Anonsla beraber yavaşça uçaktan inmeye başladım , valizimi alıp bir taksiye binince telefondan navigasyonu açıp yolu takip ettim. Şimdi siz diyeceksiniz ki sen kimsin ben Cumhuriyet savcısı Defne Türkeri ilk atamam olan İzmir'den Hakkari'ye personel açığı olduğu için atanmış kişiyim.
Taksinin ücretini ödeyip binaya girdim. Daha önceden tutuğum 5. katta olan evime girdim. Ev o kadar havasızdı ki ölümden döndüm. ilk önce evin tüm camlarını açtım ve valizimi yeni odama götürdüm. Evde yaşamak için hiçbir şey olmadığından dolayı cüzdanımı ve silahımı alıp sokağın başındaki bakkala girdim , kasadaki Hasan amcaya (daha önceden gelip evi tutuyor) selam verip kahvaltılık bir şeyler bakliyat , makarna , abur çuburlar ve bol bol kahve aldım kasaya geçip ödememi yaparak eve döndüm.
Camları kapattım , zaten evi önceden dayayıp döşemiştim sadece aldığım şeyleri ve valizimi gardıroba yerleştirecektim en fazla bir saatimi alıcağı için hemen işe koyuldum .
İşlerimi bitirince kendime güzel bir kahve yapıp biraz kitap okudum. Saate baktığımda 19.23 olduğunu gördüm benim için erken bir saatti bu yüzden biraz yürüyüş yapmak için hazırlandım yanıma kulaklığımı , cüzdanımı ve silahımı alıp nereye gittiğimi bilmeden yürümeye başladım.
...
Kafamı yerden kaldırdım ve telefondan saate baktım 22.48 , saatlerdir sokaklarda yürüyordum. Etrafıma baktığımda tenha bir sokaktı. İnternetten konumuma baktığımda evden baya uzaklaştığımı fark ettim.
Tam sokaktan ayrılacağım sırada arka sokaktan bir çığlık sesi geldi , çığlıklar giderek artmaya devam edince bakmaya karar verdim. Sesi takip ettiğimde üç gencin bir kızı köşeye sıkıştırdığını gördüm, polisi arayıp olaya el attım. Kızın üstünü yırtmaya çalışan çocuğun elini ters çevirip kafa attım , afallayıp yere düştü. Diğerinin kasıklarına sert bir tekmemi bahşettikten sonra sonuncu saçımdan yakaladı, kolunu ters çevirerek dizine sert bir şekilde vurdum ve oda yeri boyladı.
Kafa attığım toparlanıp yeniden saldıracakken etrafa polis sirenleri yayıldı, çocuğa birkaç tane yumruk atıp kızın yanına gidip çömeldim ve montumu verdim azda olsa kıyafetlerini yırtmışlardı p*çler.
"İyimisin, canım" dediğimde kız yüzüme bakıp ağlamasını şiddetlendirdi , kız ağlarken ona sarıldım ve yerdeki üçlüye kısa bir bakış attım. Kız hala hıçkıra hıçkıra ağlıyorken polisler yanımıza geldi cüzdanımdan kimliğimi çıkarıp gösterdiğimde memur bey "yinede bizimle gelmeniz gerekiyor savcım" dedi 'sorun yok' anlamında başımı salladım ve su istedim. Memurun elindeki suyu alıp yavaşça kıza içirdim , biraz daha kendine gelmişken karakola geçtik. ifademi verip isminin Ceren olduğunu öğrendiğim kızın karşısındaki sandalyeye oturdum .
Olay, Cerenin dershaneden eve dönerken girdiği bir sokakta önünün kesilmesi ve ona tecav*z etmeye çalışmaları sonrada benim gelmem.
"Abla çok teşekkür ederim sen olmasan ben.n.n ne yapar.r.rdım" dedi ve yeniden ağlamaya başladı daha yumuşak tutmaya çalıştığım sesimle "ağlama tatlım senin bir daha karşına çıkamayacaklar emin olabilirsin , korkma bitti" dedim ve sandalyeye oturdum .
Aklıma o korkunç dakikalar geldi evet... ama ona dokunamadılar , bana inanmamıştılar ama ona inanacaklar , inanmasalar bile ben varım değil mi?... kendimi sakinleştirmeye çalışırken bir yandan Ceren'nin ailesi karakola girdi, nasıl anladın derseniz gecenin bilmem kaçında gözleri ağlamaktan kızarıp şişmiş orta yaşlı bir kadın ve adam içeriye telaşla girmez değil mi? , hızla Ceren'e sarılmalarıyla bir iki adım geri çekildim .
"Kızım iyimisin , ne oldu sana , ne yaptılar gül kızıma" diyerek ağlamasını şiddetlendirdi kadın . Bey amca da benzer sorular sorunca kısaca olayı anlattım ikiside defalarca teşekkür ettiler ve şikayetçi olup evlerine gittiler. Bende yorgunca evin yolunu tuttum...
Umarım bölümü beğenirsiniz :)
İyi kalın hoşçakalın :)














