İçeriğe geç

Sessiz İzler

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Sessiz İzler

Bölüm 2

II. BÖLÜM

Boş bir ara sokakta birbirimize bakıyorduk. Bir kaç dakika önce yakından incelemiştim bu gözleri. Uzun süredir neden peşimdeydi? Beni neden takip ediyordu? Neden eski sevgilim öldüğünden beri takip ediyordu? Onunla bir alakası mı vardı? Özellikle bu adam kimdi? Önceden tanıdığım birisi mi? Evet, bu adam kafeye gelen adamdı.

Düşünce selinden çıkıp sormaya karar verdim. İlk gördüğüm şey ela gözleriydi. Gözleri acaba küçükken de mi böyleydi? Acaba renkli gözler onlarda genetikmiydi? Bu salak düşünceler nerden geliyordu bilmiyordum. Ama geliyordu bir yerden işte. Bu saçma düşünceleri bırakıp artık sormalıydım. Tam konuşacakken alaylı bir şekilde "Beni bu kadar hızlı yakalayacağını bilmiyordum,"dedi." Sandığımdan daha zekisin" diye devam ettirdi. Dudaklarım kıvrıldı "Bunu iltifat olarak sayıyorum" dedim. Zaten ciddi olamayan biriydim, karşımdaki de ciddi olmayınca hepten gidiyordu. Ve bu adamın ciddi olmaya hiç hevesi yoktu. Gülümsememi silmeye çalıştım ve ciddi bir ifadeyle - öyle olduğunu düşünüyorum - baktım.

"Şimdi, aklımda bir sürü soru var. Ama teker teker soracağım." Rahat tavrını koruyarak, kafasını salladı ve onayladığını belirti. "Öncellikle," nefesimi verdim. "Sen kimsin?" sesim meraklı çıkmıştı. Daha fazla uzatmak istemezmiş gibi "Adım Altemur, Altemur Acar" dedi. Ciddiyetimi koruyamarak yine güldüm ve "Normal bir tanışma olması adına, adımı bende söyleyeyim," dedim. "Lavinya, soyadıma gerek yok diye düşünüyorum ama olsun, soyadım Tunay" lafı çok uzattığımdan emindim ama Altemur bundan şikayetçi değil gibi duruyordu. Aksine eğleniyor gibi görünüyordu. "Boynumu sıkmayı bırakırsan daha normal bir tanışma olabilir gibi" dedi. O söyleyene kadar boynunu sıktığımı hatırlamıyordum, kolumu biraz gevşettim. Masum bakışlarının esiri oldum ve kolumu tamamen indirdim. Ciddi ifademi takındım ve soru sormaya devam ettim.

"Beni 3 ay önce takip etmeye başlayan sen miydin? Neden beni takip ediyorsun?" diye sorumu yeniledim. Bu sorumun ardından düşünceli bakmaya başladı. Bana söylemek ve söylememek arasındaydı. Aklımda çeşitli çeşitli sorular vardı. Bunların hepsini cevaplamazdı belki ama biraz bilgi alsam benim için yeterliydi.

Kararsız bir şekilde "Bu bilgiyi seninle henüz paylaşamam ama zamanı geldiğinde hepsini öğreneceksin. Benden herhangi bir bilgi almak için can atıyorsun biliyorum ama öğrenmen için daha zaman var" dedi. Altını şuanlık pek kurcalamayacağım ama zamanında söke söke bilgimi alırdım ben. Üzülmüş gibi bir ifade takınıp, rol yaptım. Onu şuan tutmuyordum, beni itekleyip kaçabilirdi ama bunu başından beri yapmamıştı. Birkaç adım geriye giderek, onu serbest bıraktım. Acayip bir güven veriyordu. Bu güvenin temeli nereye dayalıydı bilmiyordum. Hiç beklemediğim bir anda sesini duydum.

