(Yazarın anlatımı)
Umay ve Yona, spor salonunda yan yana oturmuş, kendi hâllerinde sohbet ediyorlardı. Ortam sakin ve sıradandı.
Tam o sırada arkalarından bir ses yükseldi:
“Umay, Baran’la Yona tanıştı mı?”
Bu, Atakan’dı.
Umay arkasını dönüp ayağa kalktı.
“Hayır, tanışmadılar,” dedi.
Yona da merakla ayağa kalktı ve Baran ile Atakan’ın olduğu tarafa doğru yürümeye başladı. Kaşlarını hafifçe kaldırarak sordu:
“Kimle tanışıyorum?”
Baran, hafif bir sırıtışla karşılık verdi:
“Galiba benimle.”
Umay hemen araya girdi.
“Hadi, tanışın artık,” dedi.
Yona’nın yüz ifadesi bir anda değişti. Baran’a ters ters baktı.
“İstemiyorum,” dedi kısa ve net bir şekilde.
Ardından arkasını dönüp koşar adımlarla uzaklaştı.
Spor salonunda kısa bir sessizlik kaldı.
Baran, Yona’nın arkasından birkaç adım hızlandı ve kolundan hafifçe tutarak onu durdurdu.
“Bir saniye,” dedi, sesi sakin ama netti.
Yona aniden durdu. Kolunu çekip Baran’a döndü. Kaşları çatılmıştı.
“Ne var?” diye sordu, sabırsız bir tonla.
Baran bir an onu süzdü.
“Bu kadar sert tepki vermene gerek var mıydı?” dedi.
Yona kısa bir kahkaha attı.
“Ben mi sertim? Daha tanışmadan sırıtan birine göre gayet normalim.”
Baran’ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Demek ilk izlenimim bu.”
“Evet. Ve pek iyi değil.”
Kısa bir sessizlik oldu. Sonra Baran başını hafifçe eğdi.
“Baran Bodur.”
Yona bir an duraksadı. Gözlerinde küçük bir şaşkınlık belirdi.
“Bodur mu?” dedi istemsizce.
Baran kaşını kaldırdı.
“Evet, bir sorun mu var?”
Yona hafifçe gülümsedi, bu sefer daha farklı bir ifadeyle.
“Yok… sadece güçlü bir soyad gibi duruyor.”
“Öyledir,” dedi Baran, sakin bir özgüvenle.
Yona kollarını bağladı.
“Yona Mosso.”
Baran bu sefer dikkatle baktı.
“Mosso… farklı.”
“Beğenmedin mi?” dedi Yona hafifçe meydan okur gibi.
“Yok,” dedi Baran. “Aklında kalıyor.”
Yona gözlerini hafifçe kıstı. Sonra aniden dudaklarında küçük bir gülümse oluştu.
“Tamam,” dedi. “Sana bir lakap buldum.”
Baran hafifçe güldü.
“Bu kadar hızlı mı?”
“Evet,” dedi Yona. “Mini mafya.”
Baran kaşlarını kaldırdı.
“O da ne demek?”
Yona omuz silkti.
“Bodur… güçlü soyad… gizemli tavırlar… Tam mini mafya vibesı.”
Baran bu sefer gerçekten güldü.
“İlginçmiş.”
Bir adım yaklaştı.
“O zaman benim de sana bulmam lazım.”
Yona kaşını kaldırdı.
“Deneyebilirsin.”
Baran birkaç saniye düşündü, sonra gözlerinde hafif bir eğlenceyle konuştu:
“Mozaik pasta.”
Yona’nın yüzü bir anda değişti.
“Ne?!”
Baran omuz silkti.
“Tatlı ama karışık.”
Yona bir an ne diyeceğini bilemedi, sonra gözlerini devirdi.
“Saçma.”
“Beğenmedin mi?” dedi Baran.
“Hayır.”
Baran hafifçe gülümsedi.
“Ben beğendim.”
Yona başını salladı, hâlâ hafif sinirli ama gülmemek için zorlanıyordu.
“İnanılmazsın,” dedi.
“Mini mafya sonuçta,” diye karşılık verdi Baran.
Yona istemsizce gülümsedi ama hemen toparlandı.
“Tamam, bu yeter. Gidiyorum.”
Bu sefer arkasını dönüp yürüdü.
Baran onu durdurmadı.
Ama içinden bir şey, bu hikâyenin burada bitmeyeceğini söylüyordu.

