyeceğini biliyorum yani en azından bilerek vermezsin.' Hafifçe kıkırdadı. Onun kıkırdamasıyla bende zorla kıkırdadım. En azından içim biraz rahatlamıştı. Gecenin karanlığı bizimle birlikte devam ediyordu. Etrafın sessizliğini anlatmaya kelimeler yetmezdi. Tim yürürken bana döndü ve kısık bir sesle konuştu. 'Eve gitmemiz zorunlu mu?' Artık nedenini sorabilecek kadar kendimdeydim. Sorarkenki gerginliğini hissediyordum. Önceki tavırlarıma göre nazik bir sesle konuştum. 'Neden?' Tim derin bir nefes aldı. Nefes alışı bile bozuktu. 'Annemle babam boşanacaklar. Bu süreçte biraz zorlu geçiyor benim için. Ablamın yanına gitmeyi düşündüm ama aramız pek iyi değil yani beni isteyeceğini sanmıyorum.' Ailemle aramızda bir bağ olmadığı için ne demem gerektiğini bilmiyordum. Sadece yere bakarak onu dinliyordum. Aramızda tekrar bir ölüm sessizliği oluştu. O kadar ilerlemiştik ki garip garip sokaklara girmiştik. Öyle bir sokaktı ki evlerin hepsi 'işte perili ev' denebilecek kadar kasvetli ve yıkık döküktü. Tim'le birbirimize baktık. 'William gerçekten düşünmüyorsun değil mi?'

Bölüm sonu

5 yorum