Eylül Çocuktan özür diledim ve eve gelme saatinin gelmesini bekledim. O kadar utandım ki yanaklarımı kızarıklığını görmesin diye kaçmak zorunda kaldım. Umarım ondan utandığımı, korktuğumu ya da ona aşık olduğumu falan düşünmez. Utandığım biraz doğru olabilir.
Sonunda eve geldiğimde annemin odada ağladığını gördüm. Her okuldan gelişimde böyle bir karmaşa olur zaten. Gene babam gelip paraları alıp kaçmış. Babamdan da anca bu beklenirdi. Ben daha on bir yaşındayken evden kaçıp başka bir kadınla evlendi. Sonra onunla da boşanıp alkole vurdu kendini. Şimdi de her ay gelip annemin bileğinin hakkıyla kazandığı paraları alıp kaçıyor. Geldiği zaman da ortalığı velveleye vermeden gitmiyor. Gene öyle bir gündeyiz sanırım.
"Kızım ben dayanamıyorum artık. Şerefsiz gelip gelip gidiyor. Kumara başlamış. Şimdi de bu yüzden alıyor parayı. Bir gün alacaklılarına bizim ismimizi verip de kapıya dayanmalarini saglarsa tam olur."dedi annem.
Yılların yükü binmişti sırtına, kambur olmuştu beli. Kendini çok kez toparlamaya çalışmış ama babam her geldiğinde dağıtıp yeniden gitmişti annemin parçalarını.
Eskiden böyle değildi evimiz. Bir kere bankadan haciz geldi evimize. Maddi sıkıntılar başladı o zaman. Annem zaten çalışıyordu ama bu maddi sıkıntılarla beraber ikinci işine girdi. Babam da aynısı. Ödeyemediler gene. O zaman kavgalar başladı. Herkes stresliydi. Sonra babam bizi bırakıp gitti ve annemle tutundu birbirimize.
Annem duşa girdi ben evi toparlarken. Yemek de yapmıştı. Mercimek çorbası. En sevdiğim yemeğidir annemin. Annem duştan çıkana kadar sofrayı kurmuştum bile. Geldi, oturduk, hiç bir şey demeden yedik ve kalktık sofradan.
Odama geçtim. Ders çalışıp kafamı dağıtacaktım biraz. Böyle giderse benim de yarı zamanlı bir işe girmem gerekecekti. Annem denemeyi de sormamıştı. Büyük ihtimal kafası dagilmisti biraz. Sabah demiştim çünkü bugün de birinci olup geleceğim diye. Büyük konuşmamak lazımmış meğerse.

