Ben onu abim gibi görürken nasıl sevebilirdim ki?
Ta ki bana olan bakışlarını farkedene kadar.
Bir anda her şey değişti.
Günün en güzel vakitleri kendimle zaman geçirmekti. Odamın aynasının önüne geçmiş kendime bakıyordum. Yeni aldığım mini elbiseyi giymiş, saçlarımı şekillendiriyordum.
Bugün benim doğum günümdü.
21 yaşında bir kız oluyordum artık. Arkadaşlarım ve sevgilimle buluşup kutlama yapıcaktık.
Takılarımı takarken odamın kapısı çalındı. "Gel."
"Erna, beeen geldim. Hazır değil misin hâla?"
Gelen kişi Aylin'di. Benim namı değer en yakın arkadaşım. "Hazırım ya işte."
"Ee daha makyajın yok, sakın yapmıcam deme gebertirim seni."
"Bi ruj sürerim, çıkarız."Aylin, makyaj yapmayı seven ve benim kuaförüm olmaya meraklı olan bi kızdı.
"Olmaz öyle şey, otur bakalım şuraya." Büyük ihtimalle beni yine jokere çevirecekti.
Rujumu sürerken bi andan cevap verdim. "Aylin, hadi çıkalım çok geç kaldık bidaha ki sefere valla sen yaparsın makyajımı."
Çantamı alıp odadan çıkmaya başladım. "Of iyi tamam, beni bekle."
...
Bara gelmiş oturuyorduk. Yanımda sevgilim Cengiz vardı. "Doğum günün kutlu olsun sevgilim."
Beni öpüp, doğum günü mü kutlarken gülümsedim, bana aldığı hediyeyi uzatarak sarıldı. "Teşekkür ederim canım."
Aylin iğrenerek baktı, Cengiz'i hiç sevmiyordu. Neden sevmediğini bilmesemde bir şey demiyordum.
"Hadi, Erna kalk oynayalım." 6. Kadehi kafama dikerken konuştum. "Tamam, geliyorum."
Aylin'le kalkıp dans etmeye başlamıştık. Başım fena halde dönüyor, midem bulanıyordu. Bünyem bu kadar fazla içmeye alışık değildi, ama bugün doğum günüm olduğu için kendi mi özgür hissetmek isteyip fazla içmiştim. Aylin çok kızsa da içmeye devam etmiştim.
Annem ile babam öğrense üzülür ve kızarlardı. Midem ağzıma gelirken koşa adımlarla lavobaya koştum.
"Erna, iyi misin?" Aylin yanıma gelmiş saçımı tutuyodu.
"Eve gidelim, çok kötüyüm."
"Tamam, taksi çağırıyorum hemen."başımla onaylayıp, ağzımı peçeteyle sildim.
Cengiz'le vedalaşmadan çıkışa doğru yürüdük. Taksi geldiğinde hemen eve doğru gittik.
"Of, lanet olsun ya ağabeyim kapıda." Kim olduklarına bakmak için başımı çevirdiğimde yüzünü tam seçemiyordum, Aran ağebey olduğundan emindim.
"Kanka, benim başım fena dönüyor." Kendimi düşüp bayılcak gibi hissediyordum
"Erna, sakın şimdi sırası değil."
Taksici ağabey artık inmemizi söylediği zaman mecburen arabadan indik.
Aylin, hemen beni evime doğru yürütmeye başlamıştı ki bi ses duyulana kadar.
"Nereden böyle kızlar?" Aran ağabey bize doğru yürüyordu.
Kafam yerinde değildi ama boku yediğimizin farkındaydım.
ARAN'DAN
Önümde yıllardır sevdiğim kız duruyordu. Ona bakarken bile içim gidiyordu. Şu an dağılmış bi haldeyken bile gözüme nasıl bu kadar güzel gelebilirdi aklım almıyordu.
Kız kardeşim konuşmaya başladı. "Ağabey bugün Erna'nın doğum günü olduğu için biraz eğlenmeye çıkmıştık."
