Yaşanmış olanın bundan bir yüzyıl kadar önce gerçekleştiğine dair bir rakam verilebilir. Bunu anlatmak bana kaldı. Aslında işin en başından bana kalacağı belliydi. Bir kış gecesi odanın kenarında yanan soba duvarları bile pek ısıtmasa bile üzerimizdeki kalın kıyafetlerin desteğiyle birlikte bizi sıcak tutuyordu. Mutfağı temizlemeye yeni başlamıştım ki dedem içeriden seslendi. "Kızım gel az sana bir şey anlatayım." O gün annem bana gelip "İyi dinle kitap yazarsın." diyerek gülmüştü. Bende güldüm şakasına ama o gün daha kıymetli bir durum vardı. Yaşlılardan hele ki anlatım gücü yüksek Muzaffer dedemden bir şeyler dinlemek. Sık sık geçmişten bahseder kuşak farkı nedeniyle bazen kültürel şok yaşadığım bazen ise anlam veremediğimden kendime bile öfkelendiğim şeyler anlatılırdı. Dinlemek hoştu, o garip şeyler bana filmleri anımsatır ayrıca bir aile hikâyemizin olması beni dinlemeye karşı daha tutkulu yapardı. Kendisini 2024 yılında (yani hikâyeyi yazdığım yıl) kanserden kaybettik. Hastane odasındayken bana 'çok ağlama bol bol oku(dua)' diye tembihlemişti. Sözü vasiyet gibi yerine geldi. Cenazesi gelmeden odasında okuduğum yasin suresine ağlama seslerim karıştı. 2024'te sadece onu değil diğer dedemi de kaybettim. Onlar benim için son anlatıcılardı. Biri konuşmasını bölüp soru sorunca kızardı. Bana miras kalan yaşanmış olaylardı. Annemin o kış gülerek söyledi kitap yapma konusu artık şaka değil dedemin vefatı ile de bir görev haline geldi.
Konuda ismi geçen kişilerin isimlerinin bazıları doğrudur. Kendilerinin vasisi ya da isim nedeniyle bana dava açacak kimse olmadığından, dava etme hakkı düşen kişilerden de gerekli izinler alınmış olduğundan (Mezarlarında fatiha okudum, izin veriyor musunuz dedim ses çıkarmadılar. Sükut ikrardandır sonuçta.) Ayrıca gelecekte çocuklarımın bu isimleri bilmelerini istediğimden bazılarının gerçek isimlerimi kullanacağım. Bu kitap vasiyet aldığım gibi vasiyetimi de bildirdiğim bir kitaptır. İkinci kuşak torunumun (torunumun çocuğu oluyor) isminin Şefika koyulmasını vasiyet ediyorum ve ona kimse ismiyle değil hanım ünvanıyla seslenilmesini istiyorum.
Şefika Hanım, bu kitabın ilk basımını senin için saklayacağım. Tek mirasım kitaplar olacaktır. Kitabı oku ve ismini kaderin tekrarlanması için değil senin kader kadar güçlü olmanı vasiyet ettiğimi bil, bu gücü ikinci kuşaktan torununa emanet et. Biz kadınlar güce doğarken ve doğururken sahip oluruz sonra elimizden almaya çalışırlar. Elindekini sıkı tut kimseye verme, Şefika Hanım. Biz doğuda yaşadık doğu kültürüyle büyüdük. Doğuda yeni doğan çocuklara ölmüş büyüklerin ismi verilirdi, ama kimse Şefika ismini vermedi. Hacer isminde iki kişi vardı ama Şefika yoktu. Çünkü adı gibi kaderide benzer diye korktu. Ben çocuklarıma güç bıraktım onlar korkmayacaktır. Sende korkma ve senin çocuklarına güç bırak. Şefika Hanım... Vasiyetim değildir ama bir kere mezarıma gel. Ayak ucuma değil baş köşeme otur.





