İçeriğe geç

Serin Meltem

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Serin Meltem

Bölüm 4

Ne oldu?

HARUN'UN GÖZÜNDEN -->

Telefon kapandığında hızlıca ablamın dediklerini yapmaya çalışıyordum. Ne olmuştu bu kıza? Ne yaşamıştı? Bana gelicek kadar çaresiz mi kalmıştı? Hayır, Betül öyle biri değildi, onu çok iyi tanıyordum ve ölse bile gelmezdi kapıma. Daha farklı bişey vardı, emindim. Düşünceler beni sardığında çoktan Betül'ün yanına gelmiştim. Yatığı koltuğun yanına çömelip bir bezle çamurlu yüzünü silmeye çalıştım. O an daha iyi fark ediyordum halini; giydiği kıyafetlerin üstünde yırtıklar vardı, bir iki günlük veya daha fazla olduğunu tahmin ettiğim morlukları sarmıştı kolunu. Dudağının kenarı patlamış ve şişmişti, ve sırılsıklamdı. Gerçekten ne-

"Harun?" Ablamın sessiyle başımı arkaya çevirdim. Yorgun gözlerini sarmalamış olan endişe bir bende birde Betül'ün üstünde tur atıyordu. Hızlıca ayağa kalktım. Her ne yaşanmış olursa olsun, Betül'e bir şey olması söz konusu değildi, izin veremezdim. "Geldiğini bile duymadım. Dediklerini yaptım, bez ve kova orda" Ablam bişey demeden usulca yaklaştı kıza. Zaten hiç kıyamadı, şimdi de kıyamıyordu. Yanına eğilip, elinin tersiyle anlına dokundu.

"Ne olmuş bu kıza Allah aşkına?"

"Bilmiyorum, bilmiyorum abla ama eğer bulursam!.." Aniden dediğim kelimeler boğazıma düğümlendi. Gerçekten bu cümleyi devam ettirmeye hakkım var mıydı? Bu masum kızın üstünde bir tek bile yetkim yoktu. Ablamın derin nefesi kulaklarıma çalındı. Ayağa kalktı ve bana döndü. "Hadi gitde kıyafet getir, baksana sırımsıklam" Sadece kafamı salamakla yetindim, daha fazlasını yapabiliceğimden emin değildim. Hızlıca odama doğru adımladığımda ablamın sessiz konuşmalarını fısıltı olarak duyuyordum.

Elimdeki kıyafetlerle salona geri döndüğümde ablamın Betül'ün üstünü çıkarmakla uğraştığını gördüm, bakışlarımı duvardaki tabloya taşıdım. Koltuğa vardığımda bana dar olan bir kaç parça kıyafeti bıraktım. "Getirdim" Bişey demedi. Pek umursamadım, adımlarımı mutfağa doğru götürürken ablamın kısık sesi çalındı kulaklarıma. "Harun.." Bakışlarımı koltukta yatan baygın bedene taşıdığımda gördüklerimi unutmanın bu kadar uzun süreceğini hiç düşünmemiştim.

ADA'NIN GÖZÜNDEN -->

Harun'a seslendiğimde ben bile neye baktığımdan emin değildim. Daha demin kolunda gördüğüm morluklar, şuan gördüklerimin yanında hiçbir şeydi. Baldırında nerdeyse bir karış kadar bir dikiş izi vardı, morluklar daha çok karnında ve bacaklarında yoğunlaşmıştı. Çizikler, daha kapanmamış yaralar, hatta yanık izleri bile vücudunda yer edinmişti. Evet, bundan çok daha kötü manzaralar görmüştüm. Gözleri oyulmuş olanları, canlı canlı karnı deşilenleri. Ama, ama yinede bu kızın bu halde olması içimi acıtmıştı. "Bu ne böyle?"

Harun'un titrek sesi daha da yaktı içimi. Endişesi her halinden belliydi. Bakışlarımı gözlerine çevirdim, siyah gözlerine düşen gölge korkutucuydu, fakat öylesine kırılgandı ki kalbi, endişesi. Bakışlarımı yeniden koltukta yatan bedene çevirdim. "Ne oldu bilmiyorum ama, bayadır bu durumda gibi" Ellimi dikiş izinde gezdirdim. Aldığı derin nefes havayı döver gibiydi. Hışımla arkasını dönüp merdivenlerden çıktığında gecenin uzun olucağı belliydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.