Adını henüz koyamadığınız duygularınızın içinizi yakıp kavurduğunu, dile getiremediklerinizin bir problem çıkarmaya çok yatkın olduğunuz yaşlardaydım. Türkiye'nin abartılan birçok genci arasında bırakın adımın duyulması, o kızda kim, tanıyan çıkar mı? Genelde bu soruların karşılık bulduğu tuhaf bir kızdım.
Zıplayarak hiç adım sektirmeyen sınıf arkadaşım 'henüz yeni tanıştık' sırt çantamın siyah salkımlarının süzüldüğü kısma dek geldi ve şu bir haftadan uzun süren tanışıklığımızı şaşırtan bir sevecenlikle günümü neşelendirdi.
"Beyz naber kankitello"
Konuşmasından bile çikolatayı ne kadar çok sevdiğini anlamışsınızdır. Meryem benim sınıf arkadaşım hatta bakarsanız tek arkadaşım... Siyah kıvırcık saçlarını hep salık gezdirir, hiç makyaj yaptığını görmedim, ben kendime tuhaf diye geçinirken birazda olsa beni normal yapan kız. Hayatımın küçük lütfu. Çok komik değil mi, birkaç yıllık arkadaşlıklarımı ezip geçen bir haftalık arkadaş. Hayat bir yerden alıp diğer yerden veriyor dedikleri bu olsa gerek.
"Bugünde sessiz mi kalacaksın şirinlik abidem uuu yanaklara bak tombulum!"
"Meryem, tombulum demesen alınıyorum."
"Sende her şeye alınıyorsun canım ne diyeceğimi şaşırıyorum. Sen onu bırakta ben ne duydum dinle dinle!" Kolunu omzuma atıp sınıfa çekiştirirken canlı biri gibi görünüyordum. Dalgalı koyu kahve saçlarımı yıkamaya üşenmeyi geçtim doğru düzgün toplasam insandan sayılırdım.
"Bizim okul yeni açıldı ya yeni öğrenciler alıp duruyor! Geçen benim bir arkadaş söyledi çok yakışıklı çocuklar varmış!" Mesaimize yeni başlıyoruz. Sürekli erkeklerden bahsediyor, ergenliğine veriyordum o sırada aynı yaşta olmamız komikliğini bir yere koyalım. Sırama geçtiğimde direkt çantamı onunkinin yanına koyuyordum. Yeni geldiğimizden öğretmenler çok karışmıyordu nereye oturacağımız gibi sorulara.
"Sende açılsan güzel kızsın aslında. Az insanlar arasına karış, sohbet et. Bu ne durgunluk?"
"Efendim?" Annemi duydum sandım bu nasıl benzerlik gerçekten hayret verici doğrusu.
"Meryoş de efendim ne yaşlı nine mi kaçtı içine? Ne diyordum ha, evet. Bizimkiler yani kız grubumuz diyorlar ki hele biri varmışki bakan bir daha bakıyormuş. Sen ne diyorsun konuşsak mı? Muhabbet çekeriz." Gözleri öyle heyecanlı bakıyordu öyle güzel kaptırmış gidiyordu ki onu bozmak istemedim.
"Meryem beni bulaştırma da ne yaparsan yap ne diyeyim?"
Bir anda gözleri düştü yere. Aferin, dedim içimden kalpsizin tekiydim. Davranışlarım ve düşüncelerim bağıntısız hareket ediyordu.
"Ama bizim sınıfa düşecekmiş. Tek başıma gidersem ezik görünmem mi?"
Sıraya oturup gözlerimi boş akıllı beyaz tahtaya diktim. Ayırmadan beyazlıkta kaybolurken sakince başımı salladım olumlu ifade bırakırmışçasına. Oysa ne gereksiz diyordum yaşımız daha çok küçüktü ve önümüzde boktan bir sınav vardı. Sessizlik oluştu birden sınıfta. İlk gelenler biz olduğumuzdan mı bilmiyorum çok ıssız bir adada izlenimi bırakıyordu. Gözlerim sabah yorgunluğuyla kapandı kapanacaktı. Meryem takır tukur cep telefonuyla uğraşıyordu. Yorgunluğa yenik düştüm ve her defasında gördüğüm o saçma dizginlikle devam eden rüyaya ışınlandım.
Bembeyaz boşlukta yolunu kaybetmiş dervişten beterce bir üstlük beyaz çarşaf sağıma soluma bakınıyordum. Kilidini açamadığım kapı yine önümde belirdi öylece. Kaşlarımı çatıp irkildim. Eskice, ahşap kapı anı kokuyordu buram buram. Fakat anahtarı yoktu. Bir türlü açamıyordum. Saçımı kaşıdım ve öne atıldım. Zaten en fazla 5 saniye süren bir görüntüydü. Bu yüzden elimi kapı koluna uzattım bıkkınlıkla. Bu sefer farklı bir his bıraktı tenimde. Acıyla yanıyordu parmaklarım. En dondurucu soğuğa soksan düzelmezdi. Ellerimi çekip üflemeye başladım öyle gerçekçi izlenim veriyordu ki canımın yandığını derinlerimde algılıyordum. Sonra ismimi çağıran birini işittim gözlerimi açmaya karar verdim. O beyazlık birdenbire yok oldu. Karanlık beni içine çekiyordu sanki. Gözlerimi yavaş yavaş aralarken güneş ışığı tarafında olduğum gün yüzündeydi. Ellerimi gözlerime siper ederken Meryem uyandığımı fark etmemiş olsa gerek çağırmaya devam ediyordu. "Beyza?"
