Elif sabahları hep aynı şekilde uyanırdı. Alarm çalmazdı çoğu zaman; zaten gece pek uyuyamazdı.
O sabah da gözlerini açtığında odası yarı karanlıktı. Perde aralığından içeri sızan solgun ışık, duvarlara sessiz gölgeler düşürüyordu. Elif bir süre tavana baktı. Kalkmak istemiyordu. Ama kalkmazsa da hiçbir şey değişmeyecekti.
Sessizce doğruldu. Evde fazla ses çıkarmamaya alışmıştı. Çünkü sessizlik, onun için bir kural değil, bir zorunluluktu.
Mutfağa gittiğinde annesi çoktan ayaktaydı. Yüzü her zamanki gibi yorgun ve düşünceliydi.
“Okula geç kalma,” dedi annesi sadece.
Elif başını salladı. Cevap vermedi. Zaten bazen kelimeler gereksiz gelirdi. Çünkü evde söylenen her şey, söylenmeyenlerden daha ağırdı.
Kahvaltı yapmadı. İştahı yoktu. Çantasını alıp kapıya yöneldi.
Tam çıkarken arkasından bir ses daha geldi:
“Dikkatli ol.”
Bu cümle normalde sıradan olurdu. Ama Elif için her zaman farklıydı. İçinde hem bir uyarı hem de anlatılmayan bir şey vardı. Ne olduğunu asla tam çözemediği bir şey.
Okula vardığında koridor her zamanki gibi gürültülüydü. Arkadaşları gülüyor, konuşuyor, koşuşturuyordu. Elif ise kalabalığın içinde yürüyen bir gölge gibiydi.
Onu fark eden çok az kişi olurdu.
Sınıfa girdi, en arka sıraya oturdu. Defterini açtı ama yazmadı. Kalemi sadece elinde tuttu.
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir gündü. Sıradan bir okul sabahı.
Ama Elif’in içinde hiçbir şey sıradan değildi.
Öğleye doğru Türkçe dersinde öğretmen yeni bir konu verdi: “Duygular ve Anlatım”.
“Bir sayfa yazı yazacaksınız,” dedi öğretmen. “İçinizde kalan bir şeyi anlatın.”
Sınıfta sesler yükseldi. Kimisi şikayet etti, kimisi gülüştü.
Elif hiçbir şey demedi.
Ama o an içinde tuhaf bir şey oldu.
Sanki uzun zamandır kilitli duran bir kapı, çok hafif aralandı.
Kalemi deftere değdi.
İlk cümleyi yazdı.
Sonra ikinciyi.
Ve üçüncüde artık duramadı.
Yazdıkları ne hikayeydi ne de tamamen gerçekti.
Ama ikisinin arasında bir yerdeydi.
Zil çaldığında herkes defterini kapattı.
Elif ise son cümleye baktı:
“Bazen en çok bağıran şey, hiç duyulmayan sessizliktir.”
Kalemi yavaşça bıraktı.
O an fark etmedi ama…
Bu yazı, bir şeyleri değiştirmeye başlayacaktı.