İçeriğe geç

SAYIN SAVCIM

Bölüm 14 · 11 dk okuma

SAYIN SAVCIM

Bölüm 14

Bölüm 12

Kendimi toparlayıp albaya yani Mustafa beye elimi uzatıp "Cumhuriyet savcısı Defne Türkeri" dedim nerde olduğumuzu hatırlatarak , Mustafa bey "Albay Mustafa Atay" dedi ardından "oturun lütfen savcım" dedi gösterdiği koltuğa oturup direk konuya girdim "albayım belki biliyorsunuzdur 'Çelik Pençe' operasyonu için Laura'nın yerine geçeceğim" dediğimde "bana böyle bir malumat (bilgi) gelmedi savcım" dedi , "dün görevi kabul ettim albayım , yeni olduğu için belki size bilgi verilmemiştir" dedim ardından "Pöh amiri Kemal Atay yakın dövüş ve silah eğitimi almam için sizinle konuşacağını söylemişti" dediğimde ağzının içinde bir şeyler geveledi, devam ettim "bir an önce eğitimlere başlamak için gelmiştim malum zamanımız kısıtlı" dedim.

Albay odaya postasını çağırıp Yüzbaşı Öztürk'ü çağırmasını istedi. Kısa süre içinde Yüzbaşı odaya girdi , albay ilk otur dediğinde oturmadı ikinci kez emredip oturmasını söylediğinde karşımdaki sandalyeye oturdu. Mustafa albay Yüzbaşıya "1 hafta boyunca sabah akşam , 7/24 Defne savcıya yakın dövüş , atış ve kendini koruyabilmesi için bütün eğitimi vereceksin yüzbaşım" dediğinde yüzbaşı "emredersiniz komutanım" dedi , albay "yarın eğitime başlayabilirsiniz , sen çıkabilirsin yüzbaşım" dedi.

Albay bana dönüp "Resmiyeti bir kenara bırakalım kızım neden bize savcı olduğunu söylemedin ayrıca Barlas'la , Güney o ikisi biliyormu" dediğinde başımı 'evet' anlamında salladım ve kaç milyonuncu kez yaptığım konuşmayı Mustafa beyde yaptım.

Mustafa bey "anladım kızım ama söylemekte gecikme , tayinim buraya çıktı anlayacağın uzun bir süre burdayım aynı zamanda diğerleride buraya beni ziyarete sık sık gelicekler Arda , Ayça ve Ceyda da dahil" dediğinde "en kısa sürede söylemeye çalışacağım ama şimdi zamanı değil ayrıca önemli bir göreve katılacağım bu süreçte görevimden başka bir şey düşünmek istemiyorum albayım" dedim ve ayağa kalktım "o zaman bana müsade albayım bakmam gereken dosyalar ve çalışmam gereken bir dosya var" dedim , albay "Mesai bitiminde odama gelin savcım" dediğinde kafamı onaylarcasına sallayıp odadan çıktım.

Odadan çıkıp sancak timinin dinlenme odasına gittim kapıyı çalıp içeri girdiğimde Yüzbaşı'ya "yarın saat kaçta eğitime başlarız Yüzbaşım" diye sorduğumda yüzbaşı "isterseniz savcım ısınma için timle olan günlük içtimamızda bize katılırsınız ordanda eğitime geçeriz" dediğinde , "tamam" dedim ardından yüzbaşı "o zaman savcım yarın 5.30 da eğitim alanına gelirsiniz" dediğinde herkese hitaben "iyi dinlenmeler" diyip çıktım odadan.

İlahi bakış açısı

Odadan çıkan savcıyla bütün meraklı bakışlar yüzbaşıya döndü. Yüzbaşı tek kaşını kaldırınca Ali "Neden savcı hanıma eğitim veriyorsun abi" diye sorunca yüzbaşı "albay emretti bende bilmiyorum" dedikten sonra başka konular açılmıştı.

Mesai çıkışı savcı albayın dediği gibi albayın odasına geldi , kapıyı çaldığında 'gir' komutuyla odaya girdi.

