İçeriğe geç

Seni seviyorum

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Seni seviyorum

Bölüm 4

Seni seviyorum

​KAN VE ŞİFA

​4. Bölüm: İki Ateş Arasında

​Ömer İplikçi, sadece bir doktor değil, aynı zamanda Dilan’ın üniversite yıllarından en yakın dostu ve dert ortağıydı. Dilan’ın Mardin’e gidişinden beri içindeki huzursuzluğu dindirememiş, sonunda onu bulmak için yollara düşmüştü.

​KARABEY KONAĞI'NDA SOĞUK RÜZGARLAR

​Baran, çalışma odasının penceresinden avluya bakarken yumruklarını sıkıyordu. Aşağıda Ömer ve Dilan karşı karşıyaydı. Ömer, her zamanki zarif ve mesafeli tavrıyla Dilan’ın ellerini tutmuş, endişeyle bir şeyler anlatıyordu.

​"Dilan, burası sana göre değil," diyordu Ömer. "Seni bu taş duvarların arasından çıkaracağım. İstanbul'a, ait olduğun yere döneceğiz."

​Dilan tam cevap verecekken, Baran’ın ağır adımlarla merdivenlerden inişi avludaki tüm kuşları uçurdu. Baran, tam aralarına bir duvar gibi girdi.

​"Bu konaktan kimin çıkacağına sadece ben karar veririm, İplikçi," dedi Baran. Sesi, gök gürültüsü gibi derinden geliyordu.

​KISKANÇLIĞIN ZİRVESİ

​Ömer, geri adım atmadı. Baran’ın aksine, sakinliği en büyük silahıydı. "Baran Bey, zorbalıkla kimseyi tutamazsınız. Dilan özgür bir kadın."

​Baran, Ömer’in üzerine yürürken korumalar hareketlendi. Baran, Ömer’in yakasını kavrayıp onu kendine çekti. "Bak doktor... Sen o şık takımlarının içinde tasarım yapmaya, hastane koridorlarında yürümeye benzemezsin. Burası Mardin! Burada bir kadının elini tutmak, bedel ödemek demektir."

​Dilan araya girerek Baran’ın kolunu tuttu. "Bırak onu Baran! O benim arkadaşım!"

​Baran, Dilan’ın Ömer’i savunmasıyla daha da sarsıldı. Gözlerindeki o saf öfke, yerini derin bir kırgınlığa bıraktı. Ömer’i sertçe itti. "Git buradan! Bir daha bu kapıya gelirsen, doktorluğunu bile kurtaramaz seni."

​KALPTEKİ SIZI

​Gece çöktüğünde Baran, konağın en yüksek terasında tek başınaydı. Dilan yanına geldi. Sessizliği bozan ilk o oldu: "Ona zarar vermeyeceksin, değil mi?"

​Baran arkasına dönmedi. "Onun için mi korkuyorsun, yoksa onu sevdiğin için mi?"

​Dilan, Baran’ın yanına gidip profilini izledi. "Ömer benim geçmişim, Baran. Ama senin anlamadığın bir şey var... Ben geçmişime dönmek istemiyorum."

​Baran yavaşça Dilan’a döndü. Gözleri çakmak çakmaktı. "O adam sana dokunduğunda... Sanki benim dünyam başıma yıkılıyor gibi oldu Dilan. Ben bugüne kadar hiçbir şeyi paylaşmadım. Hele ki seni..."

​Dilan, Baran’ın elini tuttu. Bu kez kaçan taraf Baran değildi. "Bana güvenmeyi öğrenmelisin, Ağa," dedi Dilan fısıltıyla.

​Baran, Dilan’ın elini kalbinin üzerine götürdü. "Burada öyle bir fırtına kopardın ki Hemşire... Artık güvenmekten başka çarem kalmadı. Ama o adam... Bir daha senin yanına yaklaşırsa, Mardin ona dar gelir."

​O gece Baran Karabey, ilk kez bir savaşı silahla değil, kalbindeki o amansız kıskançlığı itiraf ederek kazandığını hissetti. Ancak Azade Hanım’ın yukarıdan onları izleyen karanlık gölgesi, bu aşkın önündeki asıl engelin henüz başlamadığını fısıldıyordu.

​4. Bölümün Sonu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.