Temkinli adımlarla, karnımdaki ağrıyı belli etmeden sınıfa doğru yürüdüm. Sınıfın önüne geldiğimde kendime çeki düzen verdim ve içeri girdim.
Camın kenarında oturmuş birbirlerine yemek yediren aykut ve batuya bakıp güldüm. İkili aynı anda bana dönüp gel diye işaret etti.
Gülüp koşarak arkalarına oturdum. Otururken karnımdaki ağrıyı umursamadım.
" Naptın efe? "
Dedi batu. Telefonumu çıkardım ve notlar kısmına girdim
Bir şey olmadı batum. Otobüsü kaçırdım o yüzden geç kaldım.
"Yalan söyleme bak. Bu yüzü bilirim ben. Bir şey olduysa söyle saklama."
Dedi aykut ardından. Güldüm ve hayır anlamında başımı salladım.
"Haydi öyle olsun bakalım efe. Akut sende kalk efe'ye su al. Karnı ağrımış koşmaktan."
Batuya şaşkın bakışlar ile baktım. Nasıl?
"Öyle bakma. Otururken yüzünü buruşturduğunu gördüm. Yine o piç bir şey yapmış ama söylemiyorsun. Anlamıyoruz sanıyorsun birde. "
Bakışlarımı yere indirdim. Sonra telefonumu aldım elime.
Nolcak söylesem ki. Bir şey değişmiyor işte. Siktiğimin piçi bırakmıyor peşimi. Size söyleyip sizide endişelendirmek istemedim.
"Sen söylemezsen daha çok endişeleniriz haberin olsun yani. " Dedi aykut omzuma dokunarak.
Gülümsedim ve başımı salladım. Hoca geldiğinden dolayı telefonumu çantama koydum ve defterlerimi çıkardım. Hocadan sonra sınıfa Arda girmişti.
Özür dileyip arkama geçti.
"Ama hemen kaçacaksan ne eğlencesi kalıyor dilsizim."
Sinirden dilimi ısırıyordum. Arda hocanın uyarısı ile önüne döndü ve sustu. Sonunda.
Arda'nın arkamda olduğunu bilmem bile sırtıma yük gibi biniyordu. Ders boyunca sırtımda hissettiğim bakışlar derse odaklanmamı zorluyordu. Batu ve Akut ara sıra arkasına dönüp destekleyici bakışlar atıyor sonra önerilerine dönüyorlardı. Ama bu pekde ise yaramıyordu. Konuşarak derdimi anlatmak acımı bağırarak haykırmak istesemde olmuyordu. Ve bu bazen fiziksel açıdan daha çok acıtıyordu.
Zil çaldığında hoca sınıftan çıkar çıkmaz Batu hızla arkasına döndü. "Kantin sırası bende, bir şey istiyor musun Efe?" diye sordu, sesi bilerek normalden daha yüksek çıkıyordu.
Başımı hayır anlamında sallayıp gülümsedim. Fakat tam o sırada Arda sırasından kalktı, geçerken masama sertçe çarparak üzerindeki kalemliği yere düşürdü.
Bir an öylece baktım. Sonra Arda'ya.
O ise dönüp yerdeki kalemlere bile bakmadı. Tesadüf değildi. Bunu ikimiz de biliyorduk.
Eğilip kalemleri toplamaya başladım. Parmaklarım titriyordu. İçimden ona ağzıma gelen her şeyi söylemek geçiyordu ama yine agzımdan tek bir kelime bile çıkmadı. Arda birkaç adım attıktan sonra durdu.
“Ne oldu?” dedi arkasını dönerek. “Bir şey mi dedin?”
Başımı kaldırıp gözlerimi kısarak ona baktım. İçimden geçen cümleyi söyleyebilseydim muhtemelen disipline giderdim. Ama sadece kalemimi yerden alıp önüme koyabildim. Arda sırıttı.
“Ha, doğru ya.” dedi sırıtışını büyüterek. “Sen konuşamıyordun.”
"Şansını zorluyorsun arda. Bas git burdan" Dedi akut hışımla.
Arda geri adım atmak yerine akutun üzerine doğru yürüdü. Sınıftaki çoğu kişi buraya bakmaya başlamıştı bile. Karnımdami ağrı şiddetlenmişti.
Artık Batu ve Akutun arkasına saklanmak, onların benim yüzümden başını belaya sokmasını izlemek istemiyordum.
Hızla sıramdan ayağa kalktım ve ikisinin arasına girdim. Arda'nın gözlerinin içine bakıyor karşısında dimdik duruyordum.
Okulda yazdım bölümü
İdare edin 😭🫂
Seviyorum sizii