İçeriğe geç

SEBEBİ SEN

Bölüm 2 · 5 dk okuma

SEBEBİ SEN

Bölüm 2

1. Bölüm

•1. BÖLÜM•

"Sana bir iş var." Heyecanlı sesi kulaklarıma ulaştığında bende heyecanlanmadan edemedim. Günlerdir iş yoktu ve çok sıkılmıştım.

"Nedir?" Heyecanımı belli etmemeye çalışsam da o beni tanıyordu.

"Her zamankinden. Ama müşteri kimliğinin gizli kalmasını istiyor."

Dinlerken kıstığım gözlerimi bu sefer ağır bir şekilde yuvarladım. Gizli kalmak mı? Bunu tam olarak 6 yıldır başarıyordum ama ilk defa bir müşterinin istekleri arasındaydı. Öyle olsun. Ben işimi yapar ve ardından arkamı dönüp giderdim. Hiç kimsenin kimliği zerre kadar umrumda olmazdı.

"Umarım 2 günlük bir iştir. Daha fazlasına zamanım olmadığını biliyorsun." Sesimi duyulmaması için kısık tutarken karanlık odada sanki görebilecekmişim gibi etrafa bakındım. Evet sıkılmıştım ama uzun süren işlerden de nefret ederdim.

"Yapma kuzen, işleri çoğu zaman 2 günden önce bitiriyorsun. Sendeki bu zeka kimde var?" Sahte bir isyan tonuyla konuştuğunda haklı olduğunu da biliyordum.

Geceleri hiç uyumaz, müşterinin verdiği işi bitirirdim ve ertesi sabahta bir diğer kimliğime bürünürdüm. Ben geceleri farklı, gündüzleri farklı bir kimliği olan o kadınım. Tüm yeraltı dünyasının "Ghost" olarak bildiği o kadınım. Evrakların altına

P. A. diye imza atmama rağmen her zaman "Ghost" olarak anılıyorum. Ve asla, hiç kimse benim Peri Adin olduğumu bilmeden işlerimi hallediyorum.

Daha fazla konuyu uzatmayarak "Evrakları gönderirsin." dedikten sonra cevap vermesini beklemeden Bluetooth kulaklığımın tuşuna basıp aramayı sonlandırdım. Eminim ki ben konuşmayı sonlandırdığımda öfkeden kızarmış ve bir sürü küfür saydırmıştı. Ona kalsa telefonu kapatırken veda sözcükleri çok önemliydi.

Aşırı derecede yorgun olmama rağmen bilgisayar ekranının başında bir süre bekleyip Erkan'ın atacağı evrakların yolunu gözledim. En azından evraklara göz ucuyla bakar, yatağıma uzandığımda ise gidilecek yolun plan ve programını kafamda şekillendirebilirim. Tahmin ettiğim gibi evrakların olduğu mail çok geçmeden mail kutuma düştüğünde istemsizce yüzümde bir tebessüm oluştu. Erkan'la boşuna çalışmıyordum. O da en az benim kadar planlı ve programlıydı. Zaten bu işi o kara günlerde aklıma sokan da o değil miydi?

Şu an bu yaptığım iş ve yaşadığım lüks onun fikirleriyle oluşmuştu.

Sadece yüzümü aydınlatan ekranın ışığı altında maili açıp Erkan'ın benim için yazdığı küçük bilgilendirmeyi okudum. Bu seferki müşteri yeraltı dünyasından olup büyük bir şirket sahibiydi. Ne yazık ki gizli kalmak istediği için adı ya da şirket adı notlarda yoktu. Gerçi ne yazık ki diyorum ama benim için çokta önemli bir detay değil. Benim için önemli olan mailin alt kısmında olan evraklar.

Müşterinin şirketinde ciddi bir para kaybı vardı. Şirketin büyüklüğüne bakacak olursak müşteri için önemli bir rakam değildi ama benim düşünceme göre adam - ya da kadın - bu durumu gurur yapmıştı. Ve haini bulmak istiyordu. İşte tam bu noktada benim sihirli parmaklarım devreye giriyordu. Peri'nin, yani herkesin bildiği gibi Ghost'un sihirli parmakları.

Erkan'ın notunu okuyup konuya hakim olduktan sonra son cümlesine kıkırdadım. Müşteri ücretin önemli olmadığını hatta kaybının 2 katını bana ödeme yapacağını söylemiş. Bu demek oluyordu ki iş bittiğinde yaklaşık olarak 500 bin dolar alacaktım.

Güzel.

Gözümdeki gözlükleri çıkartıp tatlı tatlı kaşınan gözlerimi ovuşturduktan sonra gözlüklerimi masanın üzerinden tekrar alıp taktım ve bu seferde müşterinin gönderdiği muhasebe evraklarını incelemeye başladım. Basit iş gibi görünüyordu ama ben hiç bir zaman işimi hafife almazdım. Sadece bu işi çözmemin 24 saat bile sürmeyeceğine adım gibi eminim. Yeni bir iş gelene kadar bolca vaktim ve param olacaktı.