Erna'ya baktığımda sarhoş olduğunu görmüştüm. Evet bugün onun doğum günüydü sevdiğim kız giderek büyüyordu ve beni hala görmüyordu.
Ona hediye almıştım ama vermeye çekiniyordum.
"Bara mı gittiniz siz?" Bara gitmeleri en son isteyeceğim şeydi ama gitmişlerdi, belliydi.
"Ağabey, şeyy..." söze bi anda Erna'm atladı.
"Evet gittik nolmuş?" Böyle bi tepki beklemediğim kesindi.
"Hadi gittiniz niye bu kadar fazla içtin kızım?"
"Doğum günüm olduğu için."
"Doğum günün diye bu kadar içmek zorunda mıydın ne diceksin şimdi annenlere?"
"Sana ne ya ne dersem derim bize karışma biz yetişkiniz farkındaysan."
"Ağabey o ne dediğini bilmiyo boşver sen onu." Zar zor gülümsemeye çalışıyordu canım kardeşim ona da sorucaktım eve geçince.
Yerinde duramadığı belliydi hemen şuracığa düşüp bayılıcaktı. İç çekip konuşmaya başladım. "Erna'yı anne babası bu şekilde görmesin bizim evde kalsın bu gece."
"Tamam ağabey." Mahçup olmuş ifadesini takınıp hemen eve doğru gitmeye başladı bi yandan da Erna'mı sürüklüyordu.
Parmaklarımı saçımdan geçirip bende eve doğru yürümeye başladım.
Eve girip Aylin'e Erna'nın anne ve babasını arayıp haber vermesini söyledim.
...
Sabah uyandığım da kendi evimde değildim.
Aylin'in odasında benim ne işim vardı? Dün ne olmuştu? En son hatırladığım şey Aylin'le deli gibi dans ediyo olmamızdı.
Ayağa kalkıp yürümeye başladım, Aylin'in odasında bulunan lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım. Sonra lavobadan çıktım.
Bir anda Aylin odaya girdi. "Uyanmışsın sonunda bi an kış uykusuna yattın sandım."
Telefonumu etrafta aramaya başladım. Masanın üstünde olduğunu görünce hemen alıp açmaya çalıştım ama kapanmıştı çoktan. "Şarj cihazını verirmisin annemi aramam lazım?" Aylin başıyla onaylarak şarj cihazını getirdi. "Al benim telefonumdan ara." Telefonumu şarja takıp annemi aradım.
Annemin 1 milyoncu azarını çekip telefonu kapattım.
"Onu bunu bırakta dün ne oldu onu anlat hiç bir şey hatırlamıyorum."
"Kanka, çok fazla içip sarhoş oldun sonra taksiyle eve gelirken ağabeyime yakalandık."
Aran ağabeye yakalanmamız kötü olmuştu, umarım salak salak haraketler yapmamışımdır. "Ee sonra ne oldu."
Aylin dudağını ısırıp utancağımdan emin olduğu konuşmamı anlattı.
"Nee cidden abine sana ne mi dedim of." Elimle yüzümü kapatmaya başlamışken Aylin konuşmaya başladı.
"Yani evet biraz öyle oldu. Neyse gel aşağı inelim annem hamur kızartması yaptı."
"Nee bunu şimdi mi söylüyosun." Hemen aşağı koşmaya başladım.
Merdivenlerden iniyodum ki koca cüsseli birisine çarptım. Yüzüne baktığımda bu Aran ağabeydi. Tıp fakültesini bitirmiş 25 yaşına gelmiş çok zeki bir adamdı. Yakında askere gidicek olmasının heyecanı vardı mahallede, evlenecek yaşa gelmiş olması ve yakışıklılığıyla mahallenin gözdesi olan birisiydi. Bütün kızlar peşinde koşarken tek bir kıza bile pas verdiğini görmemiştim.