Defne Türkeri'nden devam

"Beni çağırmıştınız albayım" dedim Mustafa bey yüzüme 'ciddimisin' der gibi baktığında "karargahdayız" dedim o da "mesai bitti" dediğinde "üniformanız üzerinizde" dedim hafif sırıtarak , pes ederek hazırlanmaya başladı aynı zamanda "aslında sana sürpriz yapmak istiyorduk annenle ama sen daha büyük bir sürpriz yaptın bize" dedi meslek konusuna değinerek , ardından "muhtemelen bir yarım saat içinde annen arıyacak seni bizim eve akşam yemeğine davet edicek ve diğerleride orda olucak" dediğinde "önceden haber verdiğiniz için teşekkürler" dedim .

Mustafa bey "o zaman akşam görüşürüz kızım" dedi ve birlikte otoparka indik . Kendi arabalarımıza binip evlere dağıldık. Mustafa beyin dediği gibi yarım saat içinde Eslem hanım aradı ve akşam yemeğine davet etti . Yemeğe vakit olduğu için bol çikolatalı kurabiye yapmaya karar verdim ve ellerimi yıkayıp tarifi yapmaya başladım . Ayriyetten kolumdaki alçıyı çıkarmak için hastaneyede uğrayacaktım.

...

Saate baktığımda koşarak odama geçip üstümü değiştirdim , hızlıca pişen kurabiyeleri fırından çıkarıp tezgahın üstüne koydum . Kurabiyeleri bir saklama kabına koyup arabama bindim ve hastanede alçıyı çıkartıp bir pastanenin önünde durdum. Belki birinin alerjisi vardır veya yahut sevmiyordur diye bir tatlıcıdan geçen sefer aldığım tatlılardan almıştım ardından Eslem hanımın attığı konuma doğru sürmeye başladım.

Yeni evleri aynı eski evleri gibiydi değişen tek şey daha büyük bir bahçeleri olmasıydı. Siteye girip evlerinin önünde durdum bahçede yine korumalar vardı. Kapıyı çaldığımda Eslem hanım kapıyı açtı ve sarılıp "hoşgeldin kızım" dedi , ne kadar temas sevmesemde hafif bir karşılık verdim. Elimdekileri Eslem hanıma verdiğimde "niye zahmet ettin kızım" dedi , biliyordu neden tatlı getirdiğimi çünkü bir eve misafir olarak gidildiğinde hep tatlı alınırdı ve ben bu evde bir misafirden fazlası olamayacağımı biliyordum belki bir misafir bile değilimdir ...

Eslem hanım tatlıları geçen seferki hizmetliye verip oturma odası olarak düşündüğüm yere geçtik. Herkes içerideydi bu sefer Ayça'da uyanıktı ve bana "siz kimsiniz" diye sorunca Bora ve Ceyda'ya baktım , Ceyda onaylarken Bora olumsuzca başını sallamıştı. Gereken mesajı alınca Ayça'nın boyuna gelip elimi uzattım "ben annenin arkadaşıyım adım Defne seninki ne" dedim ismini elbette biliyordum ama onun söylemesini istedim "ben Ayça Defne teyze" dedi ve elimi bir yetişkin edasıyla sıktı. Ayça'nın Defne teyze değinde özellikle Bora'nın ve diğerlerinin gözlerinin içine baktım , halası olduğum çocuk bana teyze demişti. Biyolojiklerle aram limoni olsada bu kadar olucağını tahmin etmemiştim doğrusu , ayağa kalkıp bir koltuğa oturduğumda Ayça'da yanıma oturdu.

Mustafa bey "Hoşgeldin kızım bu arada alçını çıkarmışsın tekrardan geçmiş olsun" dediğinde "hoşbuldum sağolun efendim" dedim kısa bir selamlaşma ve geçmiş olsundan sonra içeri hizmetlilerden biri girdi ve yemeğin hazır olduğunu söyledi. Yemek odasına geçtiğimizde yine herkesin oturmasını beklemeye başladım ama Ayça yüzündeki büyük gülümsemeyle elimden tutup beni Arda'nın yanına oturttu ve kendisine yanıma oturdu. Mustafa beyin 'afiyet olsun' demesiyle yemeğe başladık arada Ayça benden uzanamadığı yemeklerden istiyordu , istediği yemekleri tabağına koyduktan sonra bizi izleyen Bora'ya baktım , bana kararsız bir şekilde bakıyordu onu çok takmadan yemeğimi yedim. Yemekten sonra hep beraber salona geçtik.

