İçeriğe geç

Seninleyim

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Seninleyim

Bölüm 2

1.Bölüm:Yangın

Geçmiş zaman

2015 Ankara

Yazarın anlatımıyla

Alp’in yaşadıkları

Ateşler içinde yanıyordu evleri.

Alp koşarken yerde ablasının gümüş madalyasını buldu,gümüş madalyayı kaptığı gibi cebine attı ve koşmaya devam etti.

O sırada aklında tek birşey vardı o da bu yangından nasıl kurtulacağıydı.Alp aklında düşünceleriyle koşarken çıkış kapısına ulaştı ve kendini dışarı attı ama durmadı.Uzaklaşana kadar koştu ve en son duman yüzünden nefesini tuttuğunu fark etti,daha fazla dayanamadı ve gözleri karardı.

Tekrar gözlerini açtığında ise kendini bembeyaz bir hastane odasında buldu.Yanında ailesi yerine tanımadığı insanlar vardı.Acaba onlar kimdi?Neden oradalardı?Kendisi niye bir hastane odasındaydı?

Daha soracağı bir sürü sorusu vardı ama o kadar yorgundu ki gözlerini açtığı gibi bu sefer de tatlı bir karanlığa kapaması uzun sürmedi.

Kayla’nın anlatımıyla

Arkamdaki alevleri görünce yaşadığım korku iki katına çıkıyordu.Aklımın her köşesini işgal eden o kişiyi düşününce gözyaşlarımı daha fazla tutamadım.Yangın olduğunu anladığımda Alin’in odasına gittim yoktu.Sonra hemen lavaboya gözüm kaydı ve dumanların oradan yükseldiğini anlamam fazla zamanımı almadı.

Aceleyle kapıyı tekmelemeye başladım “Alin” “Alin cevap ver ne olur!” diye bağırıyordun.Bağırmak az kalır haykırıyordum adeta.İçeriden gelen bir öksürük sesine eşlik eden “Kayla”diye fısıldamasınını duyduğum an her şeyi,herkesi unutmuştum. O kadar korkuyordum ki kapıyı tekmelemeye devam ettim en sonunda kapıyı kırmayı başarabildim.Aceleyle Alin’i kucağıma aldım ve merdivenlerden yukarı çıktım ardından hemen Alp’in odasına daldım ama Alp odasında yoktu ve bahçeye çıkmış olabileceğini düşündüm.Tam kapıdan çıkacaktım ki Alp’in masasında parkayan o şey gözüme ilişti.Annemin ölmeden önce Alp’e özenle seçmiş olduğu ilk ve son şey;üzerinde Alp yazan gümüş kolye.Kendimi hızlıca toparlayıp masadan kolyeyi alarak adeta uçarak bahçeye çıktım.Bahçeye çıkmama rağmen koşmayı bırakmadım.Yaklaşık bir 10 dakika kadar kucağımda Alinle birlikte koştum.Sonra aklıma Alp geldi bahçeye çıktığımda onu görmemiştim.İşte ben o anda anlamıştım ki Alp gitmişti.Tamam belki ölmemiş olabilirdi ama benden gitmişti ve ben on yaşında benden giden ikinci kaybımı vermiştim.

Annem Alp’i doğrurken yaşamını yitirmişti.Alp ise bir yangında.Muhtemelen babamda giderdi ama ben babamı uzun zaman önce görmeyi ve düşünmeyi bırakmıştım.

Annem öldükten sonraki gün babam kayıplara karıştı ben Alin ve Alp üç ay boyunca anneannemizde kaldık.Bu sebeple ben anneannemin hakkını asla ödeyemem.Babam üç ay sonra döndüğünde yanında başka bir kadın vardı.İşte ben kadını gördüğüm ilk anda anlamıştım kadın bizim hayatımızı mahvedeceğini fakat asla babamla bize tamamen ayrıcağını düşünmemiştim.O kadının babamın yeni karısı olacağını öğrendiğim gün ben artık kendimi kaybettim.

Ben artık dayanamıyordum ve o gece ağlayarak odama çıktım.Annemin tablosuna bakarak yaklaşık 2 saat ağladım ve sonra ani bir kararla yerimden kalktım.Kendime, Alin’e ve Alp’e birer çanta hazırladım sonra aklıma anneannemin bana onu arayabileyim diye aldığı telefon geldi. Onu şarj ettim sonra da ananeme “Bu gece sana geliyoruz anneannişkomm”diye bir mesaj attım sonra Alin’i uyandırdım giydirdim ve yemeğini yedirdim .Daha sonra henüz 3 aylık olan Alp’i kucağıma aldım ve yavaş yavaş merdivenlerden indik.Kendime su almak için tam mutfağa girecektim ki müstakbel eşini duvara yaslamış öpen babamı görünce olabildiğince yüksek bir şekilde “Alin gözlerini kapa ablacım!”diye çığlık attım.

