Merhaba sevgili okuyucularım 1.bölüm ile karşınızdayım. 🌙
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.
🕯Iyi okumalar🕯
🌑🌒🌕
Nüfusu az olan ve adı pek bilinmeyen LİBBY kasabasında dünyaya geldim. Doğduğum bu kasaba lanetli bir yer olması ile bilinir. Kasabada dilden dile kulaktan kulağa aktarılan bir söylentiye hakim. Bu söylenti kötü ruha sahip insanların geceleri şeytanlar tarafından öldürüldüğüdür. Buna her ne kadar inandığımı ben bile bilmiyorum fakat kulağa deli saçmasından başka bir şeymiş gibi gelmiyor. Kasaba halkının yaşadığı coğrafya on iki ayın altısında yağış alan derin ve karanlık ormanlarla çevrili bu yerde vahşi hayvanların bir tür barınağı gibidir. Bana kalırsa insanlar hayvan saldırısına uğruyor ve batıl inançla şeytan ismini veriyorlar. Medeniyetten uzak kırsal bir yaşamın sürülmesine bağlıyorum bunu.
Buranın nüfusu yaklaşık 9000 civarında ve en yakın şehire uzaklık araba ile 5 saatlik mesafede. Kasaba halkı gayet iyi insanlardır yani çoğu için öyle söyleyebilirim en azından öyle olduklarını düşünerek iyimser kalmaya çalışıyorum. Aksi takdirde ruhunuz bu kasaba ile çürüyüp ölenlerin ruhu arasında kaybolup gidecektir.
Böyle yerde doğduğum için tanrıya lanet mi etmeliyim? ya da beni burdan kurtarması için dua mı? Sanırım her ikiside.
"Bunu bana zaman göstercek."
...
Sabah saatlerinin en soğuk zamanında dışarda öten karga sesleri eşliğinde uyandım. Burnuma gelen tarçınlı çay kokusu beni iyice ayıktırmıştı. Havanın nemli olması ve bulutların güneşi battaniye gibi örttüğü bu günde ben yine yataktan çıkmak istemiyordum ama mecburdum yoksa aç olan miğdemi susturamazdım. Yavaş adımlarla yataktan çıktım ve ayağa kalktım.Pencereyi açarak sabah güneşinin bulutaların arasından zayıfca süzülen ışınlarının içeri girmesini sağladım . Yüzüme vuran güneş ışığının cildime iyi geldiğini hissediyordum. Ufak bir esnemeden sonra odamın kapısını tıklayan kardeşim çekingen bir sesle bana sestlendi.
- Abla uyandınmı?
- Uyandım Keith, ne oldu?.
- Annem seni uyandırmamı istemişti aşağı gel kahvaltı edicez.
- Tamam geliyorum.
Kardeşimin gürültülü adım seslerinden uzaklaştığını anlamam kolay olmuştu.
Üzerimdeki pijamaları çıkarttıktan sonra gardrobumu açıp yeşil bir tişört ve siyah bir kot pantolon giydim. Bel çukuruma kadar uzanan saçlarımı ördükten sonra boy aynasındaki son halime baktım. Görünümümü hoş bulduktan sonra büyükannemin bana henüz bebekken hediye ettiği aile yadigarı olan kolyeyi boynuma geçirdim. Üzerimde gayet hoş ve zarif dururken bu kolyeye sahip olduğum için şanslı hissediyordum.
Büyükannemi çok silik bir şekilde hatırlıyorum. Onu en son 10 yıl önce görmüştüm. Uzun bir tatile çıkacağını söyleyip gitmişti. Yılda iyi olduğunu söyleyen 1-2 mektuptan başka bir şey yoktu . Zihnimde ona ait sadece bir kaç anı var ama onun lavanta ve leylak kokusunu asla unutmam.
Bana hediye ettiği bu kolyeyi onada annesi hediye etmiş ama büyükannem bu kolyeyi anneme değil bana vermiş.

Kolyenin eşi benzeri yok çünkü annem bunun el yapımı olduğunu söyledi. Uzun bir zincirin ortasına tutturulmuş siyah safir rengi bir taşa sahip ve taşın etrafını çevreleyen gümüşten zarif sarmaşıklar... Gerçekten çok hoş bir kolye.
