İçeriğe geç

Seri Katilim

Bölüm 14 · 4 dk okuma

Seri Katilim

Bölüm 14

Küçük Hata

Ayhan, eğilerek yerdeki izleri inceledi. Gözleri bir noktada takılı kalınca kaşlarını hafifçe çattı.

"Burada bir başka parmak var. Ayağın hemen yanında."

Sara da yanına yaklaşıp dikkatle baktı.

"Bu onun imza türü. Ama eğer hazz yerine öfke için çıkarılmış bir ölümse demek ki bu parmağın bir anlamı var."

Ayhan başını kaldırıp Sara'ya derin bir bakış attı."Sara, iddiasına bile girebilirm ki ben bu parmağın sahibini anladım, sence kim?"

Sara kaşlarını hafifçe kaldırdı.

"Kim ki?"

"İlk kurbanın bulunmayan parmağın sahibi." dedi sesini alçaldarak.

"Ne?!" dedi Sara yüzündeki ifade değişirken "O zaman bu da demek oluyor ki, adamı önceden kaçırıp sonra öldürmüşler ya da bu adam, diğer çatıda ölen adamdan önce ölmüş olabilir."

Ayhan düşünceli bir şekilde etrafa bakındı.

"Öyle görünüyor. Ama bir şey daha var. Adamın ortadan köşeye doğru sürüklendiğini söyleyebilirim. Tıpkı diğer cesette olduğu gibi... "

Sara kollarını göğsünde birleştirerek düşündü.

"Sürükleyerek ne yapmaya çalışıyor olabilir ki? Bunu yapmak onun için anlamlı mıydı?"

Ayhan'ın gözleri belli bir noktaya odaklandı, sesi ciddileşti.

"Her detay önemli. Ve bunu daha anlamadın mı? Sürükleyerek kanıyla harf yazmaya çalışıyor. Doğrudur, kanla yaptığı için çok anlaşılmasa da bu, kanla yazılmış bir harf."

Tam o anda adli tıp ekibi geldi. Cesedi sedyeye alıp götürürlerken, ikisi de bir süre sessizce izledi. Parmağı

dikkatlice delil poşetine koydular. Sara gözlerini sabitleyerek, tedirgin bir şekilde konuştu.

"Parmağı böyle görmek tüylerimi ürpertiyor."

Ayhan, Sara'a doğru dönüp yarı alaylı yarı ciddi bir tonda konuştu. " Sara, ölü ceset görmek rahatsız etmiyor da parmak görmek mi ediyor?"

Sara sakin bir şekilde başını salladı.

" Tamam, saçma olabilir ama öyle."

Ayhan, çatı merdivenlerine yaklaşıp Sara'ya döndü.

"Sara, ben bir aşağı inip etrafa bakacağım. Kim var, kim yok öğrenmek istiyorum."

Sara merakla ona baktı.

"Neden ki?"

Ayhan gözlerini dışarıya dikerken ciddiyetle konuştu.

"Katiller hep olay yerine geri döner derler..."

Sara hafifçe güldü, başını iki yana salladı.

"Ayhan, sen gerçekten çok fazla film izliyorsun."

Ayhan, ciddiyetle başını sallayarak, "Tanıklara bakacağım," dedi. Sara, Ayhan'ın bu kadar soğukkanlı ve kararlı olmasına bir an için şaşırdı. "Şu anda tanık mı arıyorsun, Ayhan?" diye sordu hayretle. Ayhan, karanlıkta sessizce ilerlerken, etrafı dikkatle taradı. "Herkes bir şeyler görür ama çoğu zaman gözden kaçırır. Eğer biri burada bir şey gördüyse, bulmalıyız." Sara bir adım attı; ayakkabısının tabanı çatının rüzgardan aşınmış, gıcırdayan tahtalarında keskin bir yankı yaptı. "Ama Ayhan geç oldu, kim bu saatte soruşturma yapar?"

Ayhan, aynı kararlılıkla kestirip attı."Ben. Sen de burada kal ve detaylara bak."

Hiçbir şey söylemeden Sara'yı çatıda, cesedin ve Y harfinin gölgesinde yalnız bırakıp yavaş adımlarla aşağı inmeye başladı. Her adımında, gıcırdayan tahta döşemeler arasındaki boşluklardan yayılan sesler, geceyi daha da ürpertici kılıyordu.

Ancak Ayhan, gittiği gibi çok geçmeden geri döndü. Sara, onun silüetini kapıda tekrar görünce hafifçe gülerek sordu."Ne oldu, neden geldin?"

Ayhan, ukala bir ciddiyetle başını salladı. "Akşam olmuş gitmişler, yarın konuşuruz."

