Ne?!
Yanlış kişi ne demek be? Ben hiçbir şey anlamadım.
Adamla kısa bir süre boyunca bakıştık. En sonunda akıl etti de konuştu. Silahı hâlâ tutuyordu.
"Tek bir hareketinde vururum!" dedi tekrarlayarak. Sonra anlamsızca bir şeyler konuşmaya başladı arkasını dönüp. Eli kulağındaydı. Kaşlarımı istemsizce çattım. Şapkamı yerden alıp tekrar kafama taktım. Sonra ise ayağa kalkıp beklemeye başladım.
Adam kısa bir süre sonra bana döndü ve motora binmemi söyledi.
Ne?!
Ben hayatta o gürültülü şeye binmem!
Ama binmiş bulunmaktayım😣
Son sürat giderken adamın beline kollarımı sarmıştım. Aşırı gürültülü bir aletti.
Hayır yani arabanın suyu mu çıktı? Neden motor?
Durduğumuzda gözümü yavaşça açtım ve büyük bir evin bahçesinde olduğumuzu fark ettim. Motordan indikten sonra hızlıca kaskı çıkardı ve kolumu tuttuğu gibi beni sürüklemeye başladı.
Nereye gidiyoruz?
Ev fazlasıyla büyüktü. Görebildiğim buydu. Büsbüyük bir salon ve bir mutfağı vardı. Modern mutfaktı ve garip bir şekilde her yer siyahtı.
Bu kadar büyük bir evde nasıl kaybolmuyor bu adam? Her yer birbirine benziyor.
Küçük bir odanın önünde durduk ve kapıyı hızla açıp beni içeri fırlattı. Sonra içeri o da girdi.
Ne oluyor şu an ben anlamadım? Hayır yani adamı da tanımıyorum niye bu kadar sinirli ve agresif?
"Bu odada kalıcaksın! Tek bir hareketinde ölürsün! " dedi ve etrafta dolanmaya başladı bir yandan da beni izliyordu.
Bu adamın başka bir repliği yok mu lan? Yeminle sabahtan beri hep 'tek bir hareketinde ölürsün/vururum' bu ne ya?
Şaşkınlıkla bana döndü ve "Bir şey demicek misin?" diye sordu.
E tabi hiç hareket etmeyince ve konuşmayınca adam sinirlendi ve şaşırdı doğal olarak.
İşaret dili ile konuşmaya karar verdim.
"İşaret dilini biliyor musun?" diye sordum.
Adam bir bana baktı birde ellerime. Ne dediğimi anladımı şimdi?
Lütfen biliyor ol, lütfenn 🥺
"Evet biliyorum ne var ki bunda?" diyerek daha da sinirlendi.
Gülümsememek için kendimi zor tuttum ve adam bana döndü.
"Beni dinle küçük kız, bu geceyi, bu yeri, beni" dedi kendisini işaret ederek. "Hiçbirini kimseye anlatmayacaksın. Eğer tek bir harf bile edersen o boğazını kesmek için sesine ihtiyacım olmaz! Duydun mu beni?! " diyerek çıldırmış gibi bağırdı.
Tamam kabul aslında ondan küçük olduğumu sanmıyorum yani ya aynı yaştayız ya da, neyse boşver.
Gözlerim şaşkınlıkla açıldı ve ağlamaya başladım. Geriye bir adım attım ama ayaklarım titriyordu. Dengemi kaybedip yere düştüm.
Adam bir süre bana baktı ve telsizini açtı.
"Onu geri götürücek misin?"
"Hayır götürmeyeceğim. Şu anlık benimle kalıcak. Temiz olduğundan emin olana kadar. "
"Ama o sadece bir kız!" diye bağırdı karşıda ki. Ama adam dinlemeden cevap verdi.
"Dediklerimi yap!" diyerek telsizi kapattı. Daha da sinirlenmişti.
Başımı kaldırıp ona baktım. Evet evet neredeyse benden bir yaş büyük gözüküyordu. Ya da daha fazlası.
Adam sinirle bir çantayı önüme fırlattı. Benim çantam değildi. İçinde bazı siyah kıyafetler vardı.
Ya ben bıktım bu siyahtan. Başka renk yok mu arkadaş. Neden karanlık kişiler anca siyah giyiniyor. Biraz mavi, biraz yeşil, biraz mor yahu
"Üstündekileri değiştir. " dedi ve çıkmak için kapıya yaklaştı. "Yanımda kalıcaksın. Sessizliğin artık bana ait... " dedi korkutucu bir tonla ve çıktı.
Şimdi bittik işte😨