İçeriğe geç

SESİ DİNLE

Bölüm 1 · 6 dk okuma

SESİ DİNLE

Bölüm 1

1. BÖLÜM

Ben Melek, 15 yaşındayım. İzmir'de yaşıyorum ve bugün yeni lise hayatımda ilk günüm olacak.

Sabah'ın köründe "SELEME CENEMELER" diye bağıran alarmı mı susturup hemen kalktım.

Bu alarm sesini neden bende yaptığımı bilmiyorum ama yaptım işte...

Hemen kalkıp hazırlandım ve çıktım.

Daha sonra metroya bindim.

Metro çok kalabalıktı. Bu yüzden boş koltuk yoktu. Herkes haliyle okula gidiyordu. Çoğu kişi gibi bende ayakta durmak zorundaydım...

Arka cebimdeki telefonumu çıkarıp sosyal medyada gezinmeye başladım.

Öyle öyle 10-15 dakika boyunca gezinmeye devam ettim.

Sonra karşı tarafta oturan yaşlı bir teyze ayağa kalkıp metrodan indi.

O teyzenin oturduğu yer boşalmıştı...

Ve...

Orayı ben kapacaktım.

Birden koşturmaya başladım. Kendimden bile beklemeyeceğim bir hızla koşuyordum.

Ama o sırada birinin de benim gibi koştuğunu farkettim.

Ondan önce orayı kapmayı başarabilmiştim.

Bende oturunca ayakta kalıp bana öylece baktı.

Ve metrodaki herkes de bize bakıyordu.

Çocuk bana aval aval bakmaya devam etti. Ve bende en son kendimi tutamadım.

"Bakmayı keser misin?" Dedim.

"Asıl sen yerimden kalkar mısın?"

"Pardon? Senden önce ben kaptım burayı."

Tam o sırada tüm metroda ki insanlar bizim konuşmalarımızı dinliyordu. Bunu fark edince çok utandım.

Sonra okul durağına vardık.

Neredeyse herkes tıklım tıklım metrodan çıkarken -kavga ettiğim çocukta dahil- ben en son ortamın biraz daha sakinleşmesini bekleyip en sonlarda çıktım.

Okul hemen metronun karşısındaydı, ve herkes sınıf sınıf sıraya dizilmişti.

Benim sınıfım 11/A şubesiydi, yani en baş sıra olduğu için sırayı bulmak aşırı kolay oldu.

Müdür, okulun ilk günü diye konuşma yapmak için kürsüye çıktı.

Ve tam 1 saat... Abartmadan söylüyorum, o kürsüde tam 1 saat o sıcakta konuşma yaptı.

En sonunda müdür konuşmayı bitirince, hepimiz sınıflarımıza mutlulukla girdik.

İçeriye girdiğim de herkes birbirleriyle muhabbet ediyordu.

En arkada ki boş sıraya hemen gidip oturdum. En arkada oturmamın sebebi, hocanın gözüne çok batmak istememem ve sadece ders dinlemek istemem. Yoksa öbür türlü sürekli hoca bana sorular soruyor ve bende bundan hiç hoşlanmıyorum.

Oturduğumda hoca gelene kadar kafamı sıraya gömdüm.

Yavaş yavaş uykuya kendimi daha fazla kaptırıyordum.

Sonra bir el beni dürttü.

"Pardon, bakar mısın?"

B-bu ses bana tanıdık geliyordu.

Birden kafamı kaldırdım ve onun ela gözleriyle karşılaştım.

Oda beni görünce şaşırdı.

"Aaaa sen!" Diye bağırdık ikimizde aynı anda.

Birbirimize bakakaldıktan sonra konuşmaya başladı;

"Kusura bakma, elimde olsa yanına oturmak istemezdim. Ama tüm sıralar dolmuş. Bir tek senin yanın boştu. Yanına oturabilir miyim?"

Durdum öylece baktım, mecbur kabul etmek zorundaydım.

"Tabii." Dedim ve çantamı yanımdaki sıradan kaldırdım. Oda yanıma oturdu.

