İçeriğe geç

Seni Hatırlamayan Kalp

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Seni Hatırlamayan Kalp

Bölüm 2

Ortaokul zamanları(devamı)

(Yona'nın anlatımı)

Ben voleybol antrenmanı için üstümü değiştirmeye gittim. Soyunma odasına girdiğimde, yanlışlıkla erkeklerin soyunma odasına girdiğimi fark ettim. Ama artık çok geçti; çünkü erkeklerin sesleri gelmeye başlamıştı. Buraya doğru geliyorlardı!

Panikle bir kabine girdim. Erkekler de içeri girdi. Meğer herkesin kendine özel kabini varmış… ve ben Baran’ınkine girmişim!

Bir anda kapı zorlandı. Kilitlediğim için açamadı.

“Bu kapı neden açılmıyor?” diye Atakan’a seslendi.

Kırmamaları için kilidi açmak zorunda kaldım. Kendimi inanılmaz derecede rezil hissediyordum. Baran beni görünce şaşırdı.

“Sen burada ne yapıyorsun?” dedi.

“Bu seni ilgilendirmez,” dedim ama hemen ardından dilimi ısırdım. Çünkü onun kabinindeydim ve hâlâ neden orada olduğumu söylememiştim.

Baran kaşlarını kaldırdı.

“Anlatacak mısın, mozaik? Yoksa herkese söyleyip seni rezil mi edeyim?” dedi.

Korkuyla, “Yanlışlıkla buraya girdim. Sizin geldiğinizi görünce panikleyip bu kabine saklandım. Allah’ın işine bak ki bu da senin kabininmiş,” dedim.

Hiçbir şey söylemeden arkasını döndü ve,

“Atakan, buraya gel,” diye seslendi.

Atakan sorgulamadan yanına geldi. Baran bana dönüp,

“Şimdi sen Atakan’ın kabinine gir. Erkekler çıkınca sana haber vereceğim,” dedi.

Daha ne olduğunu anlayamadan kolumdan tutup beni gizlice Atakan’ın kabinine itti.

Bir süre sonra kapım tıklandı.

“Çıkabilirsin,” dedi Baran.

Kilidi açıp dışarı çıktım.

“Teşekkür ederim, mini mafya,” dedim.

Suratsız bir ifadeyle arkasını dönüp gitmeye çalıştı. Önüne geçtim.

“Rica yok mu, mini mafya? Bir de neden sırıtıyorsun?” diye sordum.

“Az önceki rezilliğin yüzünden sırıtıyorum. Rica ederim, mozaik,” dedi.

Bunu deyince yanaklarım yanmaya başladı. Beni utandırmaya bayılıyordu, pislik. Yanaklarımın kızardığını görünce yüzündeki sırıtış daha da büyüdü.

“Bir dahaki rezilliğinde görüşmek üzere, mozaik,” dedi.

“Seninle bir daha görüşmek istemiyorum,” dedim sinirle ve hızlı adımlarla oradan uzaklaştım.

Arkamdan gelen adım seslerini duymazdan gelmeye çalıştım ama kalbim hızla atıyordu. Tam kapıya ulaşmıştım ki arkamdan o tanıdık ses geldi.

“Mozaik.”

Durmak istemedim… ama durdum. Yavaşça arkamı döndüm. Baran, duvara yaslanmış, hâlâ o sinir bozucu sırıtışıyla bana bakıyordu.

“Ne var?” dedim, gözlerimi kaçırmadan.

“Bu kadar kolay kaçabileceğini mi sandın?” diye sordu.

Kaşlarımı çattım. “Kaçmıyorum. Sadece senden uzak duruyorum.”

Hafifçe güldü. Bana doğru birkaç adım attı. Aramızdaki mesafe giderek azalırken istemsizce gerildim.

“Bugünlük kurtuldun,” dedi alçak bir sesle. “Ama bu hesabı kapatmadık, mozaik.”

Gözlerimi devirdim. “Seninle herhangi bir hesabım yok.”

Tam dönüp gidecekken kolumdan hafifçe tuttu.

“Var,” dedi sakin ama kendinden emin bir şekilde. “Hem de sandığından daha fazla.”

Bir an göz göze kaldık. Kalbim yine hızlandı ama bu sefer sebebini anlamak istemedim. Elimi çekip geri adım attım.

“Uzak dur benden, mini mafya,” dedim.

Sonra arkamı dönüp gerçekten gittim. Bu sefer durmadım.

Bölüm sonu

2 yorum