Bu gün büyük gündü en azından benim için öyleydi. Günlerden Salı günüydü. Önce Laura'yı paketledikten sonra Laura'nın gitmesi gereken mekana ben gidecektim. Her şey hazırdı , konuşacağım kişilerden , kalacağım odaya kadar . İçimde küçükte olsa bir heyecan vardı. O konuşmadan sonra yüzbaşı bir daha o konuyu açmadı zaten bende kendimi toparlayıp eğitimlere kendimi tam olarak verdim. O süre boyunca sadece Mustafa Albay ve kıdemli üsteğmen Güney Atay dışında Atay'lardan kimseyle ne telefonda ne de yüz yüze görüştüm , onlarlada zaten zaruriyetten (zorunluluktan) dolayı görüşmüştüm. Bu gerçekten çok iyi gelmişti.
Beni harekât odasına çağıran Ali'ye "geliyorum" diyerek üstümdeki derin dekolteli elbiseyi düzelttim. Her sabah Sancak ve Hançer timiyle beraber içtima yaptığımızdan dolayı baya kaynaşmıştık. Son kez aynada kendime bakıp odadan çıktım. Her ne kadar üstümdeki elbiseden pardon ultra mini elbiseden , bence kesinlikle kumaştan çaldılar moda diye yutturmaya çalışıyorlar, rahatsız olsamda o Laura denilen kadın şehirde hep böyle giyiniyordu.
Bu görevden sadece Sancak timinin haberi vardı anlayacağınız ne Güneyi'n ne de hançer timinin diğer üyelerinin görevden haberi yoktu. Timin yanına yani harekât odasına gittiğimde kısa süreliğine ,muhtemelen arşa kadar uzanan topuklu ayakkabının çıkardığı sesten dolayı, bütün gözler üzerimde olduğu için rahatsızca kıpırdandım , timde bunu anlamış gibi hemen önüne döndü , Yiğit abi diğer askerlere hitaben bağırarak "önünüze dönün lan" dedi sesindeki öfkeyi ben bile iliklerime kadar hissetmişken diğerlerini düşünemiyordum.
Albay harekât odasına girdiğinde "Savcım sıra sizde. Laura'yı ele geçirdik şu an en yakın emniyete gidiyor , sizi bırakacağımız adresten bir araba gelip alıcak . Arabadaki adam Laura'nın şöförü , adam dilsiz o sizi götüreceği yerleri biliyor. Size gerekli tüm detayları vermiştik , sizi sürekli kulaklıklardan dinleyeceğiz . Kendinize dikkat edin en küçük bir sorunda bize haber verin ve canınızı tehlikeye atacak bir durumda bulunmayın , Allah'a emanet olun" dedi uzunca konuşarak.
...
Şu an arabada Alex ve Luke'nin olduğu restoranda gidiyorduk. Ne kadar zamandır yoldaydık bilmiyorum ama zaman algımı arabaya bindiğimden beri kaybetmiştim. Araba durunca dilsiz şoförün kapıyı açmasını bekledim. Havalı bir şekilde arabadan inerek güneş gözlüğümü taktım. Restorandan içeriye girince resepsiyona Alex ve Luke'nin ismini verdim ,görevli beni üst katta bulunan Alex ve Luke'nin masasına götürdü. Ayağa kalkıp sandalyemi çeken Akex Türkçe bir şekilde "her zamanki gibi çok güzel ve seksisin bebeğim" dediğinde sandalyeme oturup İngilizce bir şekilde "ne dedin Alex , bazen benim Türkçe bilmediğimi unutuyorsun" dedim ne yapmaya çalıştığını anlayarak.
Bana iğrenç bir şekilde gülümseyerek bu sefer İngilizce bir şekilde "üzgünüm Laura sana sadece bir kaç iltifat etmiştim , bilirsin güzelliğin her zaman gözlerimi kamaştırıyor sevgilim" dediğinde kulaklıktan sayısız ve yaratıcı küfürler yağıyordu onları takmayıp Alex'e en sıcak ,tabi ne kadar olabilirse, gülümsememi gönderdim ve teşekkür ettim. İçimde fırtınalar koparken dışımdan sadece gülümseyip menüye bakıyordum.
Her şey planlandığı gibi gidiyorken Luke "bu akşam her zamanki yerde" dediğinde kulaklıktan Albay "Bir bara içmeye çağırıyor ordan da malları teslim alacağın yere gideceksiniz" dedi , Luke'ye 'tamam' anlamında başımı sallayıp Alex'e göz kırptım . Bana pis pis gülümseyince ne kastettiğini anlayıp "ilk önce iş" dedim. Bu Alex ve Laura sevgilimi ne artık öyle bir şey oldukları için arada böyle iğrenç şeyler yapmak zorundaydım maalesef.
