İçeriğe geç

Sessiz Şehir

Bölüm 3 · 1 dk okuma

Sessiz Şehir

Bölüm 3

​📖 Bölüm 3: Fısıltıların Çağrısı

Dar sokağın köşesini dönüp bir çöp konteynerinin arkasına sindim. Kalp atışlarım, bu dünyanın tek gürültüsüymüş gibi kulaklarımda uğulduyordu. Ayak sesleri yaklaşıyordu; ağır, ritmik ve acımasız.

​Tık... tık... tık...

​Sessizliğin içinde bu ses, bir idam mahkumunun son adımları gibiydi. Nefesimi tuttum. Kasklı figürlerin durduğunu duydum. Yaklaşık on metre ötemdeydiler. Kendi aralarında, kasklarının içinden gelen o cızırtılı, dijital bir dille konuştular. İnsan dili değildi, bir kodlama sistemi gibiydi.

​Tam o sırada, arka cebimdeki telefonumun titrediğini hissettim. Sessizliğin ortasında bir atom bombası etkisi yaratacak kadar şiddetli bir sarsıntıydı. Panikle telefonu çıkardım; ekran ışığı karanlık sokağı aydınlatırken, gelen mesaja bakmak için zamanım yoktu. Telefonu kapattım ama çok geçti.

​"Burada," dedi bir ses. İnsani, ama derin ve mekanik bir tınısı vardı.

​Bir anda sokağın ışıkları söndü. Kaçacak bir yerim kalmamıştı. Tam teslim olmayı düşünürken, yan binanın paslanmış yangın merdiveninden bir el uzandı ve ağzımı kapattı. Beni yukarı, karanlığın içine çekti.

​"Konuşma!" diye fısıldadı kulağıma biri.

​Ses... Bu sadece bir fısıltı değildi. Bu bir insanın sesiydi. Ses tellerini kullanan, titreşimi olan, canlı bir ses. Aras olarak bu sessiz dünyada tek başıma olduğumu sanıyordum ama yanılmıştım.

​Beni çatıya çıkardığında, karşımda duran siluete baktım. Yüzü kapüşonla örtülüydü ama gözlerindeki o korku-heyecan karışımı ifadeyi tanıyordum. Bu ifade, benim aynamdı.

​"Sen de..." dedim, sesim titreyerek.

​"Şşşt," dedi, elini tekrar dudaklarıma koyarak. "Onlar sadece sesi duymazlar, sesi takip ederler. Artık sadece senin değil, benim de başım dertte."

​GölgeKalem Notu: Sessiz Şehir'de artık bir yoldaşımız var! Ama bu yabancı güvenilir mi? Yoksa bizi daha büyük bir tuzağın içine mi çekiyor?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.