Bu sefer üçlü bir koltuğa oturduğumda bir yanıma Ayça bir yanıma Arda oturdu. Ardanın kulağına "geçen yemediğin tatlıdan aldım umarım bu sefer yersin" dediğimde üzgün gözlerle kulağıma "o an refleksle oldu normalde asla böyle bir şey yapmazdım ama o an kendime engel olamadım , seni kırdıysam özür dilerim" dediğinde hafifce gülümseyip "Beni kırmadın" dedim yalan söyleyerek en çok onun yememesi beni kırmıştı , ardından "belli ki sevdiğin bir tatlı , bu sefer yemeni isterim" dedim oda gülümseyip "yiyeceğim" dedi .

Ayça'nın bana seslenmesiyle ona döndüm "efendim Ayçacım" dediğimde utanarak "benimle oyun oynarmısın Defne teyze" dedi ona gülümseyip "tabikide" dedim, Ayça odasına oyuncaklarını almaya gittiğinde Eslem hanım fısıldadığını sanarak kocasına "ne güzel anlaşıyorlar değil mi hayatım" dediğinde yüzümde burkuk bir gülümseme belirdi.

Çağan "ee Defne işler nasıl" dediğinde Barlas'ın , Güney'in ve Mustafa beyi küçük bir öksürük krizi tuttu. Çağan'a "iyi gidiyor , siz alışabildiniz mi buralara" diyerek Çağan'ın sohbet açma girişimine katkı sağladım. Hiçbirini anlayamıyordum hepsi bir soğuk bir sıcak yapıyorlardı bende artık kime nasıl yaklaşacağımı şaşırmıştım.

Çaylar ve tatlılar geldiğinde Arda hemen tabağını bitirmiş ve ikincisini yemişti , Barlas "yavaş oğlum tatlı kıtlığından mı çıktın" dedi gülerek . Arda kafasını sallayarak ağzı dolu bir şekilde "sizene" dediğinde evde kahkaha sesleri yükseliyordu sadece ben ve Bora gülümsüyorduk.

Ayça yanıma gelip bana bebeklerini gösterdi en son kahverengi saçlı bir bebeğini gösterirken "biliyormusun teyze bu benim en sevdiğim bebeğim aynı senin gibi saçları ve gözleri var" dediğinde yanağından makas aldım. Baran "anne kurabiyeler çok güzel olmuş ellerine sağlık" deyince Bora ve Güney de kurabiyelerin çok lezzetli olduğunu söylediğinde Eslem hanım gülerek "afiyet olsun oğluşlarım ama ben yapmadım kurabiyeleri kızım yaptı" dediğinde hepsinin bakışları bana döndüğünde herkese "afiyet olsun" dedim . Arda ağzı dolu bir şekilde "Çok güzel olmuş abla bana bundan 1 tepsi daha yaparmısın" dediğinde şokla yüzüne baktım.

Bana abla demişti herkes Arda'nın ağzından çıkan lafla şok olmuştu ardından Arda ne dediğinin farkına varınca "şey ben özürdilerim yanlışlıkla ağzımdan kaçt..." cümlesini tamamlamasına izin vermeden sıkıca sarıldım ona kulağına "çok teşekkür ederim yıllar sonra ilk kez çok mutlu oldum" dediğimde "asıl ben çok teşekkür ederim abla" dedi. Sağ gözümden bir damla yaş firar edince onu kimse farketmeden sildim ve koltuğa sırtımı yaslayıp Ardayı kendime çektim bir kolumu onun omzuna atarak sanki hiçbir şey olmamış gibi "sen niye bu kadar uzadın , beni niye geçtin" diye azarlamaya başladım. Arda ve diğerleri gülerken Arda "özür dilerim abla söz hormonlarıma 'beni neden ablamdan uzun yaptınız' diye kızacağım" dediğinde evde yine bir kahkaha fırtınası koptu bu sefer ben ve Bora'da kahkaha atıyorduk .

