İçeriğe geç

Serendipity

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Serendipity

Bölüm 2

Bölüm 2 ‘Bu bir Wabi-Sabi.’

Rüya beyaz örtülü hastane yatağında yatıyordu. Bilinci kapalıydı ve tüm vücudu yaralar, morluklar ve kızarıklıklarla kaplıydı. Darmadağın haldeydi ve onu böyle görüyorken ben daha da dağılıyordum. Gözyaşları boynuna kadar ulaşmış, yol çizip, iz bırakmışlardı. Girerken telaşla fark etmediğim kadın doktorun sesi kulaklarıma ulaştığında ellerim arasındaki kuş tüyü gibi duran Rüya’nın elini yanına dikkatle bıraktım. “Tan Bey…” Ne olmuştu benim eşime? Neden gözlerinde bize bakarken bir acıma vardı? Bu izlerin hepsi neden olmuştu? Söylesene! “Eşiniz tecavüze uğramış. Biz fiziksel olarak tedavi edebiliriz, ancak psikolojik olarak yardım almanız için size hastanemizdeki…” Doktorun sesi gittikçe yok olurken bakışlarım eşime geri döndü. Bunu yapan kişi, onun canını yakan kişi biliyor muydu, buradaki bir adamın ona dokunurken yanlışlıkla canını yakarım diye tam üç kere düşündüğünü? Elini bile tutarken çok sıkarsam ve acırsa diye korktuğunu biliyor muydu? Rüzgâr geldiğinde uçar mı acaba dediğim narin bedene nasıl vahşice davranabilirdi? Hayat bu kadar basit miydi de, başkasınınkini- Hayır! Birden fazla kişinin hayatını mahvedebiliyordu? Kendisinin bir daha belki üzerine düşünmediği sürece hatırlamadığı olayın, bir kişinin tüm hayatı boyunca kâbusu olup olamayacağını düşünemiyor muydu? Şimdi Rüya’m kahkaha atarken aniden aklına onlar gelirse ve o günkü mutlu anısı yok olursa ne yapardım? Bunun üstünden gelirdik birlikte ama bu her zaman eşimin anılarında, kalbinde ve bedenine baktığında bir iz olacaktı, değil mi?

Keşke erkek olmasaydım.

Keşke insanları yaratırlarken gücü erkeklere verilmeseydi.

Keşke tecavüz diye bir lanet çıkmasaydı.

Rüya’yı hala çok seviyorum, ama ya diğer onca kadın? Neden bir kerecik olsa da hayatlarındaki çizgileri kendilerine göre belirleseler olmuyordu? Benim güzelim, bir daha sokağa tek başına çıkabilecek miydi? En azından onunla birlikte yürüyecek ben vardım, diğer kadınlar ne yapacaktı? Dünyadaki kadınları erkeklere yanlışlıkla verilmiş gücüyle koruyacak kişiler zaten korkutandı. Keşke kalbimdeki bu sızı bir güç olsa ve tüm düzeni bozsaydı. Çocukları, bebekleri, kadınları bu zalimlikten koruyabilseydi. Ya da ben erkek değil, iyi bir eş olsaydım da, Rüya’mı koruyabilseydim.

Adalet bu muydu? Sen kıyamazken başkaları parçalıyordu. Sen dokunamazken, başkaları çamurlara atıyordu. Dolan bakışlarımı duvara doğru çevirdim. Gözyaşlarımın düşmemesi için derin nefesler aldım. Tekrar bakışlarım yatağın içindeki eşime kaydığında yaralara, morluklara bakmamaya çalıştım, ancak bu imkânsız gibi bir şeydi. Kapalı gözlerine, uzun kirpiklerine ve burnunun kenarındaki benine doğru baktım. Her şeye rağmen o çok güzeldi. Bitap düşmüş olsa da bir melek kadar saf ve güzeldi.

‘Bu bir wabi-sabi.’

Wabi-sabi: Kusurların içindeki güzelliği bulma, yaşam ve ölüm döngüsünü kabul etme.'

"Saldırgan daha sonra öldürmek amacı ile kafasına taşla vurmaya çalışmış, fakat oradan geçen birisi son anda fark ettiği için şu an hayatta." En azından burada olduğuna sevinmem gerekiyordu, değil mi? Başta duyduklarıma sinirlensem de daha sonra kadın doktora teşekkür etmek için bakışlarımı çevirdim. Önlüğündeki Zehra yazısını görünce “Teşekkür ederim, Zehra Hanım.” İsmi ile hitap ettim. Buradaydı. Her şeye rağmen buradaydı.

Bana her zaman Rüya’m, ufacık şeylere şükret derdi. Nefes alabildiğine, karnını doyurabildiğine, güneşe, çeşmeyi açtığında temiz su akmasına gibi bir sürü şey sayardı. Bazen çok abarttığını düşünürdüm, fakat tam şimdi anlıyordum.

Şu an şükrediyorum… Nefes aldığına.

Bölüm sonu

2 yorum

  • yeni bölüm gelirmi acaba bilmiyorum eğer gelirse çok mutlu olurum geçrektn çok güzel bir kurgu özellikle erkek karakteri çok güzel bir şekilde yazılara dönmüşsün eline sağlık 💗💗