İçeriğe geç

SEÇİLMİŞ BÜYÜLÜ KAN

Bölüm 2 · 6 dk okuma

SEÇİLMİŞ BÜYÜLÜ KAN

Bölüm 2

2.BÖLÜM: ORMANDAKİ GÜL

Merhaba sevgili okuyucularım 2.bölüm ile karşınızdayım. 🌙

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

🕯Iyi okumalar🕯

🌑🌒🌕

Ben rüya gören bir insan değildim bir kaç saniyelik karanlıktan sonra uyanırdım. Yine siyah boşluğuma dalmışken derinlerden bir yerden ses geliyordu ses git gide netleşti ve en sonunda uyuya kaldığım kanefeden zıplamama sebep oldu.

Bu ses kapıdan geliyordu "tak! tak! tak!!" Hızlıca yerimden kalktım ve dağılmış kızıl saçlarımı özensiz bir topuz haline getirdim. Duvarda bulunan saate baktığımda saatin öğleden sonra ikiyi gösterdiğini gördüm. Kapıdaki yabancı kimdi bilmiyorum ama çok ısrarcıydı, kapıya yaklaştım ve delikten dışarı baktım kısa küt saçları ile boncuk gibi ıri iri açılmış gözlerle kapının açılmasını bekleyen Jane'i gördüm.

Jane benim çocukluk arkadaşımdı ayrıca çok sıcak kanlı bir kızdı. Sıcak kanlı olmasının yanında cidden baş belası olacak kadar neşeliydi...

Kapıyı açtım. Ona baygın bakışlarımla uykumdan ettiğini ima eden bir duruş sergiledim. Jane bana sıcak bir gülümseme vermiş ve içeri gitmişti. Jane hemen bana sarılmış ve "Günaydın seni uykucu. demişti.

- Cidden bu kadar enerjiyi nerden buluyorsun?. Dedim.

Kapıyı hızla ama nazikçe kapattı ve bana döndü.

- Bilmiyorum ama sanırım güneşten. Dedi ve güldü.

Ona alaycı bir hava ile düz bir bakış attım " burda haftalardır hava kapalı ve sürekli yağmur yağıyor " . Jane'e beni takip etmesini işaret ederek birlikte mutfağa ilerledik. Ikimiz içinde kahve hazırlarken bir yandan dolaptan çilek reçeli çıkararak dilimlediğim ekmeklere sürdüm. Ben bunlarla meşgulken Jane elindeki telefonuyla meşguldü ona baktım ve "Telefonunu bırakıp kahveni içmeyi düşünüyormusun?."

Kafasını telefondan kaldırdı, özür dilereyek kahvesinden bir yudum aldı. Tabaklara koyduğum reçelli ekmekten bir kaç iştahlı ısırık alırken,

"Evde tek kalmak senin için nasıl?" Masaya oturmuştum ellerimle kahve bardağımı sarıp ona baktım. "Bence gayet iyi gidiyor evde tek kalmak ve kafa dinlemek benim için iyi olacaktır. " Jane "Yanlız hissedersen bizde kalabilirsin ya da ben sizde kalabilirim!." Heyecanla söylediği bu kelimeleri beni gülümsetmişti. "Neden olmasın " dedim.

Jane'in telefonundan gelen bilirdim sesleri bir anda çoğaldı ve bu normal bir şeydi çünkü Jane kasabanın haber ajansı gibi bir şey olmuştu.

Jane'in bir instagram sayfası vardı ve bu sayfada kendisi, kasaba ile ilgili haberleri ve olayları paylaşıyordu kendi çapında haber muhbiri gibiydi ki bu iş tam ona göreydi ; meraklı, enerjik, cana yakınlık ve en önemliside gerçeğin peşinde koşma hevesi.

Jane kahve bardağından bir kaç yudum daha aldı ve telefonunu bir köşeye bıraktı. Kahvem ağzımı yakacak kadar sıcak olmasına rağmen içime yaydığı sıcaklığı seviyordum. Dilimi hafifte olsa yakmasıni umursamadan büyük yudumlar almaya devam ederken Jane bana dikkatlice baktı.

