Sabahın ilk ışıkları odanın penceresinden sızmaya başlamış ve boğucu alarmın kısık sesi tüm odada büyük bir huzursuzluk yaratmıştı. Aynı odada kalan üç kardeşten ilk uyanan Feride olmuş ve alarmı hemen kapatmıştı. Çünkü babasının bu alarmdan dolayı onlara kızmasını istemiyordu. Ardından Feride; Cemre ile Berkay'ı uyandırdı ve tuvalete yöneldi. Elini ve yüzünü yıkadı ardından ise dişlerini fırçaladı ve tuvalet sırasını Cemre'ye devretti. Feride altına rahat bej renginde bir eşofman, üstüne koyu kahverengi salaş ve uzun bir tişört giydikten sonra siyah hırkasını aldı.
Cemre ise ardından elini ve yüzünü yıkayarak dişlerini fırçalamaya koyuldu. O sırada kapıda sabahtan beri bekleyen Berkay kapıya vurmaya başladı ve “Kızım beş saat içeride ne yapıyorsunuz” diye ekledi Berkay uykulu boğuk ve esnemeyle karışık sesiyle.
“Yavrum azıcık daha bekle merak etme ölmezsin” dedi Cemre dişlerini fırçalarken. Sesi tam anlaşılmıyordu dişlerini fırçaladığı için.
Cemre lavabodan çıktıktan sonra hemen lavaboya Berkay girdi. O sırada Cemre altına koyu mavi tonlarında İspanyol paça bir kot pantolon, üzerine beyaz ve sade bir gömlek, onun üzerine ise siyah bir kazak giymiş ve altına siyah ve beyaz tonlarındaki boğazlı ayakkabısını giymiş ve hazır olmuştu.
Berkay ise kızların tam aksine lavaboda beş saat geçirmek yerine hemen çıkmış ve siyah bol bir kot pantolonun üzerine düz beyaz bir tişört giymiş ve artık oda hazır olmuştu.
Bugün yeni başlayacakları lisenin ilk günüydü ve geç kalmanın lüzumu yoktu. Ayrıca babaları daha gözlerini açmadan evden ayrılmak en doğrusuydu. Çünkü kim daha sabaha bağırış ve çağırış ile dans eden yumruk ve tokatlarla başlayıp gününü mahvedip, tüm “Orana ne oldu?” , “Şuran niye mor?” sorularına “Bir yere çarptım ondan morardı.” diye yalan söylemek ister ki. Hiçbiri güne böyle başlamak istemeyeceği için sessizce kapıyı kapatıp evden çıktılar ve yeni okullarına doğru ilk adımlarını attılar.
Daha okula bir saat erken geldikleri için okulu ayrılıp gezmeye karar verdiler ve hepsi ayrı bir yöne doğru ilerlediler.
Feride dolaşırken yanına bir tane oğlan gelir ve “Tanışalım mı?” diye sorar. Feride çocukluk travmalarından dolayı bu tanışma fikrine çok olumlu bakma. Ne de olsan o da bir erkek diye düşünerek “Belki daha sonra” diyerek onu geçiştirmek isterken çocuk onu kolundan tuttu ve kendine çekti.

