Aras ve 13 yıl sonra hapisten çıkan abisi Cesur, Karaköy’deki gizli sığınakta masanın üzerindeki İstanbul haritasına bakıyorlardı. Cesur, cebinden çıkardığı o kapkara ejderha amblemli kartı haritanın tam ortasına bıraktı.
"Ejder sıradan bir mafya değil Aras," dedi Cesur, sesindeki ciddiyetle. "Yediler Masası onun sadece dışarıdaki vitriniydi. Sen masayı yıktın, o ise şimdi doğrudan bizim canımızı almaya geliyor."
Aras, soğukkanlı bir şekilde silahını beline taktı: "Gelsin abi. Masadaki baronlara ne yaptıysam, o Ejder denen gölgeye de aynısını yaparım."
Tam o sırada sığınağın demir kapısı büyük bir gürültüyle sarsıldı. Dışarıdaki korumaların acı çığlıkları içeri kadar yükseldi. İçeriye ne bir gaz bombası atıldı ne de sis... Sadece kapının altından siyah bir zarf itildi.
Aras hızla kapıyı açıp koridora fırladı ama koridorda sadece boğazları tek bir bıçak darbesiyle kesilmiş beş koruması yerde yatıyordu. Saldırganlar saniyeler içinde iz bırakmadan kaybolmuştu.
Cesur yerdeki siyah zarfı alıp açtı. İçinden sadece tek bir cümlelik not çıktı:
"Kan bağı, en güçlü kelepçedir. Bakalım hanginiz önce kırılacak? - Ejder"
Aras, ölen adamlarına ve nota bakarken gözlerindeki o mavi ateş yeniden parladı. Ejder, Aras'ın mekanına kadar sızıp ona en güçlü olduğu yerden, abisinin yanından meydan okumuştu. 2. Sezonun ilk savaşı resmen başlamıştı!