İçeriğe geç

SEÇKİN KRALİÇE

Bölüm 6 · 6 dk okuma

SEÇKİN KRALİÇE

Bölüm 6

Yaşamak

Reanna... düşüyordu. Ya da düştüğünü hissediyordu. Ruhu bu puslu anı da asılı kaldı.

Antlaşma tamamlandı Reanna. Yaşam seninle tekrar buluşturulacak ve dileklerini gerçekleştirmek için fırsatın olacak. Sis dağılmaya başlarken anıdaki kadının gülümseyen yüzü de sonsuzlukta uçup gitti.

Ölümün kemikli eli bir kez daha yakaladığında seni, bırakmayacak. Şimdi uyanma vakti.

Reanna düşmeye başladı düştü ve düştü. Ne olduğunu bilmeden kafa karışıklığıyla düştü ve vücudu ani bir sarsıntıyla kendine gelirken anlamsız bakışları açıldı.

Düzensiz ve 3. Sınıf bir at arabasında oturuyordu. Arabanın tahta oturakları yerin tüm sarsıntılarını hissetmesine neden oluyor her sarsıntı da cama çarpan başı ağrıyordu. Gözleri anın şokuyla açılırken yerinden doğrulmaya başladı. Üstünden boğa sürüsü geçmiş gibi tüm vücudu kırılıp dökülüyordu.

Şaşkınlıkla etrafına baktı ve yalnız olmadığını gördü. Genç bir kadın sürekli ağlayan bebeğini susturmaya çalışıyordu. Bebek öyle bir ağlıyordu ki kıpkırmızı olmuştu. Buğulu gözlerini kırpıştırdı. Eli kalbine doğru gitti ve kavradı. En son hatırladığı şey kalbinden yaralandığıydı. Vücudunu yokladı hızlıca. Ciğerleri her bir nefes de şişiyor, kalbi ritmik atışlarla belli belirsiz kendini gösteriyordu.

Gözleri tekrar bebeğe ardından kadına kaydı. "Burası da neresi" derken buldu kendini. Çatallı sesi rahatsız ediciydi. Kadın bebeğinden kafasını kaldırarak şüpheli bakışlarla genç kadını süzdü.

"Başkent" kısa ve öz bu cevap reannayı ancak bu kadar afallatabilirdi.

Yerinden doğrularak hızla siyah perdeyi araladı. Günlük güneşlik sabahın, meydanı göz alıcı rengine boyadığını gördü. Tezgahlar envai çeşit sebze meyveyle doluydu. Takılar ışıkta parlıyor renkli illüzyonlara neden oluyordu. Çocuklar oyuncaklarıyla etrafta koşuşturuyor kahkahaları meydanı neşeli bir gürültüyle dolduruyordu. At arabaları gelip geçiyor halk şenliğin keyfini çıkarıyordu. Evleri süsleyen çiçekler ise etrafa mis kokular salıyordu.

Şehri en son ne zaman böyle gördüğünü hatırlamıyordu bile. Sanki yıkım hiç uğramamış gibiydi buraya. Yüzünde şaşkınlık ama memnuniyet dolu bir gülümseme oluşurken hızla geri çekildi. Biraz daha küçük olan beyaz elleri yarasızdı. Üstünde kızıl ay'a katılmadan önce daima giydiği siyah üniforması vardı. Daha açık renkte olan saçları ise omuzlarına dökülüyor varlığını bir nebze de olsa hatırlatıyordu.

"Hangi yıldayız" kadın rahatsız olduğunu belli edercesine kıpırdandı. Anlam veremediği bu yolculuğu bitirmek istercesine sabırsızdı.

"347 güneş yılı"

Reannanın ağzından şaşkınlık dolu bir nida çıkarken elleriyle yüzünü kapattı. 7 yıl öncesine geri dönmüştü.

20 yaşına.

İmparatorla ve prenslerle tanıştığı büyük savaşın sadece 1 yıl kadar önünde olduğu yaşına geri dönmüştü. Askeri sınav bir hafta içinde gerçekleştirilecekti ve kızıl ay'a kabul edilecekti.