Odamdan çıktım ve merdivenlerden aşağı hızlı adımlarla indim. Mutfaktan gelen sıcak ve taze waffle kokusu beni iyice acıktırmıştı.
Anneme "günaydın" dedikten sonra kardeşlerim annem ve ben yıllardır degistirmedigimiz çocukken altında oyun oynadığım o eski mutfak masasına kahvaltı etmek için oturduk. Annem televizyonu açmış , elindeki kumanda ile tek tek kanalları geziyordu. Sonunda birinde durdu. Haberde kadın spiker şöyle diyordu;
"LİBBY ormanına 2 gun önce avlanmak için giden avcı eve dönmeyince endişelenen ailesi polise haber verdi. Yapılan arama çalışmaları sonucu polis avcının ölü bedenini ormanın kuzey kesiminde buldu. Yapılan otopsi sonuçlarına göre hayvan saldırısı sonucu ölümünün gerçekleştiği belirtildi, avcının bedeninde bulunan diş izleri ve parçalanmış boynu dikkat çekmiş ve bunu bir kurt'un yapmış olabileceği fikrini öne sürdüler. Hangi tür hayvanın saldırdığı anlaşılamıyor. Detaylar için takipte kalın..."
Avcı için üzülmüştüm hayvan saldırısı korkunç bir şey. Annem haber kanalını değiştirdi ve bize dönerek "Size bu yüzden ormana gitmeme konusunda uyarı yapıyoruz. Olanları görüyorsunuz çocuklar. "Annem sıkıntılı bir iç çekti. Anlaşılan avcı için üzülmüştü, bende üzülüyorudum ama tanımadığım bir yabancı için ne kadar üzülebilirsem o kadar. Kahvaltı bitmiş ve masayı toplamıştık. Iki erkek kardeşimde yarınki yolculuk için etrafımda dört dönüyorlardı, "Abla sen neden bizimle çiftliğe gelmiyorsun." Dedi Keith. Ona döndüm ve elimle dağınık sarı saçlarını düzeltirken "Çünkü üç hafta içinde okulum başlıyor ve siz şapşallarla orda hayatımı dar edemem." Dedim. Bunu duyan Keith memnuniyetsiz yüz ifadesi ile kollarını önünde kenetledi.Annem verdiğim cevabı duymuş olucakki bana göz devirmişti ve Keith'in yanına gelerek."Ablan sadece şaka yapıyor onu fazla takma." Dedi. Ben ikisini izlerken sırıtıyordum bu elimde olan bir sey degildi. Benden 4 yaş küçük kardeşimin sinirlerini bozmak hoşuma gidiyordu. O sırada evin kapısı açılmış ve içeri babam girmişti. Kasabada bir kaç işini halledip geleceğini söylemiş ve erkenden evden çıkmıştı.
Babamın elinde ufak tefek alışveriş poşetleri vardı ve bunların hepsi mutfak için alınmış ürünlerdi. Babamın elindeki poşetleri aldım ve mutfak tezgahına koydum. Annem ve babam salona geçmiş ve yarın gidecekleri geziyi konuşmaya başlamışlardı.
Ailem bu hafta sonu 1 aylığına babamın annesinin çiftliğine tatil yapmak için gideceklerdi , ben inatçılığim ve uzun ısrarlar sonucu evde kalabilmiştim tabi 17 yaşında olmam ve yakın bir zamanda okulumun başlaması, kalma yönünde olumlu bakmalarına yardımcı olmuştu. Gidecekleri çiftlik kasabanın dışındaydı. Babamın annesinden 4 gün önce bir mektup geldi, mektup çiçeklerle süslenmiş ve el yapımı duruyordu. Içinde ise bizi yanına tatil yapmamız için çağıran ve yanlızlık çektiğini söyleyen bir not vardı. Ailemde bu teklifi kabul etmiş ve en kısa sürede yolculuğa çıkmak için hazırlanmaya başlamışlardı.
