Okula girdik. Erkekler tuvaleti bir kat yukarıdaydı. O mervidenleri o kadar zor çıktım ki bacaklarımın titremesinden Tim'i bile düşürecektim. Zar zor çıktık. Elektrikler kesilmişti çünkü tuvaletin ışık sensörü çalışmıyordu. Tim tuvaletin önünde beni bekliyordu. Aynadan kendime baktım. Rengim akmış yok olmuştu. Sanki saatlerdir karanlık bir odada mahsur kalmıştım. Suyu açtım ve buz gibi suyu birkaç kere suratıma çarptım ama kendime gelmeye yetecek kadar işe yaramıyordu yine de öncekine göre iyiydim. Tekrar aynaya baktım. Sanki aynadaki kişi ben değildim. Bana neler oluyor? Başım dönmeye başlamıştı. Tuvaletten çıktım ve Tim'in kolunu tutup sıktım ve kulağına zorlukla fısıldadım. 'Hemen çıkalım okuldan lütfen.' Tim bana sorgulayıcı bir bakış atsa da soru sormadan kafasıyla onayladı ve merdivenlerden hızlıca indik. Okul binasından hızlıca çıktık ve okuldan uzak, sessiz bir yere doğru gittik. Bacaklarım beni taşımakta çok zorlanıyordu. Bir yer bile bulamadan çok yorulduğum her şekilde belli olduğu için Tim durdu, o durunca ben de durmuştum. Ona baktım. 'Neden durdun?' Tim bana endişeli şekilde bakıyordu. 'Çok yoruldun o yüzden burada dursak sorun olmaz bence.' Ona ters ters baksamda haklıydı, daha fazla yürüyebileceğimi sanmıyorum. Tim tehtit edercesine bana bakıyordu. 'Neler olduğunu anlat artık neden garipsin, neden benden korktun?' Sıkıntılı bir nefes verdim. Nasıl anlatacağımı hiç bilmiyordum. Sadece boş boş etrafa bakıyordum. Tim omzuma sertçe vurdu. Ona baktığımda kaşları çatılı şekilde bana bakıyordu. 'Cevap versene aptal!' Ses tonu bile sinirliydi paşamın. 'Tamam lan sakin ol anlatacağım sadece... kafam çok karışık ama anlatmaya çalışacağım.' Tim merakla beni dinliyordu-bir de öp beni sakinleştirmek için- Derin bir nefes aldım. 'Bu sabah okula geç kaldım tamam mı? Annemin tepkilerini biliyorsun zaten hala da aynı. Kendi kendime dedim ki zaten geç kalmışım bari aç aç gitmeyeyim. Mutfağa girdim tezgahta bir tane bıçak vardı ama bıçak böyle anlatabileceğim gibi bir şeye benzemiyor; sanki elime alsam kaybolacak gibi bir şeye benziyordu bende uzunca onu inceledim elime aldım ve bildiğim kadarıyla da evde böyle bir bıçağımız yok muhtemelen yeni almışlar. Neyse sonra bir şey yiyemeden evden çıktım çünkü fazla oyalanmıştım. Koştur koştur durağa gittim birkaç dakika sonra da otobüs geldi. Otobüste boştu oturdum bir yere müzik açayım dedim şoför ani fren yaptı oturduğum yerden uçtum sonra bir adam da dibimde durmuş bana elini uzatıyordu. Adamda simsiyah giyimli falandı baya tırstım açıkçası. Her neyse kalktım teşekkür ettim adamın arkasında bir şey belirdi ve bir anda bana doğru hareket etti elinde de o tezgahtaki bıçak vardı tam bana saldıracakken uyandım.' Tim son dediğime garip garip baktı muhtemelen anlamaya çalışıyordu. 'İçim geçmiş yani bunların hepsi rüyaymış otobüste hiç öyle bir adam da yoktu. Bahçede seni gördüğümde de ilk görünen şey o siyah adamdı o yüzden korktum yani seninle çok alakası yok. Korkuttuysam seni özür dilerim.' Tim beni teselli etmek için omzumu ovdu. 'Tamam kanka önemli değil ama zaten iyi görünmüyordun o yüzden merak ettim.' Onaylar şekilde kafamı salladım. 'Birazdan tekrar okula gidelim zaten birazdan bitecek çantaları alıp eve geçeriz.' Tim yavaşça ayağa kalktı ve benim de kalkmam için bana baktı. Ben de Yavaşça kalktım. Kendimi daha iyi hissediyordum. Aramızda konuşa konuşa okula yürümeye başladık.
Bölüm 4
Yoksa Başa Mı Döndük?
Bölüm sonu
4 yorum
Yeyeyeyeyeyeyey
Bir de öp beni sakinleştirmek için JKEFLIJBLNJGRJÇN HR
Uuuu
Kitap acilinden bitebilir mi artık okumadıkça rahatsız hissediyorum kendimi