Elleri birbiriyle buluşurken gerginliği tüm vücudundan taşıyordu ama bir yandan da içinde bir rahatlama vardı. Geleceği bir kez yaşamıştı ve ne olacağını gayet iyi biliyordu. Bu sefer tüm kötü sonuçları değiştirebilir savaşa engel olabilirdi. Trajedinin bir kez daha yaşanmaması reanna'nın elindeydi ve bunu ne olursa olsun engelleyecekti. Canını ortaya koysa bile.

Hanın kapısından girdiği an tanıdık hatıralar su yüzüne çıktı. Geniş bir alana yayılan masalar insanlarla dolup taşıyordu. Mutfakta fokurdayan çorbanın kokusu havaya yayılıyor, tokuşturulan içkilerin çınlayışları gürültülü konuşmalara karışıyordu. Kapının girişini kapattığını homurdanmalardan anlayınca köşeye çekildi. Hala kanlı canlı yaşadığına inanamıyor, yeniden bahşedilen hayata sevinse mi yoksa tekrar yaşanabilecek trajedileri düşünürken çıldırsa mı bilemiyordu.

Odasına çekilip eski ahşap yatağa oturduğunda farkına vardı gerçekliğinin. Mum alevinin aydınlattığı loş ortam gizli saklı kalmış anıları getirdi zihnine. Hemen kağıt kalem çıkardı ve yazmaya başladı. Aklına ne geliyorsa. İmparatorun ve kendi ölümünü de karalarken istemsizce titredi. Sanki soğuk bir el yüreğini kavramış ve tüm vücudunu kısa süreli felç etmişti.

Savaşın başlamasına bir yıl vardı ama Reanna'nın bekleyecek sabrı yoktu. Bir an önce kızıl ay da yeniden kumandan olmalıydı. Alaric'i kurtarmalı ve asıl en önemlisi ihaneti önlemeliydi. Dudaklarını sıkıntıyla dişledi.

Aslında dedi zihninin geride kalmış anıları. İstediğin şey hep bu değil miydi?

Özgürlük.

Sınava girmeden çekip gidebilir. Kimsenin bilmediği yerde yeni bir hayat kurabilirdi. Hep istediği gibi. Lakin savaşın yıkımlarını, ölümleri düşününce bu isteğine ket vurdu. Hala inanılmaz olsa da hayatı bir neden için yeniden bahşedilmişti ve bu şansı elinin tersiyle itmeye hiç niyeti yoktu.

Sınav alanında yüzlerce insan bulunuyordu. Had safhada olan gürültü, görevlinin gelmesiyle bıçak gibi kesildi. Klasik askeri üniformayı giyen görevli elinde uzunca bir kağıt tutuyordu. Bakışlarını kaldırıp kalabalığı inceledi ve olanca gücüyle bağırdı.

"Bugün askeri sınav için burada bulunmaktasınız. Sınavınız 3 aşamadan oluşacaktır." Mırıldanmalar şaşkınlık nidalarına dönüştü çünkü imparatorluk tarihinde böyle bir şey görülmemişti. En iyi kılıç kullananlar sınavdan direkt geçirilirdi. Görevli umursamadan konuşmasına devam etti.

"İki gruba ayrılın." Hizmetçiler bunu bekliyormuş gibi ellerinde büyükçe iki kutuyla yanında belirdi. İkisi de katiyen kafalarını kaldırmıyor, aynı saç modeli ve üniformalarıyla ikiz gibi duruyorlardı. Kutuları masaya koydular ve bir adım geri giderek beklemeye başladılar. "Kutudan kartları seçin."

Grup söyleneni hemen yaparak ikiye bölündü. Reanna da bu grubun içindeydi ve kendine sıra geldiğinde derin siyah kutudan kartı çekti. Oldukça kalın ve büyük bir şekilde '32' yazıyordu.

"Aynı sayıyla eşleştiğiniz kişi sizin rakibiniz olacaktır. İlk aşama da rakibinin silahını alan diğer tura geçecektir."