Alin hemen arkasını döndü sonra ben de Alin’in gözlerini kapattım ve babamların olduğu yere baktım.Babam ve müstakbel ‘cadı’karısının afallamış bir şekilde bana baktığını gördüm.Sonra babamın yanındaki kadına bakma zahmetinde bile bulunmadan direk yanındaki ‘bir zamanlar babam olarak gördüm o adama’ baktım ve “ Hoşçakal Hakan Gümüş”dedim.Yarım saat boyunca anneannemin evine koştum o sırada yapmak istediğim tek şey hıçkıra hıçkıra ağlamaktı.Ben koşarken gözyaşlarım yavaş yanaklarından süzülüyordu ama ben biliyordum anneannemin yanına gittiğimde şimdi yanaklarımdan yavaşça süzülen gözyaşlarım şiddetli bir şekilde akmaya başlayacaktı.Şiddetli bir yağmur gibi sonunda seli oluşturacaktı benim gözyaşlarım. Arkasında paramparça bir geçmiş vardı,paramparça olduğu yetmezmiş gibi üstüne bir de deprem olmuştu.Şimdi de gözyaşlarım üstüne acı ekleyerek sel oluşturuyordu.Ben o zamanlar bilmiyordum canımı yakan beni boğan selin daha sonra yangınımı söndüreceğini.

Benim Kayla Gümüş’ün çok karışık bir hayatı vardı. Alp’in kaybolması üzerine yıllara benimle konuşmaya çalışan babamla iş birliği yapmaya karar verdim.

Anneannemin evindeki benden kardeşimi alan o lanet yanımda anneannem evde yoktu.Ben evden çıktıktan sonra bulduğum ilk hastanedeki acile girdim.Önümdeki insanları göremiyordum yemyeşil gözlerine kapkara bir bulut çökmüştü.Önüme çıkan ilk çalışana kucağımda baygın yatan küçük kardeşimi gösterdiğimde hemen kardeşimi benden alıp yoğun bakıma götürdü.Ayaklarımda artık derman kalmamıştı ve ben oturacak bir yer bulamayacak kadar yorgundum.Bir anda gözlerim karardı ve yere yığıldım.Gözlerimi açtığımda ise kendimi bir hastane odasında buldum.Yanımda bir hemşire vardı ve ben hemen ona “Alin nerede?” “Kardeşim nerede?”diye bağırdım.Kadın şok içinde bana döndü ve “Yan odada” diye bir cevap verdi.Ardından koşarak başhekim olduğunu tahmin ettiğim adamın yanına gitti.Sonra adamla beraber yanıma geldiler adam tam bir şey söyleyecekti ki “Kardeşim iyi mi?Onu benim yanıma getirin ya da beni onun yanına götürün!”dedim.Adam hemen “Sana olayı sorup kardeşinin durumu anlattıktan sonra seni kardeşinin yanına götüreceğiz.”dedi.

Bunu söylemeleri üzerine bütün olayları baştan sona kadar anlattım.O evden çıktıktan sonra çocukluğumun nasıl elimden aldığını,bugün nasıl her şeyimi kaybettiğimi anlattım. Her şeyi anlattıktan sonra bir baktım ki kendimi kaybetmiş gibi ağlıyorum yanımdakiler bana dinlemem gerektiğini söylüyordu oysa benim cevabım hep aynıydı ve aynı olacaktı “Kardeşime götürün beni!” artık onları istemiyorum onlara emrediyordum adeta.Onlar birbirlerine bakıyordu ama ben daha fazla bekleyemedim hızlıca Alin’in odasına doğru koşmaya başladım hemşirelerin hepsi arkamdan koşuyordu en son içlerinden biri elimi tutup beni Alin’in odasına götürdü ben de hemen kadına teşekkür edip kendimi Alin’in odasına attım.

O yatakta yatan küçük kardeşimin cılız nefeslerini duyunca ağlamaya başladım.Bana iki gün boyunca uyutulacağını söylediler.Artık yaşadıklarımı kaldıramadığım için bir anda yere yığıldım.Yüksek ihtimalle bi 3-4 saat sonra ağlama sesleriyle uyandım.Gözlerimi açtığımda başımda ağlayan Alin’i gördüm şok içinde hızla yatakta doğruldum ve hemen Alin’in boynuna yapıştım.Ona sarılmamla birlikte daha çok ağlamaya başladı.O ağlayınca da ben ağlamaya başladım.Dha sonra ona nasıl uyandığını sorduğumda bana “Odamdan çığlık sesleri geldiğini duyunca uyandım ve beni tekrar uyutmaya çalıştılar ama ben senin yanına geldim.Söyle Kayla ne oldu neden buradayız?Alp nerede?”diye sordu.Hızlıca olayları üstü kapalı bir şekilde anlattım.

Alinle konuşmamızın üzerinden 1 saat geçmişti ki odama ağlamaktan harap olmuş bir şekilde giren ananemi görünce yanımda yatan Alin de ben de ağlamaya başladık.Ağlamamız biraz dindiğinde anneannem bizden özür diledi ve olanları sordu. Sorusu üzerine ona da olanları tekrar özet geçtim.Serumlarımız bittikten sonra anneannemin kışlık evine küçük kardeşim Alp ve eski neşemizi olmadan döndük.Fakat pes etmek yoktu Alp’i her yerde ve her şekilde arayacaktık.İşte ben bugün çocukluğumu tamamen bıraktım ve artık farkındaydım ki Alin benim tek varlık sebebimdi.Ben onun hem annesi hem babası hem de ablası olacaktım.

———————*^*—————-

Umarım beğenmişsinizdir.

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn✨

Bölüm sonu

27 yorum