- Lucie bu gece Kevın evinde bir parti veriyor oraya gidicez ve sende davetlisin. Dedi Jane.

- Parti olabilir ama Kevın beni davet etmedi .

- Hayır etti!

Meraklı gözlerle ona baktım ve "Nasıl? Hadi ama o çocuğu tanımıyorum bile " Dedim.

- Az önce Kevın'dan mesaj geldi. Seni ve benide davet eden bir mesaj attı.

Jane bunları soyledikten sonra tepkimi ölçmek için gözlerimin içine bakıyordu.

Kevın'ı sadece lisede görmüşlüğüm vardı herhangi bir diyaloğum yok, o yüzden bu daveti beni şaşırttı belkide partisinde olabildiğince fazla kızın olmasını istiyordu. Sporcu kişiliğinin yanı sıra zorbaydıda.

Bir kaç saniye düşündükten sonra daveti kabul ettim üstelik en yakın arkadaşımı partide yanlız bırakamazdım.

- Tamam olur gidelim.

Jane'in yüzündeki gülümseme daha da genişledi.

~~~

Jane eve gitmişti yapması gereken işleri vardı ve partiye hazırlanması gerektiğini söyledi.

Bende temizlenmek adına banyoya giremeye karar verdim. Kızıl saçlarımı sabahtan beridir taramamıştım ve çok dağınıktı.

Merdivenlerden yukarı çıktım adımlarım her ne kadar bir ayyaşı anımsatsada odama girip ardından pencereyi kapatabilmiştim. Ormana bakan güzel bir manzaram vardı.Kararmış bulutlar ormanın üstünde gizemli bir hava yaratırken ormandan gelen hayvan sesleri bu gizemli havayı ürkütücü bir enerji daha katmaya yetiyordu. Aklıma sürekli kötü senaryolar canlanıyordu sanki filimlerdeki gibi evde tek kalan kızın öldürülmesine benzer şeyler.

17 yaşına gelmiştim ama ormana cesaret edip hiç girmemiştim ailem bana sürekli oranın benim için çok tehlikeli olduğunu söyleyip durdu. Üstelik ciddi anlamda kaybolabilirdim.

Şimdi ailem evde yoktu. Evde ilk defa yalnızdım. Bana kızan ve yasaklar koyan kimse yoktu... şu an istediğimi yapabilirdim kim ne diyebilirdi ki...?

Bu düşüncelere dalmış pencere camından ormanı izlerken gözüme bir şey çarptı. Ormanın hemen dibindeki iri kalın bir ağaç ve o ağacın dibinde kırmızı bir nesne, gözlerimi kısarak dikkatlice incelememe sebep oldu. Her zaman izlediğim görüntüsünü aklıma kazıdığım manzarama yabancı bir şey girmişti ama ne olduğunu kavrayamadım.

Merakımdan dolayı gidip bakmaya karar verdim.

Merdivenlerden aşağı hızla inerken az daha ayağım kayıyordu. " hay lanet." Sonunda evden çıktım, evin arkasına penceremin olduğu yere geldim. Az önce gördüğüm kırmızılığı bir daha gördüm biraz yaklaşınca onun bir gül olduğunu anladım. Bir dakika... Kırmızı bir gül....?

Bu mevsimde ve bu kasabada....? Bu olamaz dedim. Ekili bir gül degildi sanki özenle kesilmiş ve oraya konmuş gibiydi.

Saçlarımla aynı koyulukta bu nemli havada güzel kokan bir yapıdaydı yani tazeydi, yeni kesilmiş ve oraya konmuştu.

"Peki kim neden koymuştu? Acaba birisi bilerek oraya bırakmış olabilirmiydi?"

Gülü elime aldım ve fark ettim ki bütün dikenleri sökülmüştü, ormana ani bir bakış attım fakat nafile kimse yoktu.

Gülü yanıma aldım böyle güzel bir şeyi dışarda bırakmayı içim elvermedi.

Eve girdim ve gülü narin içi su dolu bir vazoya koydum. Düşünceli bir şekilde bu güzel ve zarif çiçeğin sahibini merak ediyordum.