Bildiğim her şeyi bana söylediklerinde sadece onları onayladım. Konuşma işi bitince restorandan çıkıp dilsiz şöförün kapısını açtığı arabaya bindim. Kulaklıktan Albay "harika iş çıkardın" dedi. Araba **** otelinin önünde durduğunda yine dilsiz şöförün açtığı kapıdan indim ve Laura'nın odasına geçtim.
Kamera veya ses dinleme cihazı olabileceğinden ötürü odada bile Laura olmam lazımdı anlayacağınız işim gerçekten çok zordu. Akşam için önceden belirlenen elbiseyi göz önünde olan bir yere koydum ve uykusuzluktan bayılmamak için makyajımı çıkartıp kendimi o elbiseyle beraber yatağa attım.
Size dediğim gibi Laura'yı yeni ele geçirdiğimizden dolayı odasını kontrol ettirememiştik bundan dolayı odada kamera veya ses dinleme cihazı olup olmadığını bilemiyorduk o yüzden üstümü değiştirmeden direk kendimi yatağa atmıştım ama bu durum yaklaşık 3-4 saat sonra gelicek olan oda temizleme görevlileri tarafından umuyorum ki son bulacaktı , odada ses dinleme cihazı veya kamera olup olmadığına bakacaklardı.
...
Odanın temiz olduğunu söylediklerinde derin bir oh çekmiştim artık her hareketime dikkat etmekten delirecek duruma gelmiştim . Rahat rahat hazırlanıp yine dilsiz şöförün açtığı kapıdan arabaya bindim. Kısa bir yolculuğun ardından çok gürültülü bir bara geldik. Dilsizin açtığı kapıdan inip içeri girdim. İçerisi o kadar kalabalıktı ki şakasız iğne yere atsak düşmezdi. O kalabalığın arasında gözlerim Luke'yi aramaya başladı , pek kısa olmayan bir sürede onu görünce yanına gidip sol tarafındaki sandalyeye oturdum.
"Selam" diyerek lafı başlattım , Luke de "selam" dediğinde , barmenden alkolsüz bir şeyler istedim. Luke bu durumu sorduğunda daha önceden Laura'nın yaşamış olduğu alerjik reaksiyonu söylediğimde bana kendime dikkat etmemle ilgili birkaç şey zırvaladı.
En sonunda barın arka kapısından çıkıp siyah bir arabaya bindik , şehirden çıkar çıkmaz arkamıza 10'a yakın araba bize katıldı.
...
Yaklaşık 5 saattir yoldaydık hiç bilmediğim ıssız bir alanda arabalar durdu. Kapımın açılmasıyla arabadan indim ve etrafı incelemeye başladım , ne bir ağaç nede bir tepe gibi bir şey vadı sanki iki dağın arasında kimsenin bilmediği bir yerdeydik. Luke "birazdan burda olurlar sen zaten ne yapacağını biliyorsun" dediğinde başımla onu onayladım.
5dk içinde yaklaşık 8-9 araba bize doğru yaklaşmaya başlayınca arkamızdaki itler silahlarını doğrulttular. Arabadan yaklaşık 1.85 boylarında bir adam inince Luke Türkçe bir şekilde "Nasılsın Zebo , istediklerimiz tam mı" diye sordu. Rolüme bürünerek etrafı kolaçan etmeye başladım.
Zebo "tam , gönder birini baksın" dediğinde Luke bana dönerek "Mallar tam mı diye bak Laura" dediğinde teker teker silahları ve uy*şturucuları kontrol ettim.

Bunun hurda , eski püskü olan hali . Anlayacağınız tam bir terörist arabası
Luke'ye "hepsi tamam" dedim ve geri yanlarına döndüm. Luke elindeki 4 çantayı Zebo'ya verdi. Bu Zebo denilen herifle göz göze gelince bana bir yerden tanıdık geliyordu ama tam olarak çıkaramıyordum sanırım aynı şey onada olmuş olucakki beni süzmeyi bırakıp dikkatini yeniden Luke'nin verdiği para çantalarına verdi.
Malları ve silahları bizim arabalara yüklemeye başladı. Kısa sürede yükleyince Luke bir şeyler zırvalayarak beni uyardı , anlayacağınız silahlar ve mallar çok önemliymiş falan filan zırvalıkları. Mallar ve silahlar bizim önceden tespit ettiğimiz gizli! bir depoya taşınmaya başladı.
Malları ve silahları yarın akşam teslim edecektim , bu akşamda Alex ve Luke'yle bir gece kulübünde buluşup teslim edeceğim itleri ve buluşma yerini öğrenecektim.
Umarım bölümü beğenirsiniz :)
İyi kalın hoşçakalın :)