Annem ve babam konuşmayı kesip bana döndüler."Bu evde kalacaksan kurallarımız var Lucie."dedi annem. Babam eliyle yanına çağıran bir işaret yapmıştı bende yanlarına gidip çaprazlarında bulunan koltuğa oturmuştum. Onları dikkatle açılmış mavi yeşil karışımı gözlerimle dinlerken annem ve babam bana bazı kurallar açıkladı. Bende hepsini onayladım basit kurallardı, "akşam saat 21:00 den sonra kapıları kilitle." Gibi.
Konuşma bitmiş hızlıca odama çıkmıştım.Odamda bulunan rahat yatağa kendimi atıp yarınki tatil planı ve üç hafta sonra okulumun açılmasını düşündüm. Artık son sınıf öğrencisiydim, bu yıl gireceğim üniversite sınavı için iyi hazırlanmam gerektiğinin farkındaydım. Ellerimle yastığın ucuyla oynarken pencereye iri siyah bir karga kondu. Yatağımdan panikle zıplamış ve cama bakmıştım. Karganın ani gelişi beni bir anlığına korkmuştu. Camda simsiyah tüyleri ve gözleri ile bana bakan karga bir yandan kanatlarını çırpıyor bir yandanda ötüyordu. Bir kaç ötüşen sonra penceremden uçup gitmişti. Gözlerim pencere kenarında bulanan masaya ve onun üzerinde duran ahşap çerçeve ile kaplı bebeklik fotoğrafıma baktım. Annemin kucağına yeni doğduğum , babamın da annemin yanında durduğu bu aile fotoğrafı bana bir şeyi hatırlattı. Bebekken az daha bedenminin zayıflığından dolayı ölecekmişim.
Doğduktan sonra bedenimde bazı hastalıklar çıkmış bir kaç ay hastanede tedavi görmeme sebep olmuş. Tabi ben bunların hiçbirini hatırlamıyordum. Annemin anlattığına göre bedenim fazla dirençsiz doğmuşum bunun üzerine doktorlar beni hayatta tutmak konusunda fazlasıyla zorlanmışlar. Bazı doktorlar bedenimin dayanamayıp öleceğimi bile söylemişti.
Ama şu an sağlığım yerinde ve hayattayım.
Günüm normal geçmişti ardından gece olmuştu, sıradan bir hayatım olduğu için pek bir sey olmayan sıkıcı yaşamımdan bir gün daha gitmiş ve yatağımda uykuya dalmıştım.
Ertesi gün...
Ailem sabah güneş doğmadan önce uyanmıştı bile. Bana son tembihlerinide verdikten hemen ardından babam bana bir ay boyunca harcayabilmem için kart bırakmıştı buna ihtiyacım olucaktı özellikle bir ay gibi süre için.
Annem,babam ve iki erkek kardeşimle vedalaştıktan sonra evin bahçesinde onların arabaya binmesini bekledim.
Ailem araba ile gözden uzaklaşırken arabanın arka camından bana çirkin surat yapan iki aptal kardeşime baktım. Keith ve Luca beni istemesizce güldürmüştü sonra onlara son kez el salladım.
Güneşin doğmasına yarım saat kadar bir süre kalmıştı. Kapıları kilitledim ve pencerden sönmek üzere olan sokak lambasına son kez baktım. Artık evde yalnızdım ve gözlerime çöken ağırlığa karşı koymadan uykuya dalmıştım.
Yazdığım ilk kitap ve buraya 10.Bölümden geliyorum. Betimlememin okudukça ve bölüm atladıkça ne kadar güzelleştiğini fark edeceğinizi umuyorum:)
"Sevgili okuyucularım umarım bu bölümü beğenmişsinizdir.
SEÇİLMİŞ BÜYÜLÜ KAN benim Wattpad'de yazıya döktüğüm ilk kitap tır."
Diğer bölümlerde sizleri bekliyor olucam.
🌕🌙
Kitap hakkında daha fazla bilgi için mutlaka altta bulunan ınstagram sayfam
a göz atmayı unutmayın.
@Leydi_lucie_de kitabımın ınstagram sayfası 🧚🏼♀️