Vurulmuştum... sıcak kan sol kolumdan akmaya başladı. Kimin vurduğuna baktığımda ise takside bayılttığım adam pardon soysuz iti farkettim. O silahını bir kez daha ateşliyemeden iki elinden ve karın boşluğundan vurdum onu. Yanına gidip sağlam kolumla diğer itlerin yanına atarken son vurduğum iti kaçmaya çalışırken gördüm ve bacağından iki kez daha vurdum. İt yere düşerken sırayla ikisininde gözlerine sert ve donuk gözlerimle baktım, taksici it orta yaşlıyken diğeri ise taş çatlasa 25 yaşında bir gençti ... (keşke çocuklar ölmese elinde keleşle...)
Belimdeki ince kemeri yaranın biraz üstündeki yere sıkı bir şekilde taktım. Taksideki çantamdan temkinlice peçete alıp koluma tampon yapmaya başladım. Tam çantadan telefonumu çıkaracakken zırhlı bir araç (ejder) hızla bulunduğumuz alana giriş yaptı.
Hızlı adımlarla 6 kişi indi. Yüzleri siyah puşilerle kapalıydı , ben onları izliyorken onlarda yerdeki kan denizine bakıp bana döndüler. İçlerinden biri yanıma gelerek yarama bakmaya başladı . İçlerinde en uzun ve yapılı olanı , puşisinden anladığım kadarıyla -sanırım komutanlarıydı- askerler emir veriyordu ,ne dediklerini anlayamıyordum, iki asker yerdekileri kontrol ediyorken ikisi etrafı kolaçan etmeye başladı.
Kolumdaki ani ağrıyla adama baktım o ise kemerin yerini değiştirdiğini gördüm. İzlenme hissiyle kafamı kaldırdığımda komutan sandığım adamla göz göze geldik, ben ona boş gözlerle bakıyorken o bana kaşlarını çatarak bakıyordu aramızdaki bu anlamsız kısa bakışma benim dengemi kaybedip arabanın bagaj kısmına tutunmamla bozuldu. Koluma bakan asker beni yere oturttuğunda bilincimi kaybedip askerin kolları arasına yığıldım...
Yüzbaşı Efe Öztürk'den Devam
Tam karargahdan çıkacakken telefonum çaldı, Kara eliyle diğerlerini durdururken arayanın albay olduğunu göründüğüm an hızla açıp tekmil verdim. Benim Albay karargahdan çıkıp çıkmadığımızı sorunca çıkmadığımızı söyledim, görev olduğunu söyleyince karaya dudaklarımı oynatarak "görev var" dedim ve albayı dinlemeye devam ettim. Albayın postası biz hazırlanırken yanımıza gelip "Uzman Çavuş Yasin Ekinci , komutanım albay sizi ve timi acilen harekât odasına gelmenizi emretti" dedi
Hızlıca harekât odasına geçtik. Albay "hızlıca oturun çocuklar bu gün gelen Defne savcı bindiği taksi şöförü tarafından kaçırıldı , bize bir şekilde attığı konum ormanlık bir alanın yakınlarını gösteriyor gidin ve savcıyı burnu bile kanamadan getirin" dediğinde hep beraber ayağa kalkıp 'emredersiniz komutanım' diyerek yüzümüzü puşiyle gizledik. Yaklaşık 2-3dk içinde Ejder'e bindik , 7-8 dk içinde ormana yakın bir yerdeyken ara ara uzaktan gelen silah seslerini işittik. Şöför koltuğundaki Yavuz'a hızlanmasını söyledim huzursuzca.
Yavuz'un durmasıyla hızla Ejderden indik. Karşımızdaki Kadını görünce 1 saniyeliğine şoka girdik. Biz onu kurtarmaya gelmişken ,yer kan denizi haline dönmüş itlerle kaplıyken, onuda sadece sol kolundan yaralı bir şekilde karşımızda görmeyi beklemiyorduk. Şoktan ilk çıkan timin sıhhiyecisi Turnike (Yiğit) olmuştu , koşarak savcının yarısına bakmaya başladı.
Bende anahtar (Ali) ve imha(yavuz) yerdeki itlere bakmalarını ,mikro ( Kara) etrafı kolaçan etmesini ,frekans'a (can) acil ambulans isteyip jandarmaya haber vermesini sonrada mikroya yardım etmesini emredip savcının olduğu tarafa döndüm. Turnikenin (yiğit) yaptıklarını gözünü ayırmadan izliyordu taki savcının aniden kafasını kaldırmasıyla göz göze gelene kadar. Gözlerime boş boş bakarken kaşlarımı çattım. Aramızdaki anlamsız göz temasını savcının dengesini kaybedip arabanın bagaj kısmına tutunmasıyla bozuldu, Turnike hızla onu yere oturturken savcı bilincini kaybedip turnikenin kolları arasına yığıldı.
Hızla yanlarına gidip yere çömeldim. Turnike savcıyı bana yaslarken silahımı kenara koyup kollarımdaki kadını kendime çektim, Turnike pusişini çıkarıp kanayan yere bastırınca savcıyı kendime yaslayarak tek elimle puşimi çıkartıp turnikeye verdim. Anahtar (Ali) yanıma gelip " 2'si yaşıyor ama çok kan kaybetmişler komutanım " dedi.
Ona biraz yüksek çıkan sesimle "İmhayla birlikte mikroya yardım edin frekans'da itlerin başında beklesin ayrıca şu itler içinde ambulans istemeyi unutmayın" dedim, 'emredersin komutanım' diyerek yanımdan ayrıldı . Turnikeye dönerek "Savcının yarasına ben tampon yaparım . Sen itlere bak , canlı istiyorum onları" dedim. Hızla'emredersin komutanım' diyerek itlerin yanına gitti.
Umarım bölümü beğenirsiniz :)
İyi kalın hoşçakalın :)




