Kitap bol kaoslu, fantastik konulu olacak. Kaos'tan bayılabilirsiniz. Şiddet, küfür, cinsellik, kan ne ararsanız var.
1 Ocak 2023 14:57'de yazmaya başladım. Bitirirsem yayımlıycam. Eğer bu hikayeyi okuyorsanız, Bitirmişim demektir. Ne kadar da zekice. Neyse lesss gooo.
_____________
"Söyle!!"
Diye bağırmıştı Hyunjin. Çünkü artık dayanacak gücü kalmamıştı. 17 yıldır her ay, her dolunayda güçsüz düşüyor, düşmanlarına karşı kendini zayıf hissediyordu. Artık bıkmıştı, yıllardır bir sebep veya sonuç arıyordu. Ama ne yazık ki elde vardı sıfır. Bu sefer Busandaki cadılara saldırmıştı. Heryer kan gölüne dönmüştü. Dün yaşadığı dolunay zayıflığı yüzünden daha sinirliydi ve bugün burada cevabı bulmak istiyordu.
"Eğer konuşmayacaksan seni de cadı arkadaşlarının yanına göndereceğim. Zamanımı sana harcayamam. 3 saniyen var."
Bu sefer cevabı bulacağına inanıyordu. Çünkü karşısındaki "kişi" dünyanın en yaşlı ve bilgin cadısıydı. Bu yüzden de cevabı almadan hiçbir yere gitmeyecekti.
Hyunjin bakışlarını daha da sertleştirip, vampir dişlerini göstermeye başladığında karşısında diz çöken cadı Hyunjin'e acırmışcasına gülümsedi ve konuştu.
"Cevabı öğrenmek istediğine emin misin? Belki de böyle yaşamak senin için daha kolaydır."
"3....2...."
Hyunjin geri saymaya başladığında yaşlı ve olgun cadı, karşısındaki melezin fikrinden vazgeçmeyeceğini anladığında başını, teslim olurcasına öne eğdi. Ve konuşmaya başladı. Hyunjin karşısındakinin konuşmaya başladığını gördüğünde yavaşca yakasını bıraktı.
"Sana sadece cevabı nerede bulacağını söylerim, geri kalanı ise senin kaderinde zaten yazılı. Avustralya'ya gideceksin, aradığın cevap Bucolic laboratuvar'ında. Burada aynı zamanda sürünün neslinin neden tükendiğini anlayacaksın"
Hyunjin sinirden nefesini tutmuş, yaşlı kadının söylediklerini anlamaya çalışıyordu. Evet yaklaşık 18 sene önce sürüsünün tüm üyeleri kurt biçiminde ölü bulunmuştu. Sadece kendisi Melez, hem vampir hem kurt olduğu için hayatta kalmıştı. Bu olayın üstünden bir kaç ay geçe dolunay sorunu ortaya çıkmıştı. Şimdi bu olayların ilişkin olması onu daha da sinirlendirmişti.
İlk başta cevabını aldığı için cadıyı öldürmek istedi ama sonra eğer ona yanlış bilgi verdiyse geri dönüp hesabını sorabilmek amacıyla cadıyı öldürmedi. Arkasını döndü ve yavaşca yürümeye başladı. Arkasından duyduğu son cümleyi ise önemsemedi.
"Gideceğin yerde bulduğun cevabın, ne kadar önemli olduğunu unutma"
Cadının son cümlesini aldırmamıştı. Ona göre cadılar, hep özlü konuşmaya, diğerlerini etkilemeye çalışıyordu.
....
Hyunjin Bucolic laboratuvar'ın önünde durmuş, dün gece olanları sorguluyordu. Neden o cadının sözüne inanıp geldi ki buraya? Niye yasadışı insan denekleri kullanan bir laboratuvar'ın önünde duruyordu ki? Tabii ki de cadı kurtulmak için ona yalan söylemişti ve o da inanmıştı. Bu çok saçmaydı. Şu an geri dönmesi gerekiyordu ama onu oraya, o laboratuvara bağlayan görünmez bir ip olduğunu hissediyordu. Bu onu daha da sinirlendiriyordu.
İstediği tek şey içeri girip her yeri yakıp yıkmaktı. Zaten Laboratuvar pek büyük sayılmazdı ve neredeyse çökecekmiş gibi duruyordu.
Kapısında hiçbir koruma veya güvenlik olmayan bir yerde 17 yıldır onu zayıf düşüren şeyi nasıl bulacaktı ki?
Daha fazla kafasını karıştırmadan Melez, sarı ve kırmızı olan gözlerini ortaya çıkarıp içeri daldı. İçerde toplasan yaklaşık 10 tane beyaz önlüklü kişi vardı. Hepsi Hyunjin'in vahşi bakışlarını gördüğünde bağırmaya kaçmaya çalıştı.
