Feray’dan Hastane odasının sessizliği içimi kemiriyordu. Gözlerimi kapatınca bile o anın görüntüleri gitmiyordu. Boğazımdaki acı, ellerimin titremesi, nefesimin kesilişi… Hepsi yeniden yaşanıyordu sanki. Uyandığımda karşımda Dağhan abimi gördüm. Gözleri üzerimdeydi ama kelimeleri yoktu. İkimiz de susuyorduk. Ama sessizliğimiz anlatıyordu ne yaşadığımızı. Bedenim yorgundu ama asıl yorgunluk içimdeydi. Sanki biri içimdeki tüm umutları söküp almıştı.“İyiyim” demek istedim ama boğazımdan bir kelime bile geçmedi.Dağhan abim başını hafifçe eğip, “Uyuyabiliyor musun?” diye fısıldadı.Başımı iki yana salladım. Uyku bana çok uzaktı. Her gözümü kapattığımda ya o eller boğazıma sarılıyordu ya da geçmişim baştan sona yüzüme çarpıyordu.“Feray,” dedi Dağhan abim. Sesindeki titreme gizlenemiyordu. “O gece ve öğlen seni koruyamadım. Kendimi affedemem…”Gözlerimi kaçırdım. Uyumak istediğimi söyledim. “Tamam,” deyip odadan çıkacaktı ki kalmasını ve yanımda uyumasını istedim. Şaşırmıştı ama hemen yanıma geldi. Birbirimize sarılarak uyuduk.Sabah uyandığımda yanımda abim yoktu. Tam kalkıp kapıya doğru gidecekken gözlerimin karardığını hissettim. Yere düşecekken kapının açıldığını duydum. Yere düşmeden önce biri beni tutmuştu ama kim olduğunu göremedim. Sadece sesini duydum: “Tuttum seni.”Uyandığımda yanımda abim, Melis abla ve tanımadığım birileri daha vardı. Galiba benim hakkımda konuşuyorlardı. Tam abime seslenecekken duyduğum sesle durdum. Bu, bayılmadan önce duyduğum sesti. “Hasta uyanmış,” dedi.Abim hemen yanıma gelip iyi olup olmadığımı sordu. İyi olduğumu söyledim. Melis abla, bebeğe bakmak istediğini söyledi. “Tamam,” dedim ama odadakilerin çıkmasını istedim. Melis abla, hepsine kapıda beklemelerini ve beş dakika içinde geleceğini söyledi. Onlar çıkarken beni tutan çocukla göz göze geldim. Gülümsedi, kapıyı kapatıp çıktı.Melis abla karnıma soğuk jel sıkarken herhangi bir sorun olup olmadığını sordu. Bazen karnıma çok şiddetli olmasa da sancılar girdiğini ve midemin çok fazla bulandığını söyledim. Bunların çok normal olduğunu, bebek yerleşirken böyle sancılar olabileceğini söyledi. Ama bu sancılar artarsa hemen hastaneye gelmemi istedi. Mide bulantısı için de ilaç yazacağını belirtti.Aleti karnıma koyup biraz gezindirdikten sonra yüz ifadesi değişti. Ne olduğunu sordum.“Bir kese daha görüyorum,” dedi.Tam ikiz oldukları için sevinecekken, abim “Ne kesesi?” diye sordu.Melis abla hemen bana dönüp, sakin olmamı, ani her şeyin bebek için tehlikeli olduğunu söyledi. O kesenin kist olduğunu, hamileliğimin daha zor geçeceğini, bebek için her şeye hazır olmam gerektiğini, hatta istersem şimdi aldırabileceğimi söyledi. Ameliyathaneyi hazırlayabileceklerini de ekledi.Yattığım yerden aniden doğruldum. “Hayır!” diye cevapladım.Abim de, “Ani hareket etmemelisin. Yataktan gerekmedikçe çıkma, stresten ve üzüntüden uzak dur,” dedi.Karnımı silmem için bana peçete verdi. Yalnız kalmak istediğimi söyledim. Abim itiraz edecek gibi olunca, “Lütfen… Zaten bugün çıkacağız. Meray Hanımlar da gelmesin,” dedim.