"Heyy dünyadan İpek'e"
Daldığım duvardan kafamı Pelin'e doğru çevirdim. Kafamın dağılması için Pelin'le yeni bir diziye başlamıştık. Hiç işe yaramamıştı.
"Takma kafana canım yine barışırsınız."
Diyerek beni teselli etmeye çalıştı. Ancak artık bir şeyler farklıydı. Murat'la ilişkimizin her döneminde ayrılıp barışmalar yaşıyorduk. Ancak son birkaç aydır sanki benden kurtulmak istiyor ama doğrudan git diyemiyor gibiydi. İlişkimizin başlarında kavga ettiğimiz zaman dayanamayıp arar veya gönlümü almak için çaba sarf ederdi. Ancak son birkaç aydır hem durduk yere kavga çıkartıyor hem de barışmamız umrunda değilmiş gibi davranıyordu.
"Kızım mesajıma bile dönmüyor. Ayrılıp barışmaya o kadar alışmışım ki tekrar dönmesi zorunlu gibi hissediyorum kendimi. Aslında ben de bu durumdan çok yoruldum."
Diyebildim zar zor. Son cümleyi söylerken sesim kısılmış ve büyükçe bir yutkunmuştum.
"Ya şapşal şey gel buraya"
Diyerek beni kollarının arasına aldı. Pelin'in sıcaklığıyla gözümden birkaç damla yaş döküldü. Hemen sonrasında kendime geldim ve doğrularak;
"Canım diziyi de hiç izleyemedim kusura bakma."
Diyebildim. Ama kırılmayacağını biliyordum. Çok uzun zamandır en yakın arkadaşlardık ve Pelin çok anlayışlı biriydi. Daha 9. sınıfın ilk gününde yanıma gelmiş ve sohbet etmiştik. Ben utangaç biri olduğumdan ilk başta bu cana yakın tavrına şaşırmış olsam bile bunun Pelin'in karakteri olduğunu anlamam çok sürmemişti. Daha o yıllardan birlikte eve çıkma hayalleri kuruyorduk. Sonunda gerçek olmuştu ve hayatta en değer verdiğim arkadaşımla birlikte aynı evde kalıyorduk.
"Lafı olmaz canım"
Dediği sırada telefonu çaldı. İlginçti. Telefonunun normal zil sesinin bu olmadığını adım gibi biliyordum. Son birkaç aydır bu farklı zil sesiyle rasgele saatlerde telefonu çalıyor ce her çaldığında hemen meşgule atıyordu. Sonrasında ise birkaç dakikaya bir bahane uydurup yanımdan uzaklaşıyordu. Sebebini anlayamıyordum ama sormamıştım da. Uzun zamandır birbirimizden hiçbir şey saklamadığımız için önemli bir şey değildir diye düşünüyordum. Bir de malum özel durumu vardı. Ailesiyle arası kötüydü. Bazen ona harçlık bile atmadıkları oluyordu. Ailesinin ne yapacakları hiçbir zaman belli değildi. Neyse ki kendi ailemin gönderdiği para geçinmemize yetiyordu ve bunu dert etmiyorduk. O yüzden ailesiyle ilgili bir şey olabileceğini, anlatacağı doğru zamanı beklediğini düşündüğümden sormuyordum. Ama içimde kötü bir his vardı. Çok geçmeden ayağa kalktı.
"Canım dizi de hiç sarmadı zaten. Ben bi sigaraya çıkıyorum."
Dedi.
"Hırkanı al bak hava esiyor."
Derken odadan çıkışını izledim. Sonrasında saate baktım. Çoktan gece yarısını geçmişti.
"Ahh İpek Ahh sen gece yarılarına kadar yazacak mı diye bekle Murat Bey mesajına bile bakmasın."
Diye söylenerek önce banyoda bakımımı yaptım sonra da yatağıma uzanıp uyudum.
DIIIIITTT DIIIITTTT DIIIITTT
Lanet alarmın sesiyle uyanmıştım. Hızlıca doğrulup alarmı kapadım ve ilk iş Murat cevap vermiş mi diye mesajlarıma baktım.
"Aşkım üzgünüm bugün okul çıkışında Manolya kafeye uğra söz telafi edicem."
Yazmıştı. Bu çocuk benimle dalga mi geçiyor der gibisinden surat ifadesiyle telefona bakakaldım. Cevap yazmayacaktım. Günlerdir nasıl olduğumu bile merak etmemiş üstüne mesaja bile hiçbir şey olmamış gibi aşkım yazarak başlamıştı. Şaka mı yapıyordu? Diye düşünürken birden Pelin'in sesini duyar gibi oldum. Ses mutfaktan geliyordu. O kadar kısık sesle konuşuyordu ki duyabilmek için nefesimi tuttum.
"Bugün üçe kadar benimsin"
Çok şaşırmış aynı zamanda heyecanlanmıştım. Pelin'in sevgilisi mi vardı? Benimsin diye başka kime söylüyor olabilirdi ki? Tüm kız arkadaşlarımız ortaktı ve genelde toplu olarak buluşurduk. Anlık heyecanla birden mutfağa daldım. Pelin korkuyla birden telefonu kapadı ve bir çığlık attı. Dayanamayıp bir kahkaha patlattım ve
"Canım bi su vereyim çok mu korktun"
Dedim dalga geçerek.
"Gül sen gül. Arkadaşın kalpten gidiyor sen gül anca."
Diyerek o da gülmeye başladı. Bir süre çığlığıyla dalga geçtikten sonra telefonu aniden kapatması aklıma geldi ve
"Biriyle mi konuşuyordun bu arada?"
Diyebildim.
"Hayır canım sana öyle gelmiş galiba."
Diyerek cevap verdi. Bu cevaba o kadar şaşırdım ki kaşlarımın tavana kadar çıkmasına engel olamadım. Benden ne gizliyordu? Bir sevgilisi varsa bu duruma en çok ben sevinirdim. Ancak anlatmak istemiyorsa zorlayacak değildim ve hiçbir şey yokmuş gibi devam ettim.
"Neyse kanka ben okula hazırlanayım bugün çok yoğunum."
Diyerek havaya bir öpücük attım ve odama döndüm.