Dün yaptığım kabalıktan ve şimdi çarpmamdan dolayı büyük bi utanç içine girip, yanaklarım kızardı.
"Nereye koşuyosun böyle?" Beni kolumdan tutmuş düşmemi engellemişti.
Birbirimize o kadar yakındık ki konuşurken nefesini dudaklarım da hissetmiştim. "Mutfağa koşuyodum da kusura bakma." Başımı eğmiş yere bakıyordum.
Sırıtarak konuşmaya başladı. "En sevdiğin şeyi duyunca koşarsın tabii."
Hamur kızartmasını sevdiğimi bilmesi garipti, ama önemli olan bu değildi kokusuydu. Kendime gelmem gerekiyordu acilen, kafamı sallayıp hemen uzaklaştım.
Etrafa baktığım da Aylin bizi izliyordu, utanmıştım.
O anda Meltem abla bizi mutfağa çağırdı. Üçümüz birden masaya geçip oturduk.
"Oo eline sağlık Meltem sultan." Diye konuştum
Meltem abla gülümseyerek "Afiyet olsun güzel kızım." Dedi
Herkes kahvaltısını etti. Sonra sofrayı toparladık. Eve gitmem lazımdı artık.
"Aylin, Meltem abla görüşürüz sonra ben gidiyim artık." Aran ağabey de benimle birlikte kapıya doğru yürüyordu.
"Tamam, kızım sonra tekrar annen ile beraber gel." Dedi Meltem abla. Ben de gülümseyerek konuştum. "Gelirim tabii, hadi görüşürüz." Meltem ablayı öpüp kapıdan dışarı çıktım.
"Ben de işe gidiyim artık, hadi görüşürüz." Annesi ve kardeşini öpüp o da dışarı çıktı.
Kapıya ayakkabılarımı giyerken Aran ağabeyde beni izliyordu. "Dün konuşma tavrım kabaydı kusura bakma Aran ağabey."
ARAN'DAN
Ağabey lafını duyunca yine yüzüm düşmüştü. Bu kız beni ağabey hariç başka hiç bi konumda görmüyordu, oysa ben onu her durum da düşünüyor, aklımdan hiç çıkarmıyordum.
"Yok ne olucak benim ile konuşurken samimi olabilirsin." Erna'm ile doğduğundan beri tanışıyorduk ama hala bana karşı mesafeliydi. Öyle olmasın istiyordum, bana derdini anlatsın istiyordum.
"Öyleyim zaten." Kirpiklerini kırpıştırıp gözlerimin içine odaklandı. Ona doğru çekilmekten kendimi alamıyordum, ben bu kıza ölürdüm. Böyle düşünmem çok yanlıştı. Onun sevgilisi vardı ve sevgilisi olan kıza böyle düşünceler hissetmek bana yakışmazdı.
"Benle arkadaş gibi konuşabilirsin beni bir ağabey olarak görmeni istemiyorum, bi sorun olursa ilk geliceğin kişi ben olayım, olur mu?"
"Peki, sen nasıl istiyorsan." Bana o güzel gülümsemesini sundu. Anlık gözlerim dudaklarına gitsede hemen geri çekmiştim. Tam o sırada Aylin Erna'yı yolcu etmek için kapıya çıktı.
Aylin ikimize bakarken arkama doğru çevirdi başını. Arkamı döndüğümde Cengiz denen lavuk duruyordu.
Cengiz bana bakarak Erna'm ile konuştu. "Canım, bu adamda kim?"
Dalmamak için kendimi zor tutuyordum. "Arkadaşımın ağabeyi, hayatım da senin burda ne işin var?"
Sadece tek bir kelimeye odaklanmıştım, hayatım. Ben onun her zaman arkadaşının ağabeyi olarak kalıcaktım.
"Buralarda işlerim vardı arabada geçerken seni gördüm dün bir an da gittiniz, telefonlarınızı da açmadınız, ne oldu?" Dedi ve gidip Erna'mın yanağından öptü.
Ben ise uzaktan izledim...