İçeriğe geç

Sessiz Küller

Bölüm 16 · 3 dk okuma

Sessiz Küller

Bölüm 16

16. Bölüm

~Kırmızı Saat~

Silah sesi otobanın üzerinde yankılandığında, vurulan kişi Eren değildi.

Leyla, elindeki tabancayla korumayı tam kalbinden vurmuştu. Koruma cansız bir şekilde çamura yığıldı. Leyla silahı düşürdü, titreyen elleriyle Eren’e doğru koştu, ona sıkıca sarıldı.

"İyisin... İyisin değil mi?" dedi Leyla hıçkırarak.

Eren, Leyla’yı göğsüne bastırdı: "İyiyim Leyla... Senin sayende."

Polis araçları ve özel harekat timleri olay yerine ulaştı. Musa Müdür kelepçelenerek gözaltına alındı. Ancak Musa kelepçelenirken Eren’e bakıp delice bir kahkaha attı.

"Kandın Eren!" diye bağırdı Musa, polis arabasına bindirilirken. "Beni yakaladın ama şehri kurtaramadın! Saat işlemeye başladı!"

Eren hemen Musa’nın yanına koştu, yakasından tuttu: "Ne saati?! Ne saçmalıyorsun sen?!"

Musa kanlı dişlerini göstererek gülümsedi: "Emniyet Merkez Binası... Alt kattaki delil deposu. Ceylan’ın ve katillerin tüm delillerinin toplandığı yer. Oraya büyük bir hediye bıraktım. Kırmızı Saat sıfırlandığında, şehir merkezindeki tüm bina havaya uçacak! Ve içindeki yüzlerce insanla birlikte Leyla’nın babasının dosyası da kül olacak!"

"Seni aşağılık pislik!" Eren Musa’ya bir yumruk salladı ama polisler araya girip Musa’yı arabaya bindirdiler.

Eren saatine baktı. Gece 03:45.

"Musa yalan söylemiyor olabilir Eren," dedi Leyla panikle. "Delil deposunda gece vardiyasında çalışan onlarca personel var!"

"Hemen gitmemiz lazım!" dedi Eren.

Eren ve Leyla, polis otolarından birini alarak sirenleri açıp şehir merkezine doğru gaza bastılar. Yağmurlu yolda araba adeta uçuyordu.

Emniyet Merkez Binası’na vardıklarında saat 03:55’ti. Sadece sekiz dakika kalmıştı.

Eren binaya girip bağırdı: "BİNAYI BOŞALTIN! BOMBA VAR! HERKES DIŞARI!"

Binadaki polisler ve personel panik içinde dışarı kaçışmaya başladılar. Eren ve Leyla ise merdivenlerden aşağı, en alt kattaki eksi üç seviyesindeki delil deposuna doğru koştular.

Deponun ağır çelik kapısını kırarak içeri girdiler. Rafların arasında, kilitli bir çelik kasanın üzerinde dijital kırmızı ekranlı bir bomba mekanizması duruyordu.

04:12... 04:11... 04:10...

Bomba, askeri düzeyde C-4 plastik patlayıcıyla hazırlanmıştı. Kablolar karmaşıktı.

Leyla bombaya yaklaştı, gözleri korkuyla açıldı: "Bu... Bu karmaşık bir düzenek Eren. Yanlış kabloyu kesersek anında patlar!"

"Leyla, sen dışarı çık!" dedi Eren, Leyla’yı iterek. "Bunu ben hallederim!"

"Saçmalama! Seni burada bırakmayacağım!" dedi Leyla gözyaşları içinde. "Birlikte geldik, birlikte çıkacağız ya da birlikte öleceğiz!"

Eren bombanın üzerindeki kabloları inceledi. Mavi, kırmızı, sarı ve siyah kablolar vardı. Zaman hızla akıyordu.

01:30... 01:29...

"Leyla, bomba düzeneğini incele," dedi Eren. "Musa’nın babamın davasında kullandığı o eski kodu hatırlıyor musun? Adli tıp kodunu?"

Leyla bir an düşündü: "Evet! 042! Ahmet Bey’in mahkeme sicil numarası!"

"Kabloların üzerindeki direnç sayılarına bak!" dedi Eren cebinden çıkardığı penseyle.

Leyla feneri kablolara tuttu: "Mavi kabloda 04 yazıyor! Sarı kabloda 2!"

00:25... 00:24...

Zaman tükeniyordu. Son yirmi saniye. Bina tamamen boşaltılmıştı, içeride sadece iki ruh kalmıştı.

Eren pensesini mavi kabloya getirdi. Leyla Eren’in koluna sarıldı, gözlerini kapattı.

"Seni seviyorum Leyla," dedi Eren fısıltıyla.

"Ben de seni seviyorum Eren..."

Eren pensesiyle mavi ve hemen ardından sarı kabloyu aynı anda kesti.

00:03... 00:02... 00:01...

Dijital ekrandaki kırmızılı rakamlar bir anda dondu. 00:01’de kaldı. Bip sesi kesildi.

Oda derin bir sessizliğe büründü.

Leyla gözlerini açtı. Ekrandaki durmuş rakamlara baktı. Ardından Eren’e sarılarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Eren pensesini yere düşürdü. Sırtını soğuk beton duvara dayadı. Göğsü hızla kalkıp iniyordu. Ölümün eşiğinden bir kez daha dönmüşlerdi.

"Bitti..." dedi Eren, Leyla’nın saçlarını öperek. "Bu kez gerçekten bitti."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.