“Tamam,” deyip odadan çıktılar.Tüm yaşadığım şeyleri düşünüyordum… Üvey ailemin bana şiddet uygulaması… Üvey abimin arkadaşının yaptığı o korkunç olay… Öz ailemdeki abilerimin, Dağhan hariç, hiçbirinin beni istememesi… Bana yapılan imalar… Ama ben istememiştim. Batu’yla Güney’in yaptıklarını asla unutmayacağım. Üvey abimin hastaneye gelip beni bebeğimle tehdit etmesi… Bebeğimi nasıl öğrendiğini bilmiyorum ama artık korkmaya başladım. O ne dediyse yapardı. Beni arkadaşıyla evlendirmeyi bile düşünüyormuş.Tam uyuyacakken kapının açılıp kapanmasıyla kimin geldiğini görmek için endişeyle arkama döndüm. O çocuğu gördüm… Uzun boylu, esmer, kalıplı… Siyah saçları ve gözleri vardı. Sakal ve bıyığı yoktu.“Geçmiş olsun. Öncelikle ben, hem durumunuzu sormak için geldim,” dedi.Adını sordum. “Eymen Arda… Eymen Arda Ares,” dedi.“Feray Hüma Barçın,” dedim. Şaşırmıştı. Neden şaşırdığını sordum.İsmimin “Hüma” olmasına şaşırdığını söyledi. Nasıl olduğumu ve bebeğimi sordu.“Nereden biliyorsun?” diye soracaktım ki hemen açıkladı. Stajyer doktormuş. Kadın doğum stajları varmış. Melis ablanın, “Hastanın visiti nasıl alınır?” diye onları gezdirdiğini söyledi.Anladığımı belli edercesine kafamı salladım. İyi olduğumu söyledim. Bebeğimin sadece düşük riski olduğunu söyledim. Tam konuşmaya devam edecekken, sert ve aniden açılan kapıyla korkuyla irkildim. İçeriye girenleri görünce donakaldım.Meray Hanım, Baran Bey ve Atlas… Odamdaydı ve inanmayan gözlerle bana bakıp tek bir ağızdan “Bebek mi?!” dediler.Tam açıklayacaktım ki Atlas, Eymen’in kim olduğunu sordu. “Stajyer doktor,” dedim.Eymen, “Geçmiş olsun,” deyip odadan çıktı.Meray Hanım ve Baran Bey hemen yanıma geldiler. Baran Bey elini kaldırınca vuracağını düşündüm. Kendimi korumak için ellerimi yüzüme kapattım, ağlamaya başladım. “Saçını sevecektim,” dedi ama cevap veremedim.Meray Hanım hemen sarıldı. Saçlarımı okşayıp sakin olmamı söylüyordu. Atlas’a baktığımda gözündeki üzüntüyü hemen gördüm. Gözlerimi kaçırdım.Nasıl olduğunu anlatmak istemesem de anlatmam konusunda beni zorladılar. Bana inanmamalarından korkuyordum.“O gün okuldan çıkar çıkmaz eve gitmiştim. Evde babam yoktu, buna sevinip hemen odama gittim. Kapımı kilitledim. Çünkü babam evde olduğunda hep şiddet görüyordum. Kapı çaldığında açmaya gittim. Üvey abimin arkadaşını gördüm. Abimin burada olmadığını söyledim. Tam kapıyı kapatacakken eliyle itti, ben yere düştüm. Bunu fırsat bilip hemen eve girdi, kapıyı kapattı. Saçımdan tutup odama götürdü. Ellerimi ve ayaklarımı bağlayıp işini halletti.”Bunu üvey aileme söylediğimde bana inanmadılar. “Sen istemişsin,” dediler. Sonra hamile olduğumu öğrendim. Ondan bir hafta sonra da ailemin üvey olduğunu öğrendim. O bir haftada da şiddet gördüm. Hem onun yüzünden hem de evde yaşanan olaylar yüzünden bebeğim düşük tehlikesi geçiriyor. Ve bugün rahmimde kist olduğunu öğrendim.Meray Hanım “Niye seni daha önce bulamadık?” diye ağlarken, Baran Bey hemen odadan çıktı. Atlas yanıma geldiğinde “Yalan söylüyorsun,” diyecek sandım. Ama “Beni affeder misin, kardeşim?” dedi.