Oturup biraz bakıştıktan sonra ilk konuşan o oldu;

"Metroda yaşanan gerginlikten dolayı kusura bakma."

"Asıl sen kusura bakma, ben... o anki aptalca hırsımla koşturdum."

"Aslında bende senden farklı sayılmam, bende koşmaya başlamıştım." Dedi ve gülümsedi.

Bende gülümsedim.

Daha sonra içeri sınıf öğretmenimiz girdi. Hepimiz saygıyla ayağa kalktık.

Hoca otur komutu verdikten sonra, kendisi de sandalyesine oturdu.

"Merhaba gençler, ben yeni sınıf öğretmeniniz Emine YILMAZ. Bir aksilik çıkmazsa tüm sene boyunca beraber olacağız. Bana sormak istediğiniz birşey var mı?"

Kimseden ses soluk çıkmadı.

Emine Hoca'da ayağa kalktı ve şu sözleri söyledi;

"Madem kimse birşey sormayacak. O zaman herkes sırasıyla kendini tanıtsın bakalım..."

Önlerden bir çocuk heyecanla bağırdı.

"HOCAM, BEN KENDİMİ TANITAYIM MI?"

Hoca kaşlarını çatıp ona baktı.

"Tanıt bakalım." Dedi.

Çocuk o anda çok heyecanlandı. Nasıl bir tipti bu anlamadım...

"Benim adım Yusuf." diye söze girdi.

"Adımın anlamını taşıdığımı düşünüyorum. Çünkü çok yakışıklıyım."

O sırada herkes kahkaha attı.

"Allah vergisi arkadaşlar, kıskanmayın."

Bende gülümsedim. Tatlı ve komik birine benziyordu.

"Evet Yusuf, devam et." Dedi Emine Hoca.

"Neyi hocam?" Yusuf bunu dediğinde herkesle beraber bende kahkaha attım.

"Yavrum, kendini tanıtıyordun ya hani?'

"E tanıttım ya hocam..."

Sonra yine kahkaha attık. Çoğu kişi alay manasında gülsede ben çocuğun eğlenceli biri olduğunu gördüğüm için güldüm.

"Tamam Yusuf, otur." Dedi sıkkınlıkla Emine Hoca.

O sırada Arka taraflarda oturan bir çocuk parmak kaldırdı.

Emine Hoca'da ona el işaretiyle söz hakkı verdi.

"Hocam, izninizle bende kendimi tanıtabilir miyim?" Diye sordu fazlasıyla nazik bir şekilde.

"Tabii, buyur. Dinliyoruz..." Emine Hoca bunu söyleyince tüm gözler o çocuğa döndü.

"Adım Eray, kitap okumayı ve müzik dinlemeye bayılırım. Esmer kızlardan hoşlanırım."

Sonda ki cümleyi söylemesiyle beraber hepimiz kahkahalara girdik.

Çocuk sakin bir şekilde devam etti;

"Aynı zamanda derslerim de iyidir hocam, bana bu konuda güvenebilirsiniz."

"Göreceğiz bakalım." Dedi Emine Hoca.

Daha sonra etrafta yürümeye başladı.

Ve bir kızın önünde durdu. Siyah saçlı, kahverengi gözlü ve oldukça güzel bir kızdı.

"Sende kendini tanıtmak ister misin?" Diye sordu.

"Teşekkürler hocam, ben almayayım." Kızın bunu demesi kaşlarımı çatmama sebep oldu.

"Peki sebebi ne?" Diye devam etti Emine Hoca. Onun da kaşları çatılmıştı.

"Sınıfın önünde ayağa kalkıp kendimi tanıtmak istemiyorum hocam. Zaten zamanla birbirimizi tanırız..."

"Anladım, peki... İsmini söyle sadece o zaman."

"Gizem."

"Memnun oldum, Gizem." Dedi gülümseyerek Hoca.

Gerçekten ismi gibi gizemli gelmişti bana.

Tam o sırada duvar kenarında oturan bir kız;

"HOCAAAM!" Diye bağırdı.

