Kadınların öfkesi hep yanlış anlaşıldı.Ya görmezden gelindi ya da korkutucu bulundu. Bir kadının sesini yükseltmesi “abartı”, susması ise “olgunluk” sayıldı. Oysa öfke, bir sınır ihlal edildiğinde ortaya çıkan en dürüst duygudur.Kadınlar çoğu zaman öfkelenmemeyi öğrenir. Çünkü öfke, başına daha fazla şey gelmesine neden olabilir. Bu yüzden kadınlar öfkelerini bastırır, içlerine atar, susturur. Ama bastırılan her duygu gibi öfke de kaybolmaz. Şekil değiştirir. Yorgunluğa, tükenmişliğe, kendinden vazgeçmeye dönüşür.Kadın cinayetlerinden sonra sorulan sorular hep aynıdır: “Neden ayrılmadı?”, “Neden o an kaçmadı?”Bu sorular, öfkeyi yanlış yere yöneltir. Asıl öfkelenilmesi gereken sistem, çoğu zaman kadının omuzlarına yük bindirir. Oysa bir kadının hayatta kalmak için verdiği kararlar, dışarıdan göründüğü kadar basit değildir.Bu bölüm, kadınların öfkesini savunmak için yazıldı.Çünkü öfke, bir kusur değildir.Bir uyarıdır.Bir alarmdır.Bir “buraya kadar” deme biçimidir.Kadınların öfkesi bastırıldıkça, şiddet normalleşir. Çünkü sessiz kalınan her şey, tekrar eder. Bu yüzden öfke, kadınlar için sadece bir duygu değil; bazen hayatta kalma refleksidir.Sessiz Güç, öfkeyi yok saymaz.Onu anlamaya çalışır.Çünkü bazı kadınlar bağırarak değil, öfkelerini içlerinde tutarak ayakta kaldı.Ve belki de artık şunu söylemenin zamanı gelmiştir:Kadınların öfkesi tehlikeli değil.Onu yok sayan düzen tehlikelidir.
Bölüm 3
Öfkenin Adı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.