İçeriğe geç

Selenophile

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Selenophile

Bölüm 3

İnsaf

Girdiğim oda spor salonuydu. Beni koç ve birkaç kişi karşıladı. Hemen koçun yanına gidip "Hocam beni çağırmışsınız?" Dedim. Koc beni irkilten bir sesle " Evet çağırdım Algıncığım. Çağırmamın sebebide nasıl oynuyorsun bakayım diye. Sonuç olarak takımda ileride oynayacaksın değil mi? Biz ufak tefek bir alt takım değiliz il yarışlarına bile gidiyoruz."

Ama ben oynamayı bilmiyorum ki ne yapacağım şimdi. Yani az çok biliyorum ama bu seviyede değil. Ağzımdan istemsiz bir oflama çıktı. Koç hemen bana baktı.

"Noldu Algın bir sıkıntı mı var?"

"Yok hocam öyle değilde ben o kadar oynamayı bilmiyorum yani sizin kriterlerinizi karşılayamam diye düşündüm."

Diye dedim tek nefesle. "Dert etme yahu hallederiz merak etme. Yavaş yavaş öğrenirsin sende." Dedi. Böyle karşılayacağını beklemezdim. Koç ayaklanmaya başladı. Bende kalktım onla birlikte. Önüme biri topu attı. "Yavuz oğlum geç bakalım arkadaşının önüne. Bire bir oynayında bende izliyim." Yavuz birşey bile demeden hemen oynamaya başladı. Bende ona karşılık vermeye çalıştım ama beni o kadar kolay geçiyordu ki hemen sayı yaptı. Dilim tutuldu profesyonel basketbol izlerken bile bu kadar etkilenmemiştim. Gözümün önünde su gibi gitti. Şaşkınlıktan karşılık bile veremedim. Ama odaklanmam lazımdı burada da Berkan'ı yenmem lazımdı. Daha çok odaklanmaya çalıştım. Yenmem lazımdı.

16' ya 25 kaybettim. Bu yüzüme tokat gibi yapışmıştı her ne kadar oynamama çok güvenmesemde beni etkilemişti. Takım koçun dediği kadar vardı. Özellik o Yavuz. Oynayışı çok etkileyiciydi. Bunları düşünürken koç beni yanına çağırdı.

"Algın düşündüğümden kötü değilsin ama kendini geliştirmen lazım bu sayede daha iyi yerlere gelirsin."

"Teşekkürler hocam. Arkadaş sayesinde kendi seviyemi daha iyi anladım. Kendimi daha çok geliştirmeye çalışacağım."

"İyi iyi aferin sana böyle devam. Benim senden umudum var. Başarırsın sen ama çok çalışırsan. Hadi bugünlük bu kadar yeter. Okul çıkışı yanıma gel sana programı veriyim."

"Tamam hocam hadi size Allahaısmarladık görüşüz."

Bana gülümsediğini görünce adımlamaya başladım. Yavuz. Ne kadar güzel oynuyordu. Ama bir o kadarda sessizdi. Ne sevindi ne üzüldü. Nedensizce ilgimi çekmişti. Umarım ileride arkadaş oluruz. Tam birşeyler düşünürken arkamdan birisi dokundu "Naber Algın?"

"İyiyim rüya senden naber?" "İyi bende sana birlikte kantine gitmeyi teklif edicektim." Dedi tatlı bir şekilde. Hiç istemesemde şuanda tek arkadaşım olduğu için kabul ettim. "Tamam hadi gidelim." "Yeeey hadi beni takip et." Dediğinde çoktan elimi tutmuştu. Şaşırsamda elimi çekmedim. Uzunca bir yol gittikten sonra sonunda kantine vardık. "Ee ne yemek istersin ben ısmarlıyorum."dedi Rüya. "Sen ne yersen banada ondan al" "O zaman iki karışık tost alıyorum olur mu?" "Bana uyar." Dedim. Rüya mutlu bir şekilde kasaya döndü. Döndüğü sırada ileride tartışıyor gibi görünüyordu. Biraz daha izlediğim de tartışma hiddetlenip kavgaya dönüştü. Yani pek ilgilendiğim şeyler değil. O yüzden çok orala bakmadım ama gözüme kavganın içinde olan birine takıldı. Bu Berkan'dı. Ne bok yemeye oradaydı ki. Ama şimdi ilgimi çekmişti. Acaba gitsem mi gitmesem mi diye düşünürken Berkan'nın yüzünü gördüm. Her ne kadar rakibim olsada bu kadarı fazla olacağı için kavgayı ayırmaya yanlarına koştum.

İlerleyen bölümlerde karakterlerin yüzlerini atacağım(wattpad e döndü buralar T▽T)

Bu arada hikayeyi biraz geliştirdikten sonra playlist yapmaya çalışacağım yapabilirsem size paylaşırım.

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler (*^▽^)/★*☆

(Wattpad i özledimmm ühühü)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.