İçeriğe geç

Sessizliğin Sesi

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Sessizliğin Sesi

Bölüm 6

Ben Kötüyüm

Sınıf camımın önüne gelmiştim. Okul camları çok güçsüz yapılmıştı yani kilitli olsa bile biraz ittirmeyle bile camı açabiliyordun. Camı ittirirken Tim aşağıdan bağırmaya başlamıştı. Hafifçe gözümün önüne gelen saçlarımı kafamı sallayarak dağıtmaya çalıştım ve Tim'i görmeye çalıştım. Cam betonlarını sıkı sıkı tutuyordum. Tim telaşlı gibiydi bir şeyler söylüyordu ama duymuyordum. Tim etrafına baktıktan hemen sonra koşmaya başladı. Ben hala ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Tim'in baktığı yerden bir bağırtı sesi geliyordu. Bu bizim aptal müdürümüzdü. Kısaca yakalanmıştık. Müdür Tim ile bizi hiç sevmezdi çünkü neredeyse odasından hiç çıkmayan özel isimlerdendik. Bizi çok iyi tanıyordu o yüzden nerede olursak olalım bir bok yediğimizi bilirdi. Tim kaçarken müdür Tim'i ensesinden tutmuş yakalamıştı. Bense olanları sadece izliyordum. Bir an sadece izlemekle kalmıştım resmen donakalmıştım tepede. Sonra bir an hiç beklemediğim şekilde ellerimi bıraktım. Aşağı atladım... evet biraz aptalca görünse de bunu bilinçli şekilde yapmamıştım. Aşağı atladım ve dengemi tam odaklayamayıp birkaç takla attım. Ona rağmen anında toparlandım ve müdüre doğru koşmaya başladım. Müdür Tim'i çok hırpalamıştı ve gereğinden fazla bağırıyordu. Camdan bakan birkaç öğrenci vardı. Müdüre doğru tüm hızımla koştum ve müdüre o hızla şiddetli bir yumruk attım. Hızım ve güçlü oluşum müdürün suratını dağıtmaya ve yere yığılmasına yetmişti. Kaslarım gerim gerim gerilmişti. Bu ani sinir patlamalarım neydi? Tim bir bana bir yerde kan içinde kalmış müdüre bakıyordu. Şaşkınlıktan nefes bile alamıyordu. Nefes nefeseydim. Omuzlarım hızlı hızlı yukarı aşağı hareket ediyordu. Ellerim kan içinde ve kıpkırmızıydı. Düşüşümden dolayı bacağım fazla acıyordu ama şuanki durumumdan dolayı hiçbir şey hissedemiyordum. Sert ve hızlı bir şekilde Tim'e döndüm ve kolundan sertçe tuttum. Soğuk ama kesin bir sesle: 'Kalk.' dedim. Tim korkudan Golden köpeğine dönmüştü. Anında ayağa kalktı ve onu omzundan sıkıça tuta tuta okuldan çıktık. Tekrardan kaçmıştık. Bugün hayatımdaki en garip, en korkunç ve en kötü gündü. Hem çantamı alamadım hem de müdürü kanlar içinde bırakıp kaçtım. Daha ne olabilir? Yürürken bacaklarımın acısı yavaş yavaş vurmaya başlamıştım. İri vücudumu ilk defa taşımakta bu kadar zorlanıyordum. Nefes nefeseydım. Tim'e dokundum. 'Biraz duralım mı?' Tim hala olayın etkisinden çıkamamıştı. Bugün çok travmatik geçmişti onun için. Tim sadece kafa sallamakla yetinmişti. Tenha bir yere oturduk. İkimizin de ağızını bıçak açmıyordu. Tim bana bakmaya bile korkuyordu. 'Seninde başını belaya soktum değil mi?' Çaresiz şekilde Tim'e bakıyordum. Tek yapabileceğim özür dilemek falandı. Zamanı geri alma gibi bir özelliğim olsaydı bunu sadece Tim için kullanırdım. Tim cevap vermedi, bana bakmıyordu bile. 'Tim...' Tim'e baktım ama hala bana bakmıyordu. Bunu ona bilerek yapmadığımı nasıl kanıtlayabilirdim ki? Hiçbir şekilde inanmazdı bana çünkü bir günde çok şey yaşatmıştım ona. Bir arkadaş anca bu kadar kötü olabilirdi zaten. 'Tim gerçekten bugün olanların hiçbiri bilerek olmadı. O sana bağırınca ve seni sarsınca... birden çok sinirlendim ve... olan oldu. Bugün olanlardan dolayı cidden çok özür dilerim.' Tim neredeyse dolmuş gözleriyle bana bakıyordu. O da ne diyebilirdi ki zaten.

Bölüm sonu

4 yorum