sabah başımı şişiren bir sesle uyandım ışık gözümü aldığından dolayı gözlerimi aralayamıyordum bile.
"ipek kapat şu ışığı!"
ipek hayla gözümün önünde bağıra bağıra şarkı söylüyordu. o söylerken benim keçilerimi kaçırmama az kalmıştı.
ayağa fırladım ama hayla gözümün önünü göremiyordum çünkü bu sefer ani kalkışımdan dolayı gözlerimin önü kararmıştı. dışardan sarhoş gibi göründüğüme emindim. son anda ipek beni tutmasaydı yere kapaklanırdım büyük bir ihtimalle.
"ipek bune sabah sabah ya?"
ipek önümde dururken onu süzdüm.
benden uzun olmasada ince ve uzun bacakları vardı. üstüne giydiği sarı çiçekli mini eblise ile gerçekten çok güzel ve bir o kadar da sevimliydi. kızıl ve omzuna gelen hafif dalgalı saçlarına baktım ve her zamanki gibi çok ama çok güzeldi. küçüken onun saçlarını kıskandığımdan dolayı saçını bana ver diye çekiştirir dururdum bu anıları hatırlayınca yüzümü buruşturdum. ipek in yüzündeki gülümseme gidip yerine heyecanlı ve de meraklı gözlerle bana bakıyordu.
"olmamış mı bilge?"
sol elimi belime koydum. diğer elimle çenemin ucunu baş parmağım ve işaret parmağımın arasına sıkıştırdım. bugün yani saat öğlen 1 de buluşmak üzere ipek ve taylanın seçtiği bir kafeye gidecektik. oraya hem benim taylanla tanışıp kaynaşmam için hemde taylanın yanında gelen çocukla tanışmam için. azından bana öyle söylenmişti. şarkının sözleri ile birlikte ipek in elinden tutup kendi etrafında döndürdüm.
"hey seni yerler yerler seni ham yapar bu zilliler"
"yaylanmadan yürü yoksa günah bizden gider"
ipek in elini bırakıp gardolabıma doğru gittim. çekmeceyi açtım ve içinden küçük mini bir eblise çıkardım. ama hayla sözler devam ediyordu
"bu kadar cilvesi olur mu erkeğin delikanlı mısın kız mısın?"
"anlayalım artık hop usta sen başımıza bela mısın?"
üstüme düz siyah mini bir eblise giymiştim. saçlarımı sıkıca at kuyruğu yaptım. yüzüme biraz kapatıcı sürüp gözlerime koyu bir far sürdüm. maskara mı ve olmazsa olmaz kıpkırmızı olan rujumu sürdüm. ben aslında uzun zamandır sevgili yapmamıştım. bide üstüne ipek in sevgilisi yanında ev arkadaşını götürüyordu. evet ipek beni bu yüzden götürüyordu. aslında bu kadar hazırlanmazdım. kot ve tişört giyer çıkardım fakat yine ipek hanımın eli ayağı durmadığı için belki o çocukla oluruz diye beni süslemeye karar vermişti ama ben onun eline düşmeden kendim hazırlanmıştım zaten. ben makyajıma geçtiğimde ipek sıkılıp mutfağa gitmişti. saate baktığımda neredeyse 12 ye geliyordu. ağzım açık kaldı ve hemen telaşla rujum ile aynı renkte olan çantamı elime kaptım. içine telefonum ve cüzdanımı alıp mutfağa koştum. ipek birşeyler atıştırmış ve mutfağı toplamıştı. beni görünce ellerini havlu ile kuruladı ve benim elimi tutup beni dış kapının önüne getirdi. elime siyah kürkümü verdi. kendisi ise siyah bir deri ceket giydi. ipek beyaz bir spor ayakkabı giymişti. bense ince topuklu ayakkabılarımı. biz merdivenlerden inerken ipek telefonundan biri ile mesajlaşıyordu. büyük ihtimalle sevgilisi taylan ile konuşuyordu. dışarı çıktığımızda siyah ve parlak bir volkswagen vardı.
-BÖLÜM SONU-