Bölüm 7: Sonsuzluğun İmzası
Aradan geçen bir yılın ardından, düğünleri için büyük salonlar veya lüks oteller yerine, her şeyin başladığı yeri seçtiler. Anka Sahaf’ın hemen arkasındaki tarihi avlu, sarmaşıklar, binlerce kitap sayfası kokusu ve sadece en yakın dostlarının katıldığı samimi bir törenle süslenmişti.
Defne, üzerinde tüllerin ve dantellerin yanı sıra zarif manolya motiflerinin olduğu sade ama büyüleyici bir gelinlik giymişti. Elindeki bukette ise o unutulmaz yasemin çiçekleri vardı.
Nikah memuru sorulduğunda, Ateş de Defne de aynı kararlılıkla "Sonsuza kadar" dediler.
Tören bittikten sonra, davetliler neşeyle sohbet ederken Ateş, Defne’yi elinden tutup sahafın içine götürdü. Rafların arasında, o ilk karşılaştıkları şiir kitabını buldu ve kapağını açtı. Kitabın boş bir sayfasına, kendi el yazısıyla yeni ve son bir not ekledi:
"Artık beklemiyoruz sevgilim; çünkü zaman, bizim için durdu ve gelecek, kelimelerin en güzeliyle yazılıyor."
Defne, kocasının o sıcak göğsüne yaslanırken, İstanbul’un boğazından gelen martı sesleri ve akşamın ezan sesleri birbirine karıştı. Hayat, planlandığı gibi gitmemişti; ama planlardan çok daha güzel, çok daha gercek bir masalın içine dönüşmüştü. Ve onlar, sonsuzluğun kıyısında, el ele yeni sayfalar çevirmeye devam ettiler.