Ellerimi gözlerimden çektiğimde kısık bakışlarla çaprazımdaki arka sırada gözlerini benden ayırmayıp pür dikkat beni izleyen o maviliklerle tanıştım. Boş boş bakışıyorduk. Sürekli küfür etme ve tersleme iç güdüm bu sefer suskun kalmıştı. Kaşlarımı çattığımda bakışlarını benden uzaklaştırdı. "Beyza."
"E eee!" Gereğinden fazla yüksek çıkmış olacağımki beni farkettiler. Herkes, öğretmen dahil gözleri üzerimdeydi. Yutkunarak içime gömülecekken arkamdaki kıkırdamayı duydum. Yerin dibi neresi bilmiyordum ama öğrenmeme çok kalmamış olmalıydı. Öğretmen, öğrencilere isimlerini ve yerleşkelerini soruyorken onu durdurduğumu sıranın bana geldiğinde anladım. Çocuk gibi ayağa kalktım. "Ben Beyza şu okuldan geldim şurada yaşıyorum annem şu babam şu işi yapıyorlar." Tatmin olmuş tavrıyla diğer öğrenciye geçti. Aklından silinip gidecek bilgileri sormanın mantığı ne hocam be gözünü seveyim.
"Beyza yer değiştirelim mi?" Meryem'in derdini anlamak güç değildi. "O mu yeni gelen? Bahsettiğin kadar yokmuş. Geç tabii."
"Beyza sen ne anlarsın bir kere gözlere şu karizmaya bak heheyt analar neler doğuruyor?"
"Bizi babalar mı doğurdu?" Ayağa kalkıp çok geçmeden çantamı kendime çektim.
"Merhaba?" diye konuşmaya geçtiğinde Meryem karşı tarafla, sessizce onları izliyordum. Tam çekirdek çıtlatmalık ortam buldum derken çocuğun boş ve istemsiz cevaplarına o kadar gıcık oldumki dişlerimi sıktım. Meryem vazgeçerek başını kollarına gömdüğünde acımasızlığına dudak bükemediğimden kendim olmaktan çıktım... "Kendini bir bok mu sanıyorsun bu tavırlar ne?"
Duymamış gibi davranarak, "Bana mı diyorsun? A bak senin ağzın varmış." gülmeye başladığında yanındaki arkadaşı olduğunu varsaydığım diğer bokta gülmeye başladı. Meryem sol kolumu tutup, "Bulaşma şunlara değmez." dediğinde nedense daha çok toksik benliğim dışarıya çıkmak istedi.
"Dünkü bok senden hiç haz etmedim. Yerinde olsam konuşmaya utanırdım."
Başını bana doğru uzatarken- hiçte çekinmiyordu- laubalce sırıttı. "Dokundu mu çirkin ördek yavrusu yuvana dönsen sonuçta erkek erkeğe konuşmaya aç olsaydım sen başta bile olmazsın."
"Ben kızım kör müsün!*"
"Aynen bende kızım."
Sustum gülerek, "İnsanın kendini bilmesi kadar güzel ne varki?" dediğimde çok çirkinleştiğimi ona benzediğimi açıkça kabullendim. Ergenliğim sanırım o zamanlara denk gelmişti.
"Kız olmasan şimdiye ağzının payını vermiştim şükret."
"Hani erkektim ya ne oldu bir karar ver kız kardeşim."
"Ne diyo bu vıdı vıdı..." yanındaki erkek müsveddesi-mağarasından çıkamamış erkek tiplemesi-konuşunca gülüşmeye devam ettiler.
"Erkek arkadaşın kızıyo galiba konuşmamıza ay ne üzücü susayım bari."
Yerinden kalıp üzerime yürüyecekken öğretmen durdurdu. "Ne oluyor çocuklar okulun ilk günü bir sakin durun. Birde liseli olacaksınız çocuk gibi davranmayı bırakın!"
Öğretmen haklıydı ne öğretmeni olduğunu anlayamasamda onu onaylayıp başımı utanmadan bize bakanlara çevirdim. Çok güzel yıllarım olacağını ilk günden bünyede hazımlamıştım. Tekrar başımı ona çevirdiğimde gözlerindeki şimşeklerin arkadaşı tarafından yumuşatılmaya çalışıldığını görünce dudaklarım sinsice kıvrıldı.
"Sende az değilsin."
İşte ipler bende o anda kopmuştu. Bu hikayeyi sadece bir lise aşkı okuyacaklar için üzülerek söylemeliyim ki zaman kaybetmeden kapatsınlar çünkü işler benimde tahmin etmediğim yönde gelişmekteydi. O ses nereden geldi diye etrafıma bakınırken kimsenin benimle ilgilenmediğini gözlemledim. Meryem bile çoktan sızmış uyuyordu. Kulağımı kaşıyıp başımı sıraya koyduğum kollarıma eğdim.
"Beni görmezden mi geleceksin? Arkadaşız sanıyordum."
İçimden deliriyor muyum diye geçirirken o ses yine kulaklarımda çınladı. "Beyz beni unutmuş olamazsın. Ama tam bir hayal kırıklığı yaşatıyorsun."
Cidden delirmiştim herhalde mantığıma oturmuyordu. Yalnızlıktan kafayı yemiştim. "Bana inancın yok.anlarımda böyle delirmişim demende ne bilim."
İyi miyim? Uykuda mıyım?
"Senin için geldiğimde hala beni rüya sanırsan iki elim yakanda olsa bile seni benim yaparım."
Bir derdim yoktu, varmış gibi davranmayada mecalim. Öğreneceklerimin sadece derslerin işlenişi olarak kalacağını düşünürdüm yanıldığımı söylemekten çekinmeyeceğim dostlar. Hemde hiç... Next için yorum ve beğenilerden beni mahrum bırakmayın öpüldünüz :*

