Gözlerimi yavaşça araladım. Sanki bir rüyadan uyanıyor gibiydim. Hızla kendime gelip nerede olduğumu sorgulamaya başladım. Başkasının odasında, başkasının yatağında yatıyor vaziyetteydim. Kesinlikle biri beni bayıltıp kaçırmış olmalıydı. Az önce sahilde yürüyüş yaparken buraya nasıl geldiğimi hatırlamıyoruö bile! Sinirden kafama bir şaplak atarak ayağa kalktım. Oda oldukça zengin odasına benziyordu. Böyle mobilyaları ancak zengin biri alabilirdi. Etrafımı incelemeyi kesip kapıyı açtım. Koridorun sonundaki odadan anlamsız sesler geliyordu. Bilmediğim bir dilde sesler. Sanırım öldüm ben diye düşündüm. Kesinlikle ölmüş olmalıydım! Yerde gördüğüm terliğin birini alıp yavaşça sesin geldiği yöne doğru ilerledim. Yaklaştıkça gülme sesi ve tabak, kaşık sesi duymaya başladım. Gülen kişi kesinlikle erkekti. Umarım yakışıklı bir tipi vardır diye düşünmeden kendimi alıkoyamadım.
Kapının girişinden yavaşça başımı içeri doğru doğrulttum . Yuvarlak bir yemek masasında, genç bir oğlan sütlü gevrek yiyerek cep telefonundan anime izliyordu. Duyduklarımın anime sesi olması kesinlikle içimi rahatlatmış, fakat elimdeki terliği çocuğun kafasına fırlatmama engel olamamıştı.
Çocuk acıyla kafasını tutarak gözlerini bana doğrulttu . Deniz kadar masmavi gözleri, sapsarı saçları vardı . Webtoonda gördüğüm bir karaktere benziyordu sanki. İkimizde şok olmuş bir biçimde birbirimize baktık. Hadi ben şaşırdım, ama o niye bana şaşırıyor anlayamıyordum doğrusu.
"Hayırdır niye bana öyle bakıyorsun? " Diyerek ağır abi hareketleri yapmayı ihmal etmemiştim tabikide.
"Sen de kimsin? " Derken kafasını kendine gelmek istermişcesine başını hızla salladı . Anlaşılan o da benim gibi ölmüştü .
" Asıl sen kimsin!? " Dediğimde hızla ayağa kalkarak karşıma geçti. Çok yakındık ve bundan rahatsızlık duymuyorduk. İster istemez içime bir hissiyat doğmuştu . Bu çocuğu tanımasam bile beni çekiyordu. Kalben ona bağlıydım sanki.
Ben bunları düşünürken o sorgulayıcı bakışlarıyla eliyle çenemi tutup yüzümü incelemeye başladı
" Gözlerinin rengi bile aynı . " Dedi gözlerini gözlerime dikerek .
Oldukça gerilerek elini çenemden çektim. Sinirlenmiştim. Neyin içine düşmüştüm ben böyle anlayamıyordum.
"Bak sanırım ikimizde öldük falan bunun gibi birşey oldu. Ben sahildeydim birden kendimi burda buldum. Seni tanımıyorum bile. "
Söylediklerime mi gülümsüyordu, yüz ifadelerime mi anlayamıyordum.
"İsmin nedir? "
"Melinda. "
"Ne!? "
Oldukça şaşırmıştı. Ne yani aptalca bir ismim mi var!?
Ne kadarda sınırlı bir kadınım...
"Ne var yani olamazmı? "
"Kolunu açabilir misin. Sadece birşeye bakmam gerek. "
Dediğinde cidden fetişi olan sosyopat biri olduğunu düşündüm. Kolumla derdi ne cidden!?
"Hayır. " Dediğimde aniden sağ kolumu kendine çekerek tişörtümün kolunu omzuma kadar sıyırdı . Avuç içimi kendine doğru çevirdi. Gözlerinde yoğun bir bakış vardı. Nereye bakmak istediğini sonunda kavrayabilmiştim. Cidden doğum lekeleme mi bakıyordu bu ?
Yoğun bakışlarına aldırmadan kolumu geri çekip , omzuma kadar sıyırdığı tişörtümü geri koluma kapadım.
"Bak inanmayabilirsin ama sen benim annemsin. "
Dediğinde kesinlikle onun sosyopat değilde şizofren olduğunu düşünmeye başladım . Resmen delirmiş biriyle aynı odada başbaşaydım.
