İçeriğe geç

Sessizliğin Sesi

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Sessizliğin Sesi

Bölüm 7

Görev Tamamlandı

Küçüklüğümüzden beri onu hep savunmuştum, onun için çok kavga etmiştim. Zaten dövüşle ilgilenen biriydim en yakın arkadaşımı da savunmayacaksam başka ne boka yarayayım ki? Tim eskiden beri çok zorbalanan birisiydi. Hem aile içi hem akran çevresi tarafından çok zorbalanıyordu ve günümüzde de hala zorbalanmaya da devam ediyordu. En azından benden korkanlar olduğu için çoğu kişi Tim'e yaklaşmıyordu. Tim genelde basket oynayan, bir ablayla büyümüş biriydi. Ablasıyla büyümüş olması onu biraz fazla kırılgan yapıyordu ama yine de çekilmeyecek bir yanı yoktu. Ben boksla uğraşıyordum ve sadece onunla birlikte eğlencesine basket oynuyorum. Benim ailem... yani ilk başta da tahmin yapmışsınızdır az çok. Pek bağımız yok birbirimizle. Ben tek çocuğum. Normalde tek çocuklu ailelerin çocukları daha kıymetli yada daha el üstünde tutulur. Ben de tam tersiydi. Resmen ortanca çocuk muamelesi görerek büyümüştüm. Böyle büyümem hayata erken başlamama neden olmuştu. Soğuk ve sert bir insandım ve genelde güler yüzlü ya da sevecen de olmadığım için kimse benimle tanışmak istemezdi. Çok umrumda değil ben de insan sevmiyorum zaten. Tim bana yetiyor. Tek ve en iyi arkadaşım. O kadar şey yapıyorum yine de terk etmiyor beni. Garip. İkimizde sessizce oturuyorduk. Okulun bitmesine birkaç dakika falan kalmıştır sanırım. Tim'le sessizce oturmamızı saati sorarak bozdum. Tim hafifçe kolunu sıyırdı ve saate baktı. 'Zil çalmış olmalı.' Ona çaresizce bakıyordum ama hala çantam okuldaydı. O siktiğimin okuluna tekrar gitmek zorundaydık. Yavaşça ayağa kalktım. Kalkarken Tim bana bakıyordu ve benimle birlikte kalktı. 'Hadi artık alalım çantanı da sonra siktirip gidelim.' Tim bile bıkmıştı artık.-Normal- Yavaş yavaş yürümeye başladık ve saat öğleni geçmişti. Ellerimiz cebimizde yürüyorduk. Sessizliği Tim bozdu. 'Onu... dövmene falan gerek yoktu. Biliyorsun... değil mi?' Sıkıntılı bir nefes verdim ve bir süre cevap vermedim. Yere bakarak yürümeye devam ediyordum. Yere bakarak yürümeye devam ederken cevap verdim. 'Bilerek olmadı ki. Yemin ederim sadece sinirlendim ve sonra böyle oldu. Bilinçli olsam oradan atlamazdım öyle kolay kolay. Sen atlar mıydın?' Hayır dercesine kafasını hafifçe salladı. 'Her şey bir anda oldu ve bitti ve kafam yerine gelince tek yapabileceğim şey kaçmaktı ve tek onu bilinçli yaptım.' Tim anlamak için elinden geleni yapıyordu. Aramızda tekrar bir ölüm sessizliği oluşmuştu. Yürürken aklıma tekrar tekrar o an geliyordu. Oradan atlayışım, müdürü yere serişim... Ben neler yapıyorum? Gerçekten aklım almıyor. Bir günde neler oluyor? Okul boşalmıştı. Yine okulun arkasından tırmanmayı düşünüyordum. Okula gelmiştik. Ben hızlı adımlarla okulun arkasına doğru yürümeye başladım. Tim bana seslendi ve seslenişine olduğum yerde durdum. 'Hey nereye? Okulda kimse kalmamıştır zaten. Varsa tek temizlikçiler falan vardır.' Haklıydı. Bugün kafamı kullanacak 'kafa' kalmamıştı. Okula sessizce girdik. Tek temizlikçiler vardı. Sınıfıma doğru çıkmaya başladık. Sınıfıma geldiğimizde bir temizlikçi çantama bakıyordu. Bizi görünce yüz ifadesi değişir gibi olmuştu. Zaten somurtuyordu artık daha da somurtuyordu. 'Çanta size mi ait çocuklar?' Tim benim cevap veremediğimi anladı ve benim yerime cevap verdi. 'Evet zaten onu almaya gelmiştik abla.' Kadın bizi baştan aşağı süzdü ve daha da somurttu.-Gülmemek için götümü kasıyorum- 'Sizce de biraz geç olmadı mı?' Tim'in tahamül seviyesi git gide düşüyordu. İkisi de somurtuyordu.-Cidden gülmemek için çabalıyorum- 'Baksanıza saate, okul kapanalı ne kadar olmuş?' Kadın kolundaki yarı çatlak saatini bize göstermeye çalışarak konuşuyordu. 'Abla sadece çantayı alıp gideceğiz tamam mı? Sorun çıkarmanıza gerek yok.' Tim kadının elinde tuttuğu çantamı sertçe çekip aldı. Kadın ters ters Tim'e bakıyordu. 'İyi işlerin olsun abla.' Sert bir şekilde söyleyip hızlıca sınıftan çıktı. Tim'in gidişini izledim ve sonra kadına döndüm. 'Kolay gelsin.' Hızlıca arkamı döndüm ve Tim'e yetişmeye çalıştım. Tim merdivenden inmişti bile. 'Kadın salak mı amına koyayım?' Kahkaha atmaya başladım. Tim sinirlenince çok komik ve garip görünüyordu. Boyu benden bir santim bile olsun kısaysa her zaman zorbalayacağım bir konudur ve Tim'le de aramızda iki ya da üç santim farkla ben uzundum. 'Sen sinirlendin mii?' Tim göz deviriyordu ve çantamı bana doğru fırlattı. Ben hala kahkaha atıyordum. 'Çantamda telefonum falan var lan yavaş ol.' Merdivenlerden inip okuldan son kez çıktık.

Bölüm sonu

4 yorum