"koçum sen hayırdır kimin kardeşine yanaşıyorsun" Poyraz abi sinirli sesiyle konuşmuştu. Onun bu halinden delicesine korkuyordu. Herkese zarar verebilirdi, ama bana zarar vermezdi değil mi yani sonuçta biricik kız kardeşiyim "abi benim ve Alara'nın arkadaşı Kaan" diye açıklama yapmaya çalıştı Tolga ama Poyraz abinin dinlediği yoktu. "abi Kaan benim çocukluk arkadaşım, doğum günüm için hediye almış bana" abi demem ile şoka uğradı ve bir anda yumuşadı "ama güzelim böyle olmaz ki, sen gidecektin diğerlerinin yanında bana abi diyecektin" çocukça söylemesine güldüm. "hadi gel eve gidelim" sonra Kaan'a döndü "sende kardeşime çok sırnaşma" bu çocukça tavrı beni güldürüyordu. Arabaya doğru giderken Poyraz abime döndüm "abi ben biraz yürüyüş yapacağım, siz gidin eve yarım saate gelirim" "güzelim Tolga'ya seninle gelsin" "yok abi, zaten yarım saate geleceğim, yorulmasın benim ikizim" Tolga gülümseyerek konuştu "prenses, ikizinide düşünürmüş" gülüşerek yollarımızı ayırdık. Canım çok fazla çikolata çekiyordu. Karşıda market görmüştüm. Bu arada hala beyaz güllerim elimde kolyede boynumdaydı. Yolun tam ortasındayken bana doğru gelen arabayı gördüm. Arabanın içinede gördüğüm yüz beni dumura uğrattı
Yağız...
Beni sevgilisi olmazsam okuldan attırmakla tehtid eden adam, şuan beni öldürmek ister eşine üzerime arabasını sürüyordu.
Tolga'nın Bakış Açısından
İçimde çok kötü bir his vardı. Alara'yı tek başına göndermem istemiyordum. Eve varmıştık abime döndüm "hediyeler hazır mı abi" "hepsi hazır tek Alara'yı bekliyoruz" şuan hepimiz salonda oturmuş Alara'yı bekliyorduk. Ev pembe renginde süslerle donatılmıştı ve salondan bahçeye açılan kapıya kocaman harfler ile 'iyiki doğdun Alara' yazılmıştı. Umarım beğenir. Pasta 3 katlıydı ve Alara'nın sevdiği gibi çilekliydi. Derken Aral abimin telefonu çaldı doktor arkadaşlarından biriydi. Telefonu açtı "efendim Metin" telefon hoperlörde olmadığı için duyamıyoruk "emin misin oğlum Alara olduğundan!" sesi telaşlı ve yüksek çıkmıştı. İçimdeki kötü hissin nedeni ikizime zarar gelmesiymiş. Ailecek ayaklanmamızla benimde telefonum çaldı arayan Kaan idi. Biliyorum, Kaan bize her zaman anlatmıştı, demiştiki 'ben sadece bir kadına aşık oldum o da çocukluğumdaydı, eğer bir daha karşılaşırsak ona evlenme teklifi ederim, ama karşılaşmazsak ömrümün sonuna kadar evlenmem' sözlerini tekrardan hatırlayarak çalan telefonu açtım. Telaşlı sesiyle konuşmaya başladı "Tolga hastaneye gelmelisiniz, Alara'nın durumu çok kötü, ben ne yapacağımı, kimi arayacığım bilmiyorum" "geliyorum" Aral abime döndüm. Bana bakıyordu, gözleriyle benim kalmamı söylüyordu "hiç öyle bakma abi, ikizimi yalnız bırakmam" onu dinlemeyecektim. Yıllar sonra bulduğum ikizim beni bırakmazdı değil mi? Arabalara bindik ve hastaneye doğru yola çıktık. O sırada Aral abim Alara'nın durumunu öğrenmeye çalışıyordu. Hastaneye vardığımızda ameliyat odasına doğru ilerledik. Ameliyat kapısının önünde dağılmış, gözleri kıpkırmızı olan Kaan'ı gördüm. "Kaan, durumu ne?" diye seslendiğimde kıpkırmızı gözleri bana döndü. "oğlum çok kötüydü... Her yeri kandı... Kurtaramadım... Yetişemedim.." Kaan böyle konuşunca hemen ona sarıldım "oğlum sanki bilmiyorsun benim ikizim çok güçlü, o herkesi gömer benden demesi" benim dediğime acı bir gülümseme sundu. Annem, babam, abilerim, ben ve Kaan hepimiz yıkılmak üzereydik. Saatler şu gibi akıp geçti. Ameliyathanenin kapısı açılınca Aral abimin arkadaşı Metin abi çıktı. "metin, kardeşim iyi mi? , bak bugün onun doğum günü. Yaşıyor değilmi" meti abi başını eğdi "maalesef, biz elimizden gelen herşeyi yaptık. Geldiğinde zaten nabzı neredeyse atmayacak kadar azdı. Alara'yı kurtaramadık" bu cümlesiyle beraber hastane koridorlarında annemin acı feryadı duyuldu.
Kaan'ın Bakış açısından
İçimde kötü bir his olduğu için Alara'yı takip etmiştim. Fakat geç kalmıştım. Benim çocukluğum öldü.
5 yıl sonra
Bugün Alara'nın doğum yıl ve ölüm yıl dönümüydü. O gün ona aldığım beyaz güllerden aldım. Yanıma da o gün Alara'ya verdiğim siyah kalp olan kolyeyi aldım. Mezarına vardığımda içimde kopan şeylere engel olamadım. Gözümden yaşlar akarken mezarın yanına oturdum ve ellerimle mezarının üzerindeki otları temizledim "bak güzelim sana beyaz gül getirdim. Birde bu kolyeyi getirdim. Sen farketmemiştin ama bu kolye açılıyor. Bak içinde küçüklük fotoğrafımız var. Ben 5 yıldır buna tutundum güzelim. Sen gidince herşey değişti. Annen ve baban 3 yıl önce vefat etti. Poyraz abin, sen gidince kendini spora verdi. Ateş abin, dayanamadı kansere yakalandı, yaşıyor ama yarı ölü. Aral abin, doktorluğu bıraktı, Rengin hoca ile evlendi, oğlu var bir tane. Aras abin, eski neşesini bulamadı, artık esprilerini yapmıyor ve psikolog olmak istemiyor. Tolga, hiçbir şey olmamış gibi davranıyor ama herşeyi belli ediyor, onunda içinde bir fırtına var. Ve ben, asla evlenmedim, hayallerimden vazgeçtim. Sensiz yaşamak çok zor." biraz daha Alara'm ile dertleştikten sonra mezarlıktan ayrıldım. Arabama bindim. Trafikte gelirken sağ taraftan üzerime doğru gelen kamyonu görmemle altında kalmam bir oldu. Sanırım Alaram'ım yanına gitme vaktim gelmişti.
Son