Kartları yakalarına iliştiren adaylar kısa sürede rakiplerini buldu. Reanna etrafına bakına dursun rakibi onu çoktan bulmuştu. Oldukça iriydi. Saçları kısaca kesilmiş ve yaralı yüzüne dökülüyordu. Ağzı küçümsemeyle bükülmüş kısık vahşi gözleri eğlenir bir ifadeye bürünmüştü. Kart ise eski fanilasının yakasına iliştirilmişti. Asıl dikkat çeken yeri kafasının üstüne yükselen mızrağının keskin ucuydu. Alaycılıkla süzüldüğünü hissetti.

Gözlerini devirmemek için zor tuttu kendini genç kadın. Orduya girdiğinden beri pek çok kez bu bakışlara maruz kalmıştı. Onu kızdırmıyordu, ürkütmüyordu da. Bilakis sabırsızlığından yerinde duramıyordu.

"Demek sensin" tok bir sesle dediğini duydu adamın. Arkasını dönüp ayrılmış alana giderken "Sandığımdan kolay olacak" diye fısıldamıştı da. Evet dedi içinden reanna. Kolay olacak ama benim için.

Görevli isimlerini kaydettikten sonra sınavın başladığını duyuran ses çalındı kulaklara. Adam mızrağını görkemle çıkardı ve çeviklikle çevirdi. Büyük bir güçle yere vurdu. Bu gözdağına kaşlarını çattı reanna. Kılıcını yavaşça kınından çıkardı ve pozisyonunu aldı. Adam yüzünü kaplayan sırıtmayla atıldı. Atik hareketleri mızrağıyla bir bütündü. Reanna tüm atakları savuşturuyor. Saldırıya geçmek için doğru zamanı kolluyordu.

Büyük bir güçle çarpışıyorlardı. Silahın uzunluğu rakibin kendine yaklaşması için bir engeldi. Adam geri çekildi ve iriliğine rağmen hızla eğilerek mızrağını reanna'nın suratına doğrulttu. Genç kadın ani gelen saldırıyı yana çekilerek savuşturdu. Keskin mızrak gözünün dibinden geçmiş sıyırmaya ramak kalmıştı. Sırıttı. Sabırsızlandığını hissedebiliyordu.

Mızrağını çekmesine fırsat vermeden etrafında dönerek suratına tekmeyi indirdi. Adam afallayarak geri çekildi ve şaşkın bakışları öfkeyle alevlendi. Şimdi kızgın bir boğa gibiydi ve sınavın amacını çoktan unutmuş görünüyordu. Öldürme arzusunu iliklerine kadar hisseden reanna sırıtmasını saklamaya tenezzül bile etmedi. İşte bana istediğimi ver.

Alaycı gülümsemesi adamı daha da çileden çıkarmış olacak ki üstüne atıldı. Reanna olduğu yerde zıplayıp mızrağın ucuna konarak havada ters takla attı. Adamın arkasına saniyeler içinde inmiş ve kılıcının zarif ucu boyunun kalın derisini bulmuştu.

"Silahını bırak" sertçe sarf edilen sözler utancın kapısını aralamıştı. Adam silahını bırakmayı reddetti ve ani bir atakla arkasına hamle yaptı. Hızla yere çöken reanna etrafında dönerek adamın ayaklarına çelme taktı. Büyük bir gürültüyle yere düşen adamın mızrağı ise uzağına fırladı.

Doğruldu ve yerde kıvranan rakibini görmezden gelerek yavaşça ganimetine yürüdü. Yerden aldığı mızrağı hızlıca etrafında döndürdü. Sessizliği fark ettiğinde görevliye silahı teslim etmek üzereydi. Şaşkınlıkla ve mırıldanmayla etrafının sarıldığını hissetti. Çevresinde ki gözler sınavı bırakmış onu izliyorlardı. Merak, korku, memnuniyetsizlik ve biraz da olsa hayranlık dolu bakışlarla.

Umursamadı.

Arkasını dönüp giderken sandığının aksine bilmediği bir şey vardı. Bir çift kırmızı göz onu izliyordu.

Bölüm sonu

9 yorum