İçeriğe geç

Seni seviyorum

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Seni seviyorum

Bölüm 7

Seni seviyorum

KAN VE ŞİFA

​7. Bölüm: Ateşle Mühürlenen Sözler

​Baran’ın "Nikah kıyılacak!" feryadı, Karabey Konağı’nın avlusunda sanki bir bomba gibi patlamıştı. Misafirler uğultuyla dağılırken, Azade Hanım yerlere saçılan tespih tanelerine bakarken ilk kez yenildiğini hissetti. Ama bu yenilgi, onun için sadece daha büyük bir savaşın başlangıcıydı.

​FIRTINADAN SONRAKİ SESSİZLİK

​Herkes çekildiğinde, devasa avluda sadece Baran ve Dilan kalmıştı. Baran hala Dilan’ın elini bırakmamıştı; eli buz gibiydi ama tutuşu sarsılmazdı.

​Dilan, titreyen sesiyle fısıldadı: "Baran... Ne yaptın sen? Bu bir çözüm değil, bu bizi daha büyük bir ateşin içine atmak."

​Baran, Dilan’a döndü. Gözlerindeki öfke gitmiş, yerini karanlık bir kararlılık almıştı. "Seni korumamın tek yolu bu Dilan. Eğer benim soyadımı taşımazsan, bu topraklarda seni yaşatmazlar. O fotoğraflardan sonra töre senin ölüm fermanını yazar. Ama benim karım olursan... Kimse sana elini bile uzatamaz."

​Dilan, "Ama bu gerçek bir evlilik değil ki..." diyecek oldu, ancak Baran onun sözünü kesti. "Benim lügatimde yalan yok Hemşire. Bu nikah kıyılacak ve sen bu konağın tek hanımı olacaksın."

​GECE YARISI PAZARLIĞI

​Azade Hanım, gece yarısı Baran’ın odasına girdi. "Kendi sonunu hazırlıyorsun Baran," dedi. "O kızın geçmişini, o doktorla olan münasebetini temizleyemezsin."

​Baran, masasının üzerindeki o sahte mektubu ve fotoğrafları ateşe verdi. Alevlerin parıltısı yüzüne vururken babaannesine baktı: "O mektubu kimin yazdığını, o tezgahı kimin kurduğunu biliyorum Azade Hanım. Sakın bir daha deneme. Çünkü bir dahaki sefere sadece tespihin değil, bu konaktaki hükmün de parça parça olur."

​Azade Hanım, torununun gözlerindeki o korkusuzluğu görünce sessizce odadan çıktı. Artık planını değiştirmişti: Nikahı engelleyemiyorsa, nikah gününü bir matem gününe çevirecekti.

​HAZIRLIK VE KORKU

​Ertesi sabah konakta hummalı bir çalışma başladı. Dilan, bembeyaz bir gelinliğin içinde, aynadaki aksine bakıyordu. İstanbul’daki hayalleri, hastanedeki nöbetleri, Ömer’le yaptığı şakalar... Hepsi çok uzakta kalmıştı. Şimdi bir aşiret ağasının kaderiyle mühürleniyordu.

​Kapı açıldı ve içeri Baran girdi. Üzerinde siyah, jilet gibi bir takım elbise vardı. Aynadan Dilan’ın gözlerine baktı. Yavaşça yaklaşıp Dilan’ın boynuna, Karabey ailesinin asırlık pırlanta gerdanlığını taktı.

​"Korkuyor musun?" diye sordu Baran.

​Dilan aynadaki yansımasına bakarak, "Bilmediğim bir hikayenin başrolü olmaktan korkuyorum," dedi.

​Baran, Dilan’ın omuzlarına ellerini koydu. "Hikayeyi biz yazacağız Dilan. Kimsenin kalemini ellerimize vermeyeceğiz."

​İMZALAR VE KANLI HABER

​Nikah memuru gelmiş, şahitler huzurunda imzalar atılmıştı. "Sizi karı koca ilan ediyorum" sözü yankılandığında, Baran Dilan’ın alnına bir öpücük kondurdu. O an, Dilan ilk kez kendini gerçekten güvende hissetti.

​Ancak tam o sırada Cihan içeri daldı. Yüzü kireç gibiydi. "Ağam! Kötü bir haber var."

​Baran kaşlarını çattı. "Ne oldu?"

​"Doktor Ömer... Kasaba çıkışında aracı taranmış. Durumu ağırmış, senin sağlık ocağına kaldırmışlar."

​Dilan duyduklarıyla sarsıldı, dizlerinin bağı çözüldü. Baran, Dilan’ı düşmeden yakaladı ama gözleri çakmak çakmaktı. Bu, Azade Hanım’ın ya da düşman aşiretlerin bir hamlesiydi. Baran, karısına baktı ve o an bir seçim yapmak zorunda kaldı: Ya dizinin dibinde kalıp onu koruyacaktı ya da bu işin arkasındakileri bulmak için ateşe yürüyecekti.

​Dilan, gelinliğinin eteklerini toplayarak ayağa kalktı. Gözlerindeki yaşları sildi. "Oraya gitmem lazım Baran. O benim yüzümden bu halde. Hemşire yeminimi bozamam."

​Baran, karısının elini sıkıca tuttu. "Birlikte gidiyoruz. Ama şunu bil Dilan... Bu gece o tetiği çeken el, sadece Ömer’i değil, bizim barışımızı da vurdu."

​7. Bölümün Sonu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.