Beatrice reenkarnasyona pek inanmazdı. Ruhun tekrar tekrar bedenlenmesi ona uzak bir fikir gibi gelmişti. İnananları sorgulamazdı; belki de bu, onun için bir tür saygıydı. Ama şimdi, restoranın mutfağında Frank’in meşhur ton balıklı sandviçlerini hazırlarken, istemsizce onun önceki hayatını düşünüyordu. Bir aristokrat mıydı, bir asker mi, yoksa bir doktor mu? Aslında bunun pek bir önemi yoktu. Merak ettiği tek şey, eğer gerçekten önceki bir hayat varsa, en yakın arkadaşının o hayatta nasıl biri olduğuydu. Cesur muydı, yoksa şimdiki gibi biraz çekingen mi? Ona “korkak” demek istemiyordu. Çünkü Frank, onun sekiz yaşından beri hayatındaydı. Tanıştıkları günü net bir şekilde hatırlıyordu. Frank, ailesiyle birlikte Fransa’dan gelmiş ve Beatrice’in büyükbabasına ait olan okula yazılmıştı. İkisi de ikinci sınıftaydı. Ancak bu tanışma pek de dostça olmamıştı. Frank, ona sataşan çocuklardan biriydi. Kısa sürede ikinci sınıflar arasında güçlü bir çete kurmuştu. O zamanlar şimdiki Frank değildi. Sürekli grubuyla birlikte Beatrice’e takılır, onu çileden çıkarırdı. Sırasına yapıştırıcı sürer, saçına sakız yapıştırır, başından aşağı kurtçuklar atardı. Tüm sınıf gülerdi. Beatrice ise onun hemen yanında otururdu. Şimdi bunları düşününce gülümsüyordu ama o zamanlar hiç komik değildi. Tüm bunları yapan birinin nasıl en yakın arkadaşlarından biri hâline geldiğini hâlâ anlayamıyordu. Okulun kapanmasına iki hafta kala, onu temizlik malzemelerinin bulunduğu karanlık bir odaya kilitlemişlerdi. Büyükbabası kurtarmasaydı, korkudan bayılabilirdi. Sınıfa geri döndüğünde Frank’i gülerken gördü. Sırasındaki kalemi aldı ve düşünmeden onun gözüne doğru savurdu. Bu planlanmış bir hareket değildi. Öğretmenler, dedesi, Frank’in ailesi ve o meşhur çetesi… Herkes dehşete kapılmıştı. Büyükbabası ona ağır bir ceza verdi: Bir hafta okuldan uzaklaştırıldı. Ama o olaydan sonra Frank bir daha onunla uğraşmadı. Çetesinden kimse Beatrice’in karşısına çıkamadı. Okullar kapandıktan birkaç hafta sonra, Beatrice onu caddenin köşesinde ağlarken buldu. Köpeğine araba çarpmıştı. Sürücü kaçmıştı. Beatrice hiç düşünmeden yanına koştu. Köpeği bisikletinin sepetine koydu, Frank’i de peşinden sürükledi. Köpek hayattaydı. Dört yıl daha yaşadı. Adı Kırmızı’ydı. O yaz, kalıcı bir dostluğun başlangıcı olmuştu.
Bölüm 1
O Gün Bitmedi
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.