Ceyda Ayça'yı uyutmak için odasına götürürken Ayça beni ve diğerlerini öpüp "iyi geceler teyze , iyi geceler babaanne , dede amcalarım ve canım babam" dedi sevinçle , bana her teyze deyişinde sanki içimde bir fırtına kopuyormuş gibi hissediyordum. Mustafa bey benim bu düşünceli halimi farketmiş olmalıki Baran'a "madem oğlum kurabiyeleri çok beğendin menüne eklesene" dediğinde gözlerim direk Güney'i buldu zaten o da bana bakıyordu. "sen ne dersin Güney" dedim tanıştığımız günü kastederek , bana o gün 'Baran'la beraber çalışıyorum' demişti sonrada karşıma asker olarak çıkmıştı.

Tabi siz diyeceksinizki sende muhasebeci yerine savcı olarak çıktın. Haklısınız 'benim sebeblerim vardı' diye kendimi korumayacağım ama onun durup dururken yalan söylediğini unutmamak lazım.

Güney Baran'a bakıp "Tarifi verirsen neden olmasın" dedi . Aslında Baran'nın gözlerinde tereddüt vardı onu Güney'de anlamıştı o yüzden direk kabul etmişti. Baran'a "numaranı verirmisin" dediğimde bana anlamamış gözlerle baktı . Kendi telefonumu gösterip "sana tarifi atacağım" diyerek kendimi açıkladım. Numarasını verdiğinde onu 'Baran Atay' diye kaydedip kurabiyenin tarifini attım. Arda küçük bir çocuk edasıyla "abla benimde numaram sende yok telefonunu verirmisin kaydedeyim" dediğinde tereddütsüz bir şekilde telefonumu ona verdim . Kardeşimden saklayacak hiçbir şeyim yoktu benim.

Telefonumu geri aldığımda kendisini kaydettiği isme bakıp kahkaha attım. Kendisini 'Canım yakışıklı savcı adayı biricik ve tek kardeşim' olarak kaydetmişti tam tamına 44 karakter . Bana anlamsız bakan aile üyelerine telefonumu uzattığımda Barlas telefonumu alıp ismi yüksek sesle okuyunca bu gün sıklıkla duyduğum o kahkaha sesi evi sardı. Barlas elinde diğer numaralarada bakınca bana "neden bizi adımız ve soyadımızla kaydettin hatta annemle babamı bile" dediğinde ona sadece "sence neden" diye bir soru sorunca susup telefonu yanındaki Bora'ya verdi .

Sanırım kendi numaralarını kaydediyorlardı . Bora da telefonu Çağan'a verince o da numarasını kaydedip bana verdi . Kendilerini aynı benim kaydettiğim gibi ad ve soyadlarıyla kaydetmişlerdi. En azından değiştirmeme gerek kalmamıştı.

Aşağı inen Ceyda Boranın yanına oturdu ve bana o mâlum soruyu sordu "eee Defne hayatında birileri var mı" dediğinde bütün Atay erkekleri kas katı kesilince Eslem hanım , Ceyda ve ben kahkaha attık . Gülmemi zar zor durdurup "Yok Ceyda abla" dediğimde herkes rahatladı , Ceyda abla kaşlarını çatıp "ne ablası be" diye çemkirdi ardından "ben senin yengenim. Lütfen yengecim de, biricik ve tek yengem gibi alternatifleri tercih ederim" dedi göz kırpıp . Hepimiz bu hareketine gülerken neden böyle yaptığını çok iyi biliyordum o yüzden "Belki daha sonra Ceyda abla" dedim 'abla' kısmını bastırarak.

Saate baktığımda geç olduğunu gördüm yarın Yüzbaşıyla beraber içtimaya da gireceğim için erken uyumam lazımdı. Eslem hanımla Mustafa beye "her şey için çok teşekkürler, bende sizi kendi evime davet etmek isterim" dediğimde Arda "abla bu gece burda kalsana hem beraber de yatarız" dediğinde Eslem hanımda "evet kızım saat geç oldu istersen bu gece kal" dedi . Mustafa beye baktığımda beni anladı "maalesef efendim yarın erkenden işe gitmem lazım çok boşladım işleri bu zamanlar" dediğimde Güney'in ve Barlas'ın kaşları çatıldı. Mustafa bey "tamam kızım o zaman bir dahaki geldiğinde bizde kalırsın aldık sözümüzü" dedi . Ben hayretle ona bakarken bana göz kırptı. Mecburen kabul ettiğimde Eslem hanım "Güney abin seni eve bıraksın geç oldu tek gitme" dediğinde , "arabamla geldim Eslem hanım" dedim . Eslem hanım kaşlarını çatarak otoriter bir şekilde "Güney abinle beraber gidiyorsun o kadar hanfendi yoksa bu gece burdasın' dediğinde mecburen kabul ettim.