Ama acımasız melez herkesi öldürmeyi kafaya takmıştı. 1 kişi... 2 kişi.. 5kişi.. derken artık içerde nefes alan tek canlı kendisiydi. Ya da o öyle sanıyordu.
Hyunjin nefes nefese kanla yarattığı tabloya, yerde uzanan cesetlere bakıyordu. Bu mu? Bu kadar mı? Aradığı cevap 10 kişi öldürmek miydi? Evet şimdi ger dönmeli ve o cadıyı da öldürmeliydi.
Hala nefes nefeseydi ama yorulduğu için değil, sinirlendiği için. Kaç dakika boyunca öylece cesetlere bakmıştı hatırlamıyordu ama onu düşünceler aleminden kurtaran sırtına kurşun yemesiydi.
Sırtında hissettiği sızlanmayla arkasını döndü ve elinde silah tutarak ona bakan, yaklaşık 58-60'lı yaşlarında olan, beyaz saçlı, doktor önlüğü giymiş kişiye baktı.
Yazık... onu bir kurşunla, işeyaramaz insan oyuncağıyla öldürebileceğini sanmıştı.
Adam ise karşısındaki bedene bakıyor, hala neden yere yığılmadığını sorguluyordu. Sonra aniden boynunda bir acı hissetti ve yere yığılan kendisi oldu. Başını kaldırıp kanlı ağzıyla ona bakan kişiye karşı konuştu.
"S-sen... sen de onun gibi insan değilsin. Siz canavarsınız. Onu daha önce öldürmeliydim."
Dedi ve elini Hyunjin'in ayak bileğine attı.
"Sizler hepiniz tehlikelisiniz. O ucubeyi de öldürmeliydim. Yıllardır onu burada tutmakla hata yaptım."
Son nefesini verdiğinde eli yavaşca Hyunjin'in bileğini bıraktı.
Hyunjin adamın ne anlatmak istediğini anlayamamıştı ama gözü adamın içeriye girdiği kapının üstünde geziniyordu.
Kapının üstünde Hilal arması vardı. Onun sürüsünün sembolü.... Her sürü üyesinin sol omzunda taşıdığı sembol...
Yavaşca kapıya yaklaştı. Kendisini aradığı cevaba hiç bu kadar yakın hissetmemişti. Eliyle kapıyı itti ve içerde duran minik bedene baktı.
Bir köşeye çekilmiş, başını dizlerine gömerek sessizce ağlıyor ve tir-tir titriyordu ve bir şeyler geveliyordu. Söylediklerini duyabilmek için çocuğa biraz daha yakınlaştı ve bir dizi üstüne çöktü.
"H-hayır.. Lütfen.. lütfen.. lütfen canımı acıtmayın.. lütfen çok acıyor... ben canavar değilim... acıyor... çok acıyor... İ-istemiyorum."
Evet Hyunjin çok acımasızdı. Herkesi öldürebilirdi. Ama çocuklara asla zarar vermemişti. Ve kerşısındaki çocuk korkuyordu. Üstünde deney yapılan insanlardan olduğu belliydi.
Kesinlikle buraya, buradaki nefes alan her canlıyı öldürmek için gelmişti. Ama şimdi ceketini çıkarıp, önünde titreyen çocuğun omzuna atmaya çalıştı. Ceketi çocuğun minik omuzlarına yerleştirdikten sonra elini çekerken, istemeden eli hafifce çocuğun boynuna temas etmişti.
Tam o anda omzunda ağırlık hisseden çocuk başını korkarak kaldırıp karşısındakinin yüzüne baktı.
Temas yüzünden ikisinin de gözü parlıyordu. Hyunjin kırmızı ve sarı... Çocuk ise marvi ve sarı.
İkisi de şok içinde birbirlerine bakıyorlardı. Çocuk bir şey anlamamıştı ama Hyunjin aradığı cevabı bulduğunu anlamıştı.
Çocuk ise karşısındakinin onun gibi olduğunu gördüğünde, titreyen dudaklarını oynattı ve gözleri dolu dolu konuştu.
"Kurtar beni (Save me)"
Deney olarak kullanılan Felix (Sarı saçlı hayal edin)
Laboratuvar'ın ağzına sıçmaya giden Hyunjin
___________
Ehe biliyorum arkideşlar save me'nin anlamının ingilizce olduğunu bildiğinizi ama yine de yazayım dedim.
Şirket, Laboratuvar isimlerini falan götümden uyduruyorum. Çok takılmayın. Neyse gidem diğer bölümü yazam.