Sara, onun bu ani fikir değişikliğine gülümseyerek karşılık verdi. "Araştırma saate bakmazdı hani?"

Ayhan, sanki az önce o iddialı cümleyi kuran kendisi değilmiş gibi sakin bir şekilde cevapladı. "Bakıyormuş işte."

Sara, Ayhan'ın bu nadir görülen geri adımını ve kararlı tavrının altındaki yorgunluğu hissedince daha da güldü. "O zaman geceyi tamamlayalım, ne dersin?"

Ayhan, bir an duraksadıktan sonra teslim olmuş bir ifadeyle, "Tamam, hadi gidelim," dedi.

"İyi, o zaman... Ama yarın sana anlatacaklarım var," dedi Sara, aklındaki o "acemi kesik" detayını kastederek.

Ayhan, sadece başını sallamakla yetindi. "Tamam, yarın konuşuruz."

Ayhan, gece karanlığında yavaşça yürürken bir an durakladı, sokak lambasının soluk ışığı yüzünü hafifçe aydınlatıyordu. Gözleri Sara'ya kaydı ve sessizliğin içinde konuştu.

"Sara, Demir'i unuttuk galiba. Bizi bekliyor olabilir, geç oldu, bir arayayım."

Sara gözlerini hafifçe kısıp kafasını salladı, farkında olmadan kendini de içinde kaybolduğu düşüncelerin ağırlığıyla bırakmıştı.

"Evet, gerçekten. Her şeyi unuttuk, odaklandığımız şeylerin içinde kaybolmuşuz."

Ayhan cebinden telefonunu çıkardı, ekranın parlayan ışığı karanlıkta yüzlerini hafifçe aydınlattı. Parmakları biraz titreyerek Demir'in numarasını çevirdi. Yürürken zihni, yaşananların karmaşasında hızla dolaşıyordu, ama tüm bu düşünceleri Sara'ya yansıtmadı. Birkaç saniye sonra telefonun hoparlöründen tanıdık bir ses yükseldi.

"Efendim, Ayhan Bey."

"'Alo, hâlâ işte misin?" Ayhan'ın sesi, gecenin sessizliğinde hafifçe yankılandı.

Demir bir an tereddüt etti ama sonra cevap verdi.

"Evet, işteyim. Ne oldu, bir şey mi var?"

Ayhan derin bir nefes aldı, ciddiyetini gizleyemeden konuştu.

"Unuttuk, haber vermem gerekirdi, hemen çıkabilirsin. Çıkarken kapıyı kapatmayı unutma."

"Birkaç dosya kaldı, onları bilgisayara döküp çıkacağım, bir sorun yok."

"Tamam o zaman."

Telefonu kapatmak üzereyken, Demir'in sesi tekrar kulaklarında yankılandı.

"Ayhan Bey, bir de vaka 404'ün dosyasında bir sorun oluştu. Girdiğimde bir anda bir site açıldı, kodlanmış bir şeye benziyor. Siteyi silemiyorum ama belki vakayla alakalıdır."

"Ne sorunu?" Ayhan'ın sesi keskinleşti, içindeki huzursuzluk yavaşça yükseliyordu.

"Bilgisayara dökmeye çalışırken bilgisayar hata veriyor."

"Ne?! Nasıl bir sorun veriyor? Bana fotoğrafını atabilir misin?"

Demir birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra sesi tekrar duyuldu:

"Tabii ki, hemen gönderiyorum."

Ayhan telefonu cebine koymadan önce Sara'ya döndü, gözlerinde merak ve hafif bir şaşkınlık vardı.

"Sara, ne kadar tesadüf, değil mi?"

Sara kafasını çevirip ona bakarken gerilimi fark etti ve sesini biraz titretircesine çıkardı.

"Ne oldu?"

Ayhan bir adım geri atarak durdu, gözleri hafifçe bulanıklaşmıştı.

"Demir, vaka 404'ü bilgisayara dökmeye çalışmış ama bir sorun çıkıyor."

Sara, daha önce duymadığı bu ayrıntıyı hemen sorgulamaya başladı.

"Nasıl bir sorun?"

Ayhan omuzlarını silkti, kaşlarını hafifçe çattı.

"Site açılmış, Demir fotoğrafı atacak. Ama hâlâ tuhaf bir şey var.

Henüz cümlesini bitirmeden telefonun ekranına bir bildirim geldi. Bir fotoğraf. Ayhan hemen tıkladı ve ekranda beliren görseli dikkatle inceledi. Ekranda, bilgisayarın kırmızı hata mesajı tüm ciddiyetiyle parlıyordu, gecenin sessizliğinde adeta gözlerini üzerine çekiyordu. Kırmızı hata içindeki siteye giriş için uzun bir kod gerekiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.