Bilgisayarın ekranını kapatmadan önce ışığıyla masanın üzerindeki kalem ve defterleri santimlerini hesaplayarak düzelttikten sonra ayaklanıp tekerlekli sandalyemi de düzelttim. Ekranı kapattığımda oda sadece tül perdeden sızan ay ışığıyla ve turuncu sokak lambasıyla loş bir şekilde aydınlanıyordu. Odadan çıktığımda boynumda asılı olan anahtarı çıkartıp kapıyı kilitledim ve anahtarı tekrar boynuma astım. Bu odaya benden başka hiç kimse girmemeliydi.

Adımlarım koridordaki halının üzerinde ilerlerken bir yandan da her gece yaptığım gibi önünden geçtiğim odaların pencerelerini kontrol ediyordum. Dış kapıdaki 3 ayrı kilidi kontrol ettikten sonra bu seferde adımlarım yatak odasına döndü.

Evet, yaptığım iş son derece tehlikeli. Her zaman tetikte olmam gerekse de 6 yıl önce şartlar beni bu işe itmişti. Ve tabi ki Erkan...

Her zaman çok başarılı bir insan olmuştum. Daha çok küçük yaştayken okumayı öğrenmiştim ve ardından hep okudum. Dur durak bilmeden okudum. Anne ve babam bana gizli gizli kitap getirirken ben hep okudum ve öğrendim. Gizli diyorum çünkü ailem bendeki farklılığı erkenden fark etmişti. Üstün zekalıydım ve öyle artık neredeyse her çocukta duyduğunuz üstün zekalılıktan değildi. Ailem bu durum eğer öğrenilirse devlet tarafından alınacağıma inanıyordu. Şimdi düşününce, ağır saçmalamışlar. Devlet beni ne yapsın?

Gerçi bir bakıma da iyi oldu diyebilirim. Şimdi yaptığım işi gizli gizli yapabiliyorum ve normal hayatımdaki hiç kimse benden şüphelenmiyor.

Önceleri sadece kitap okuyordum. Sonra kitaplar yeterli gelmedi ve sayıları çok sevdiğimi anladım. Hatta bende sayılar bir takıntıydı. Sayılardan hiç bir zaman sıkılmayacak olsam da bir zaman sonra diğer dillere merak salmaya başladım. Ve bununla birlikte henüz 12 - 13 yaşlarındayken 6 farklı dili öğrendim. Türkiye gibi bir ülkede bu zekayla ne okuyabilirim diye düşünürken ailem tıp okumamı istemişti. Benim için o kadar şeye katlanan ailemi kıramayıp Türkiye birinciliğiyle Tıp'a yerleştim.

Ta ki...

O zamana kadar. Hayatımı değiştiren, hayatımı alt üst eden o zamana kadar.

Hem dahilerde aşık olabilirdi değil mi?

Evet, tam tahmin ettiğiniz gibi egosu kendinden büyük, kötü adama aşık oldum. Yıllarca uzaktan sevdikten sonra beni ölmekten beter edip hayatı zindan eden o adam...

O adam benim hayatımın dönüm noktası oldu.

O adamdan öncesi ve O adamdan sonrası...

Daha cesur davranıp gözü kara bir insan olmayı, hatta intikam almayı isterdim. Ama o zamanlar çok zayıftım.

Tam 6 yıl önce, hayallerim bir dağın yıkılışı gibi darmadağın olduktan sonra halamın yanına her şeyi ve herkesi ardımda bırakarak Almanya'ya taşındım. Annemi, babamı ve ikiz erkek kardeşlerimi bırakarak. O zamanın şartlarında mecburdum. Yapmak zorundaydım. Ve bir daha da Türkiye'ye adımımı atmadım. Kendime biraz olsun saygım varsa o adamdan da, o ülkeden de uzak durmalıyım.

Şimdi çok uzaklarda, Almanya'nın en ücra köşesinde bir kasabada geceleri farklı bir kişilikle, gündüzleri farklı bir kişilikle yaşıyorum.

Ben yarı zamanlı bir Hacker'ım.

Bütün yeraltı dünyasının şahsen tanımadığı ama herkesin bildiği o hacker. Bazıları beni iş için arasa da büyük bir kısmıda öldürmek için arıyor. Çünkü kötü adamları tek tek bulup iyi görünümlü kötü adamların önüne atıyorum.

Sonunda yatak odamın kapısının önüne geldiğimde kapı kolunu yorgunluktan titreyen ellerimle kavrayıp aşağı indirdim. Üzerime önceden giydiğim pijamalarıma minnettarlıkla bakıp yatağın örtüsünü açtım ve adeta süzülerek ağrıyan vücudumu yumuşak yatağa bıraktım. Yanımda küçük kıpırdanmalar olduğunda bakışlarım yakışıklımı buldu ve her zamanki gibi yüzümde bir gülümseme belirdi. Hayatımın tek ve gerçek anlamı.

Usul usul simsiyah saçlarını okşayıp önce boynuna ardından da yanağına küçük bir buse bıraktım. Uykusunda mırıldandığında yüzümdeki gülümseme daha da büyüdü.

"İyi geceler bir tanem."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.