"İsmin güzelmiş, Lavinya" dedi. Kafamı kaldırdığımda gülümseyen yüzünü gördüm. Gözlerinin içi gülüyordu. Sanki içinden ismimi defalarca nüksediyormuş gibi çıkıyordu sesi. Gülümsemesine katılarak "Teşekkür ederim, seninki de öyle Altemur" bu ismini ona ilk söyleyişimdi. Yüz ifadesini kontrol etmek için yüzüne baktım. Rahatsız olmuş gibi durmuyordu. Aksine mutlu olmuş gibi gözüküyordu. "Adının anlamı, zarif ve narin demek değil mi? Gerçi iki tane anlamı var biri, zarif ve narin diğeride ölümcül çiçek demek" dedi. Adımın anlamını bilmesine şaşırdım,normalde insanlar sadece bir çiçek adı olarak biliyorlardı. Bunu araştırmış olabilirmiydi. Sorma gereksinimi duyarak "Bu kadar bilgiyi nerden biliyorsun?" dedim. Söyleyip söylememekte biraz kararsız gibiydi. Ama gülümsemesi hala yerli yerindeydi. "Bari bunu söyle, diğerlerinin zamanı olduğunu söylüyorsun. Yoksa bunada mı zaman biçtin?" bu konuda ısrar etmekte kararlıydım. Tam söyleyecekti ki telefonum çalmaya başladı.

Telefonu kabanımın cebinden çıkarıp baktım, Deniz arıyordu. Hızlıca telefonu açtım bu saatlerde genellikle aramazdı. Aramayı açtığım gibi endişeli sesini duydum. " Lavinya, nerdesin" fısıldıyordu. "Dışardayım, bir sorun mu var" diye sorduğumda derin nefesler alıyordu. "Deniz, nerdesin, ne oldu, başına bir şey mi geldi?" diye bağırdığımda Altemur'un elini omzumda hissettim, bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama şu an anlamıyordum. Ne yapacaktım şimdi? Resmen beynim durmuştu, düşünemiyordum. Ne yapmalıydım? Ben bunları düşünürken telefondan bir şeylerin düşme ve kırılma sesleri geldi, ardından hemen Deniz'in çığlık sesleri kulağımı doldurdu ve telefon kapandı. Telefon kapanınca resmen "Deniz" diye haykırdım.

Altemur kollarımda sarmaya başlayınca kendime geldim. "Şu an mamtıklı olmalıyız burda bekleyip ağlaman senin için vakit kaybı" Altemur bunları bana söylüyor olmalıydı. Onun söylediklerine kulak asarak "Evet evini biliyorum, buraya 10 dakika uzaklıkta, oraya yetişmeliyiz" dediğimde ayağa kalktım, ne ara yere düştüğümü fark etmemiştim. Koşmaya başladığımda Altemur'da peşimden koşmaya başladı.

Yaklaşık on dakika koştuktan sonra apartmanın girişine varmıştık. Hızlı bir şekilde merdivenlerden çıktık. Kapısının önüne geldiğimzde kapı kiltliydi ve Deniz dışarıya anahtar bırakmazdı. Evinin anahtarları şuan yanımda değildi. Ne yapacağımı düşünürken arkadan Altemur'un "Bana bırak ben hallederim" diyen sesini duydum. Beni bir kaç adım geriye çekti ve kapıya sert bir tekme attı. Kapı büyük bir gürültüyle açıldığında koşar adımlarla içeri girmeye çalıştım. Fakat kapının önünde durdum, daha yeni tanışmış olsakta içeride ne olduğunu bilmediğim için Altemur'un eline uzandım. Elimi ittirmesini bekledim fakat yapmadı o da benim elimi tuttu ve sıkıca kavradı.

Kapıdan içeri büyük adımlarla girdim fakat, ne evin içinde ışık vardı ne de bir kaç dakika önce konuştuğum Deniz'in sesi vardı. Belki de kendimi görebileceklerime hazırlamam gerekiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.