İçeriğe geç

Sessizliğin Ötesinde

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Sessizliğin Ötesinde

Bölüm 6

Bölüm 6– Sessizlikte Filizlenen Şeyler

Kütüphane, saatler ilerledikçe sessizliğin bile ses çıkarabileceği o ince çizgiye ulaşmıştı. Raflar arasında yankılanan en ufak bir yaprak hışırtısı bile duyulabiliyordu. Lina, elindeki not kağıdına bir kez daha baktı. Umut’un yazdığı o kısacık cümle, garip bir biçimde zihninde yer etmişti.

"Her şeyin farkındayım, ama bazen susmak en doğrusu."

Ne demek istemişti? Neyi fark etmişti? Lina'nın kafasında cevaplardan çok sorular vardı. Ama işin ilginç yanı, cevapları hemen öğrenmek istemiyordu. Merakının altında tatlı bir huzur vardı; sabırsız bir şekilde değil, sindirerek keşfetmek istiyordu bu çocuğu.

O günkü grup çalışmaları dağılmış, herkes yavaş yavaş kütüphaneden ayrılmaya başlamıştı. Lina, not defterini toparlarken yanına yaklaşan gölgeden habersizdi.

— “Sen hep böyle deftere not alarak mı çalışırsın?”

Lina başını çevirdi, Umut elinde bir kitapla yanında dikiliyordu. Sesi alçak ama sakindi, sanki sessizliğe saygı göstererek konuşuyordu.

Lina gülümsedi. “Yazmadan öğrenemem. Görmeden de... Sanırım beynim kalemle bağlantılı.”

Umut hafifçe başını salladı. “İyi bir alışkanlık. Yazdıklarını merak ettim.”

Bu cümle Lina’yı biraz tedirgin etti ama aynı zamanda içten bir sıcaklık da hissettirdi. Umut’un merakı sorgulayıcı değildi; bir şeyi öğrenmek için değil, anlamak için soruyordu. Bu fark çok büyüktü.

Bir süre beraberce kitapları toplayıp raflara dizdiler. Aralarında belirgin bir sessizlik vardı ama bu sessizlik rahatsız edici değildi. Aksine, Lina bu sessizliğin içinde Umut'u daha çok gözlemleme fırsatı buluyordu. Kitapları yerleştirirken baş parmağını kenarına koyuşu, önce kitabın raf numarasına göz ucuyla bakıp sonra yerine yerleştirişi... Hepsi dikkatini çekiyordu. Dikkat çekmek için yapılmamış, doğal şeylerdi. Ve Lina, bu doğallığa ayrı bir hayranlık duyuyordu.

Tam ayrılacakları sırada Umut, cebinden küçük bir şeker çıkardı.

— “Sen çayı şekersiz içiyorsun değil mi? Ama bu limonlu. Belki seversin.”

Lina'nın kalbi bir anlığına durdu sanki. Bunu ona söylememişti. Sadece birkaç kez yurttan termosla getirdiği çayda hiç şeker kullanmamıştı, hepsi bu.

Gülümsedi, dudaklarını ısırarak şekeri aldı.

— “Limonluyu severim. Ama... daha çok fark edilmek hoşuma gidiyor sanırım.”

O an göz göze geldiler. Kısa, ama anlamlı bir bakıştı. Ne aşkın telaşı vardı içinde, ne de kaçamak bir flört. Sadece... tanımaya dair sessiz bir sözleşme gibi.

Kapıdan birlikte çıktılar ama adımları birbirinden bağımsızdı. Aynı yolda yürüyorlardı, ama acele etmiyorlardı. Her biri, diğerinin yanında olmasına alışıyordu, yavaş yavaş, içten içe.

Ve Lina, o an şunu düşündü:

"Bazen hiçbir şey söylemeden, çok şey anlatabiliyormuş insan. Umut, tam da bunu yapıyordu."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.