" Ne saçmalıyorsun sen!? " Dedim. Ardından o da sağ kolunu açarak kolundaki doğum lekesini gösterdi . Leke benimkisiyle tıpatıp aynıydı ve aynı yerdeydi . Fakat yinede ne kadar inanmak istemesemde bu çocukla ben, ikimizde sarışındık. Yani birbirimize benziyorduk . Cidden ben ölmüş falan olmalıyım .
"Bak . Kaç yaşındasın bilmiyorum ama ben 20 yaşındayım. Beni anlıyormusun? Senin annen olmam imkansız. Gidip bir tedavi olmalısın. " Dedim onunla bir abla gibi konuşuyordum artık.
"Bak sana nasıl sesleneceğim bilmiyorum fakat kanıtım var.Bekle burada . " Deyip hızla uyandığım odaya yöneldi. O kadar açtım ki masaya oturup yediği gevrekten bir kaşık aldım.
Oldukça tatlıydı. Bu gidişle bu çocukta benim gibi diyabet hastası olacak. Gerçi kasları var. Kesinlikle spor yapıyor olmalıydı. Ah be analar neler doğuruyor! Benim çocuğum olsa kesinlikle sarışın olmaz, kara kuru birşey olurdu ! Tabi ben bunları düşünürken gevreği bitirmiş karşımda, elinde albümle oturan oğlanın beni izlediğini fark etmemiştim bile. Utanarak kaşığı kaseye bırakıp elimin tersiyle ağzımdaki sütü sildim.
Gülümseyerek beni izliyor, albümü bana uzatıyordu. Lanet albümde ne vardıda bana bu kadar iyi gözle bakıyordu anlayamıyorum. Ona karşı hemen yumuşayabilecek kıvama gelmiştim resmen. Hayatımda hiçbir erkeğe bu kadar yumuşamamıştım. Bu lanet çocuk -ki aramızda kesinlikle 2 veya 3 yaş var - beni etkilemeyi başarmıştı.
Gözlerimle ona dik dik bakıp bana uzattığı albümü açarak incelemeye başladım. Lanet girsin keşke açmasaydım!
"Sen sapık mısın? Ne bunlar! " Dediğimde gülmeye başladı. Çok sinirliydim. Bu resimler benim fotoğraflarımdı. Hepsini kare kare hatırlıyordum. Kesinlikle photoshop olamazdı.
"Bu albüm senindi anne. Sondaki sayfayı aç istersen. " Dediğinde ona öldürecekmiş gibi baktım. Umarım çıplak fotoğrafım yoktur diye içimden dualar ederek son sayfayı açtım. 30'lu yaşlarında bir bayan , yanında yakışıklı kumral kocası , bir oğlan ve bir kız çocuğu vardı. Kadını biraz daha incelediğimde kendime benzettim. Yüz hatları tıpkı bana benziyordu. İçimden ne şansı kadın! Diye geçirmedim değil. Oldukça mutlu görünüyorlardı .
" Bu kadın sensin anne. " Dedi genç oğlan. Oldukça sakin ve sevgi yüklü bir ses tonuyla bana yaklaşıyordu. Bir an olsun ona inanmak istedim. Hızla diğer sayfalarda baktım. Hamilelik fotoğraflarım bile vardı. Cidden beni kandırmak için iyi hazırlanmış olmalıydı. Albümü kapatarak masaya koydum .
"Pekala. Madem senin annenim. Beni inandır o zaman. " Dirseklerimi sandalyenin başına koyarak arkama yaslandım.
" Diyabet , yani şeker hastalığın var. Sayende bu hastalığın bana da geçti. İlk başlarda kız çocuğu istemişsin fakat sürekli beni gördüğün için ilk olarak benim doğacağımı hissetmişsin. Bunu bu yaşlarında fark ediyorsun anne. Evlendikten sonra değil. " Dedi gülümseyerek. Oldukça hoşuna gitmişti söyledikleri . Yavaşça arkasına yaslandı. İfadesiz bakışlarıma karşılık sırıtıyordu. Resmen şaşkın olduğumu hissediyor gibiydi.