Bunu daha sonra düşünecektim.

Evin kapısını duşa gireceğim için kilitledim. Üst kata çıktım küveti aşağı inmeden önce sıcak suyla doldurmuştum. Banyoya girdiğimde buhar direk suratıma çarptı.

Banyoda büyük bir ayna vardı ve buhardan buğlanmıştı. Havlu ile oluşan buğ sildim. Sonra kıyafetlerimi yavaşça çıkardım özensiz topuzumu bozdum ve kızıl saçlarım bel çukuruma kadar tekarar serbest kalışını izledim.

Aynada çıplak bedenime bakerken derin bir nefes alsam kaburgalarım belli olacaktı yavaşça küvete girdim ve sıcak suyun bedenimi gevşetmesini sağladım. Bu iyi gelmişti...

Bir süre sonra...

Duştan çıktım. Bedenimi saran havluyu tutarken diğer elimle odamın kapısını açtım bir saat sonra parti başlayacaktı. Saçlarımı kurulamaya çalışıyordum ama uzun oldukları için çok uğraştırıcıydı. Fön makinesi ile tek bir su damlasının kalmasına izin vermeyene dek saçlarımı kuruttum. Ardınan kıyafetlerimi hızlıca giymeye başladım, siyah bir kot ve beyaz bir crop giymiştim. Gecenin soğuk olacağını tahmin ettiğim için kırmızı ve siyah kareli gömlek tarzı ceketimi kollarıma geçirdim saçlarımı ortadan ikiye ayırdım ve lavanta kokulu parfümümü sıktım.

Makyaj uzmanlık alanım degildi o yüzden kirpiklerim için maskara ve dudaklarım içinse kırmızı bir ruju yeterli görmüştüm.

Ve boynuma büyükannemin verdiği kolyeyi geçirdim. Aynadaki görüntüme baktım iyi göründüğüme karar verdikten sonra odamdan çıktım aşağı salona gittim.

Telefonumun şarjı %48 'di ve bana fazlasıyla yeterdi fazla telefon kullanan sosyal medya bağımlısı bir insan değildim.

Telefonumu açtım.

Jane'den bir kaç mesaj vardı.

"Lucie hazirlandınmi?"

"Birazdan evden çıkıcam. "

"Lucieeeee!"

"5 dakikya sizin evin oradayım eğer hala hazırlanmamışsan sen bittin."

Bu mesajı 10 dakika önce atmıştı anlaşılan gelmesi 5 dakikdan uzun sürecekti. Jane'in mesajlarına gülmüştüm bu kızı cidden seviyordum.

Mutfak masasının üzerinde duran kırmızı güle tekarardan baktım. Kimin olduğu artık umrumda degildi . Fazla üstünde durmadım nede olsa sadece güldü.

Vazoyu aldım ve odama çıktım bu gülü penceremin önüne koymak istiyordum. Odama hoş kokusunu yayması ayrıca biraz estetik durması açısından.

Odama girdim. Derin ve temiz bir orman havası almak için pencere yaklaştım aynı zamanda gülü hemen önümde duran pencere dibi ufak masamın üstüne güzelce yerleştirdim ve pencerden bir daha dışarı baktım. Gülü aldığım noktaya baktığımda bir şey fark ettim ve bu gözlerimin fal taşı gibi açılmasına sebep oldu.

"Orda bir gül daha vardı..."

2.Bölümun sonuna geldik sevgili okuyucularım buraya lucie'nin bulduğu kırmızı gülün resmini bırakıyorum. 🌕🌘



@leydi_lucie_de kitabımın ınstagram sayfası 🧚🏼‍♀️

19.bölüm den geliyorum sevgili okurlarım okumayı bırakmayın anlatımın her bölümde daha da güzelle

ştiği bu kitapta yaşayacağınız çok şey var.

İleriki bölümlerde Betimlemeni daha iyi olduğuna tanıklık edeceksiniz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.