İlk söylediğinde şaşırdım, inanmadım. Yüzüme bakıp “Özür dilerim. Seni abimlere karşı korumam gerekirdi ama hiçbir şey yapmadım,” dedi. Ondan biraz zaman istedim. Kafam karışıktı.Beni nasıl daha önce bulamadıklarını sorduğumda, doğduğum gün üç kız daha doğmuş. Ben ve karışan kız dışında ilk o üç kıza test yapılmış. Üvey babam yüzünden bana geç ulaşmışlar.“Neden İrem hemen o aileye gitti?” diye sorunca, Meray Hanım, İrem’in zaten onların üvey olduğunu önceden bildiğini ve gerçek ailesine gitmek istediğini söyledi.İlk öğrendiğimizde başımı salladım, anladım.Odaya Dağhan abim girdi. Atlas’la Meray Hanım’a şaşkın bir şekilde baktı. “Ben size gelmeyin, biz zaten bugün çıkacağız demedim mi anne?” dedi. Sesi sitemliydi.Meray Hanım, “Sen bizi aradığında biz zaten yola çıkmıştık. Artık çok geçti,” dedi.Baran Bey de gelince Dağhan abime dönüp, “Ne zaman çıkıyorum?” dedim.“Ben de onun için geldim,” dedi. Doktor çıkabileceğimi söylemiş, o da çıkış işlemlerini halletmişti.Üzerimde hastane kıyafeti olduğu için elbise isteyecektim ki Meray Hanım bana bir çanta uzattı.“Bunu senin için getirdim kızım,” dedi.Ona artık “anne” demek istediğim için “Teşekkür ederim… Anne,” dedim.“Ne? Anne mi dedin sen?” deyip hemen sarıldı, saçımı öptü.Üstümü değiştireceğimi söyledim. Babam, Atlas ve Dağhan abim odadan çıkmıştı. Annem yardım etmek istese de, vücudumdaki yaraları ve izleri görmesin diye “Gerek yok,” dedim ve onu da dışarı gönderdim.Üstümü değiştirip odadan çıkınca etrafta kimseyi göremedim. Yolda geçen bir hemşire ya da doktor görürsem abimin odasını soracaktım. Durdurduğum kişi, stajyer doktor Eymen Arda’ydı.Nasıl olduğumu sordu. İyi olduğumu söyledim. Onun nasıl olduğunu ve abimin odasını sordum.“İyiyim,” dedi ve abimin odasına kadar eşlik edebileceğini söyledi. Onayladım. Onun yanında kendimi rahatlamış gibi hissediyordum. Sanki bazı şeyleri anlatsam, yargılamaz, o gözle bakmaz gibiydi.Sohbet etmeye başladık. Kendini tanıttı. 20 yaşındaymış, hep doktor olmak istemiş. Antepliymiş.Ben de kendimi tanıttım. 16 yaşındayım. Liseye kadar okudum. İstediğim bir meslek yok. Zaten bebekle de yapamam. Nereli olduğumu bilmiyorum.(hala öğrenmediği için bilmiyor ve bebekle yapamam konusunda da evet yapanlar var ama feray 8. sınıftan sonra okula gitmediği için çoğu şeyi bilmiyor o yüzden öyle yazdım)Konuşmamız bitince teşekkür ettim. “Rica ederim,” deyip gitti.Kapı tam kapalı değildi. Hemen kapıyı tamamen açacakken… İçeriden gelen seslerle yerimde donakaldım.
Bölüm 7
7. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.