Herkesle vedalaşıp Güney'le beraber evime geçtik. Arabamı park ettikten sonra Güney'e "Saat geç oldu taksi bulamazsın istersen evimde bu gecelik kalabilirsin , sabahta beraber tugaya geçeriz" dediğimde beni şaşırtacak bir şekilde onayladı ve eve geçtik.

Kapıda bizi her zamanki gibi Gece karşıladı , Güney "kedin mi var" diye sorunca ona 'malmısın oğlum' bakışı atıp "gördüğün üzere kedim Gece" dedim . Ona misafir odamı hazırladım ve "Çarşaflar falan her şey temiz daha 1 hafta önce yıkandı" diyerek açıklama yaptım yine beni şaşırtarak "teşekkür ederim biliyorum sana pek iyi davranmadık ama bizimde sebeblerimiz var" dediğinde "bu konuları şimdi konuşmayalım , müsait bir zamanda konuşuruz hadi Allah rahatlık versin" dedim ve odadan çıktım.

Bende kendi yatağıma gidip kendimi uykunun kollarına bıraktım.

İlahi bakış açısı

Bütün Atay ailesi bu akşam mutlu ve huzurlu bir şekilde uyudular uzun zamandır ilk defa hepsi bu kadar eğlenmiş ve kahkaha atmıştı.

Sadece Yüzbaşı o akşam sinirli, kırılmış ve nedensizce üzülmüştü. Neden olduğunu bilmiyordu sadece gece dışarıyı izlerken kadının arabasından inen kadın ve askerini gördüğü andan beri böyleydi. O gece boyunca gözüne tek damla uyku girmedi.

Bora pişmandı ilk işi yarın kızına kadının 'onun teyzesi değil halası olduğunu' söylemek olucaktı .

Herkesin hatta Defne'ninde buzulları eriyordu birbirlerine ısınıyor ve alışmaya başlıyordular.

Barlas ve Çağan Defne'nin göz yaşını gören tek kişilerdi , onlar kadının neden ağladığına anlam veremediler çünkü kadın duygusuz ve sertti o yüzden o tek gözyaşında büyük bir geçmiş olduğunu ikiside çok net bir şekilde anlamıştı ...

Kadın gecenin 4'ünde nerdeyse her gün gördüğü kabusu gördüğünde uykusundan hiddetle uyandı ve kendini soğuk duşa attı. Gece saat 12'de uyuduğu düşünülürse onun için zor bir gün olucaktı . O banyodayken uyanan Güney Atay kararsızlıkla kadının odasına girdi. Kadın oda olmayınca banyodan gelen su sesleriyle banyoda olduğunu anladı ve rahatladı. Adam bu saatten sonra uyuyamayacaklarını bildiği için mutfağa gidip kadın gelene kadar kahvaltı hazırlamaya çalıştı.

Kadın yine onları görmüştü hayatını karartan onu duygusuz ve soğuk yapan insaları ama bu sefer yanlarında bir zamanlar kardeşi yerine koyduğu çocuğu yani Ata'yıda getirmişlerdi. Ata 'seni sevmeyecekler , boşuna umutlanma , kimse seni sevmez' gibi cümleler kuruyordu oysaki bir zamanlar kadın sevdiği tek kişiydi...

Kadın kendine gelip banyodan çıktı ve içtima için hazırladığı kıyafetleri yani bol bir gri eşofmanla içine sporcu atleti ve üstüne gri tişörtüyle hırkasını giydi aynı zamanda spor çantasına buna benzer 4 takım koyup 2 tanede resmi takım koydu. Mutfaktan sesler gelince kadın hemen silahını alıp mutfağa daldı, karşısında Güney Atay'ı görmesiyle tabancasını geri beline koydu ve adama kahvaltı için teşekkür edip güzel ve huzurlu bir kahvaltıdan sonra beraber karargaha geçtiler.

Umarım bölümü beğenirsiniz :)

İyi kalın hoşça kalın :)

Bölüm sonu

8 yorum