"Sosyal anksiyeten vardı . Özgüvenin yükselse de hala atakların devam ediyor. Ömrün boyunca yalnızlık duygusuyla savaşacaksın sonra zirvenin tek kişilik olduğunu elinde sonunda öğreneceksin anne. Herneyse...Lisede takıntılı birisi olduğundan bahsetmiştin . Rüyada onu görüp , o kişiden takıntılı bir şekilde hoşlanmışsın. En sevdiğin çikolata şu Hindistan cevizli beyaz çikolatalı topçuklardan. Bl dizisi izlediğini bilen az kişi var fakat kimse senin bl webtoon okuduğunu bilmiyordu. Birde şu pandemi olayı... "
" Tamam sus! İnanıyorum. " Daha fazla devam etmesini istemiyordum . Yeterince herşeyi biliyordu zaten. Ona inanmayı seçtim. Kimse ne tür bir webtoon okuduğumu bilmiyordu. Bu çocuk beni nereden tanıyordu bilmiyorum ama beni benden çok iyi tanıdığına kesinlikle eminim.Çünkü ona her baktığımda duygularımı yansıtmasam bile görebiliyordu sanki . Bunu hissedebiliyordum.
" Hadi ama anne. Hissiyatına güven! Eskiden çok iyi fal bakardın. Fakat günah diye bıraktın artık . " Dedi gülümseyerek. .
"Madem öyle. Sana inanmayı deneyeceğim. Fakat sende bana tüm bu olanlardan bahsedeceksin. Sen kimsin ve gerçekteki halim şuan nerede ? "
"Sen sıkıldın. Sürekli beni kimsenin bulamayacağı bir yere gitmek istiyorum diyordun. En sonunda da gittin . Bir sabah uyandığımızda dolaba astığın notla bizi bırakıp gittin. Yaklaşık bir ay oluyor sen gideli. Tek yazdığın şey 'biraz kafa dinlemeye ihtiyacım var. Kaçmıyorum, merak etmeyin ' idi.
Bu oldukça sinir bozucuydu. Babam ne zaman sana soğuk yapsa hep kaçıyordun ama hiç bu kadar ileri gitmemiştin anne. " Dedi kızgın bir yüz ifadesi takınarak.
Oldukça şaşırmıştım. Cidden böyle bir isteğim vardı. Kim olursa olsun insan veya değil hiçkimse beni bulamayacak, huzur dolu bir yerde tek başıma kafa dinlemek her zaman istemişimdir.
"Baban ve ben? Yani ben ondan mı kaçıyordum? " Dedim şüpheyle.
"Kaçmıyordun. Korkuyordun anne. Senin en çok korktuğun şey terk edilme duygusuydu. Kimse beni terk edemez ancak ben ederim kafasındasın. Babam ne zaman sana soğuk yapsa ya da sen babamı ne zaman yanlış anlasan bu yüzden ondan hemen kaçıyordun." Dedi gerginlikle . Sanırım bu durumdan hiç hoşnut değildi.
"Olabilir öyle şeyler. Neden bu kadar gerginsin? " Dedim onu yumuşatma sırası bendeydi sanırım.
"Bizim duygularımızı umursamadın. Sadece kendini düşünerek hareket ettin anne. Kendini bir anlığına başka bir dünyaya çekiyorsun ve biz seni oradan alamıyoruz sanki. Babam da farket diye sana öyle davranıyordu zaten. " Dediğinde biraz düşünerek gözlerimi masaya çevirdim. Şuan olduğum kişiliği devam ettirmelimiydim yoksa değiştirmelimiydim? Kendi hayallerimde yaşamaktan alıkoyamıyordum kendimi. Yanımdakilerin kıymetini bilmiyor, kendimi gittikçe onlardan uzaklaştırmam oldukça olasıydı. Bunu yapmamın sebebi ise ilgi görmemem. Kesinlikle dikkat çekmek için yaptığıma eminim. Bu karara vararak gözlerimi tekrar onun mavi gözlerine çevirdim.
" Belkide ben sizden birşeyler bekliyorumdur. Malum sürekli siz benden beklemişsiniz. " Dediğimde başını salladı. Dediklerime hak veriyor gibiydi.
" Eskisi gibi kız kardeşimle ben sana ilgi göstermiyoruz. Genciz bilirsin... Arkadaşlar falan işte. Kafamız başka bir yerde. Sende bizimle ilgilenip biz seni umursamayınca bir anda o ilgiyi keserdin. Babamla sen her ne kadar çok çalışsanızda sen hiç yorulmazdın anne. Babam yorulup seninle yeterince ilgilenmediği için babama kızardın hatta. Sanırım tüm bunlar bizim yüzümüzden oldu. " Dedi üzülerek.
"Tamam. Artık bu konuyu kapatalım. Yeterince gerginiz bence. Şimdi söyle bakalım ben bu lanet evrenden yani bu zaman diliminden nasıl çıkıp kendi zamanıma gönebilirim ? "
Dediğimde o bana tek bir söz söyledi. O söz , sanırım benim sonumu getirecekti.
"Bilmiyorum. "