Hoca dönüp ona baktı.

Kız aşko kuşko takılan birine benziyordu. Pembe tokası, mavi gözleri, sarı saçları, ve pembe okul çantasına bakınca bunu anlamamak mümkün değildi. Barbie'ye benziyordu. Ve çok şeker birine de benziyordu.

"Bende kendimi tanıtayım mı?" Kız bunu diyince hoca da gülümseyerek;

"Tanıt bakalım, canım." Dedi.

Kızda gülümseyerek ayağa kalktı ve söze girdi;

"Adım Irmak. Terazi burcuyum. Ayrıca burçlara ilgi duyuyorum ve ona göre kendime arkadaş seçiyorum. Derslerimi iyi tutmaya çalışıyorum."

Kızla burçlarımız aynıydı. Bu benim gülümsememe sebep oldu.

"Peki tamam, teşekkürler. Oturabilirsin." dedi Emine Hoca.

Öyle öyle herkes kendini tanıttı. Daha sonra ise sıra yanımda oturan çocuğa geldi.

"Seni dinliyoruz." Dedi Hoca.

"Hocam, adım Kerem. Yazılıma ilgim var, ve bu konuda bir çok yarışmalara girdim. Çevremde ki insanlar teknoloji hakkında bilmedikleri şeyleri benden öğrenirler. Bu konuda herkes bana güvenir. Ayrıca yaptığım birkaç oyun bile var. Derslerim ise ne çok iyi, ne de çok kötü."

"Vov! Anladım Kerem. O zaman bizde sanırım artık teknoloji hakkında çoğu şeyi senden öğreneceğiz." Dedi Emine Hoca mutlulukla.

"Seve seve yardımcı olurum, hocam." Dedi gülümseyerek Kerem'de ve yerine oturdu.

Daha sonra hoca bana döndü ve sıra bana geldiği için bana baktı. Söze girmem gerekiyordu. Ama ne diyeceğimi bilemeyerek ayağa kalktım.

"Adım, Melek." Dedim gülümsemeye çalışarak.

"Peki Melek, ismin çok güzelmiş. İsmini kim koydu?" Dedi hoca şefkatle gülümseyerek.

"Annem. Ben doğar doğmaz annem benim tıpkı bir meleğe benzediğimi ve ismimin Melek olmasını istemiş." Dedim üzerimde olan gereksiz bir utanma hissi ile.

"Peki Melek, neler yapmaktan hoşlanırsın?" Diye soru sormayı devam ettirdi Hoca.

"Kitap okumayı çok severim. Ve herkes bana kitap kurdu der." Diyebildim.

"Anladım Melek." Hoca bunu dedikten sonra gülümseyerek teşekkür etti, ve ardından da zil çaldı.

Ondan sonra başka bir hoca geldi, daha sonra başka bir hoca, ondan da sonra başka bir hoca...

Tüm gün tanışma faslıyla geçti.

Eğlenceli geçmişti.

Gün bitince metroya Kerem'le beraber bindik. Keyifli keyifli sohbet ettik. Şansıma onun evi de benim evimin hemen arka sokağındaymış.

Metrodan indik, ardından geri kalan yolu yürümeye başladık.

1-2 dakika sessizce yürüdükten sonra şunu söyledi;

"İstersen bana telefon numaranı ver, beraber gidip gelirken haberleşiriz.

Hemen numaramı söyledim ve oda rehberine kaydetti.

Biraz daha beraber sohbet ederek yürüdükten sonra yollarımız ayrıldı.

~

Eve girdim, girer girmez kendimi duşa soktum ve rahatladığımı hissettim.

Hızlıca duştan çıkıp kıyafetlerimi giydikten sonra telefonuma bir mesaj gelmiş olduğunu gördüm.

+90 532 6** ** **: Ben Kerem, numaramı kaydedersin. :))

Melek: Tamamdır, kaydediyorumm! :D

+90 532 6** ** ** KİŞİSİNİ "KEREM" DİYE KAYDETTİNİZ.

Bölüm sonu

4 yorum