İçeriğe geç

Şeker ve Yumruk

Bölüm 10 · 3 dk okuma

Şeker ve Yumruk

Bölüm 10

BÖLÜM 10 - ÇÖKÜŞ VE YAKINLIK

Lina

Bazı şeyler söylenince değişmezdi.

Ama bazı şeyler söylenmeyince insanın içinde büyürdü.

Atlas’ın “benden uzak dur” cümlesi…

bende büyüyen şeylerden biriydi.

Ama sorun şu ki…

Ben uzak durmuyordum.

Duramıyordum.

O günden sonra Atlas iki gün gelmedi.

İki gün.

Küçük bir sayı gibi görünüyordu ama benim için çok uzundu.

Pastane her zamanki gibiydi.

Mira konuşuyordu.

Müşteriler geliyordu.

Kahve kokusu aynıydı.

Ama bir şey eksikti.

Ve ben artık o eksikliği çok net hissediyordum.

Telefonuma bakıyordum.

Mesaj yoktu.

Arama yoktu.

Hiçbir şey yoktu.

İçimde garip bir boşluk vardı.

Sanki bir şey bekliyordum ama ne olduğunu bilmiyordum.

Mira yanıma geldi.

“Onu düşünüyorsun.”

“Hayır.”

“Evet.”

“Hayır.”

“Lina.”

“Tamam.”

Başımı kaldırdım.

“Biraz.”

Mira iç çekti.

“Bu sağlıklı değil.”

“Ne?”

“Bu kadar bağlanmak.”

Kaşlarımı çattım.

“Bağlanmadım.”

Mira sustu.

Sonra sadece baktı.

O bakış “inanmıyorum” bakışıydı.

Ve haklıydı.

Üçüncü gün…

Kapı açıldı.

Ama bu sefer Atlas gibi yürümüyordu.

Yavaş.

Ağır.

Sanki her adımı zorla atıyordu.

Beni gördüğünde durdu.

“Lina.”

Sesi yorgundu.

Ama en çok da kırık.

“Buradasın.”

“Evet.”

“Gelmeyecektin.”

Bir an sustum.

“Sen de gelmeyecektin.”

Bu cümle onu durdurdu.

Çünkü doğruydu.

İkimiz de birbirimizden uzak durmaya çalışıyorduk.

Ama ikimiz de başaramıyorduk.

Oturdu.

Ama bu sefer farklıydı.

Dik değil.

Yorgun.

Sanki dünyayı taşıyan biri gibi.

Kahvesini hazırladım.

Sessizce getirdim.

Bardağı uzattığımda elimi tuttu.

Bir saniye.

Sadece bir saniye.

Ama o temas…

çok şey söyledi.

Elimi geri çektim ama kalbim hızlandı.

“İyi misin?”

Sustum.

“Değilsin.”

Atlas gözlerini kapattı.

“Bilmiyorum.”

Bu cevap…

onu daha da insan yapıyordu.

“Ne oldu?”

Bir süre konuşmadı.

Sonra:

“Onlar geldi.”

“Kim?”

Gözlerini açtı.

“Onun ailesi.”

İçimde bir şey sıkıştı.

“Buraya mı?”

Başını salladı.

“Beni buluyorlar.”

Sessizlik.

“Ne istiyorlar?”

Atlas bana baktı.

“Beni bitirmek.”

Bu kelime ağırdı.

Ama gözlerinde abartı yoktu.

Gerçekti.

O an kapı tekrar açıldı.

Bu sefer içeri girenler farklıydı.

İki adam.

Sert bakışlı.

Atlas onları gördüğü an yüzü değişti.

Ayağa kalktı.

“Lina arkaya geç.”

“Hayır.”

“Lina!”

Sesi yükseldi.

Ama bu sefer korkudan değil…

korumaktandı.

Ben kıpırdamadım.

Çünkü gitmek istemiyordum.

İlk defa onun yanında kalmak istiyordum.

Adamlar bize yaklaştı.

“Atlas.”

Biri konuştu.

Sesi soğuktu.

“Geldik.”

Atlas yumruklarını sıktı.

“Burada ne yapıyorsunuz?”

“Konuşmaya.”

“Konuşacak bir şey yok.”

Adam gülümsedi.

Ama bu gülümseme iyi değildi.

“Var aslında.”

Gözleri bana kaydı.

Ve o an içimde bir korku oluştu.

“Onu bırak.”

Atlas’ın sesi değişti.

“Karıştırmayın.”

Adam başını eğdi.

“Bunu sen başlattın.”

Sessizlik.

Ve o an…

Atlas bir adım geri attı.

Sanki ilk kez gerçekten köşeye sıkışmıştı.

Adamlar çıktıktan sonra salon boşaldı.

Sadece biz kaldık.

Atlas yere oturdu.

Başını tuttu.

İlk defa onu böyle gördüm.

Güçsüz.

“Atlas…”

Yanına çömeldim.

“Beni dinle.”

“Gitmeliydin.”

“Hayır.”

Bana baktı.

Gözleri yorgundu.

“Lina, seni buna dahil etmek istemiyorum.”

“Zaten dahil oldum.”

Sessizlik.

“Biliyorum.”

Bu cümle beni şaşırttı.

Çünkü kabul etmişti.

İlk defa.

Elini tuttum.

Bu sefer çekmedi.

Sadece baktı.

“Ben buradayım.”

dedim.

Sessiz kaldı.

Ama gözleri değişti.

Bir şey kırıldı içinde.

“Beni bırakmıyorsun.”

“Hayır.”

“Niye?”

Bu soru basitti.

Ama cevabı zordu.

“Çünkü…”

Duraksadım.

“Çünkü sen yalnız olmamalısın.”

Atlas gözlerini kapattı.

“Bunu söylemek kolay.”

“Ben yaşıyorum.”

O an başını kaldırdı.

Ve ilk kez…

gerçekten yaklaştı.

Aramızdaki mesafe yok oldu.

“Lina…”

Sesi kısıktı.

“Beni bu kadar yakına alırsan…”

Durdu.

“Nolur?”

Bir an sustu.

Sonra:

“Gitmeyi daha zor hale getirirsin.”

Kalbim hızlandı.

Ama geri çekilmedim.

“Gitme o zaman.”

Sessizlik.

Ve o sessizlikte Atlas ilk kez…

beni öpmek ile konuşmak arasında kaldı.

Ama yapmadı.

Sadece alnını benimkine dayadı.

Ve fısıldadı:

“Beni mahvediyorsun.”

Ama bu bir şikâyet değildi.

Bu bir teslimiyetti.

Ben gözlerimi kapattım.

Ve o an anladım.

Biz artık geri dönemezdik.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.