İçeriğe geç

Savaşmayı öğreniyoruz

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Savaşmayı öğreniyoruz

Bölüm 1

Bölüm 1

*SAVAŞI ÖĞRENİYORUZ*

_1. Bölüm_

Karların etkisinde kalmıştı Glorn krallığı. Yakında bu bembeyaz karlar kanlar ile süslenip kırmızı kadife bir örtü örtülmüş gibi olacaktı. Gözlerimin önünde eriyen krallığı, babamın telaşını, kuzenlerimin ve erkek kardeşimin kendini belli etme çabasını saymassak bir sorunum yoktu.

Kahvaltıya bile inmeyen babamın hain planlarına kendimi bulaştırmak istemiyordum fakat araştırabildiğim kadar Sroth krallığını araştırmıştım. Ben krallığın insanlarında pek bir sorun bulmamıştım fakat daha üstlere çıktığımda acımasızlığı ve savaşçı ruhu hissetmiştim. Bu krallık son derece parayı seven bir krallığa benziyordu. İnsanlara ayrıntılı baktığımda genelde kızlar kahverengi erkeklerde mavi gözlüydü. Genelinin sarı saçları vardı. Bu krallıkta taht için yarışan üç kişi vardı. Valir, Rozalina ve Lenora. Valir ve Lenora kardeşken Rozalina onların kuzeniydi. Aslında bizimkine benziyordu. Bizim evde annem ve babam hariç kardeşim ve kuzenlerimde yaşıyordu. Ben(Vasel), kardeşim Miromo, kuzenlerim Sasha ve Cedric. Biz bu krallığın taht oyununda yer alan dört kişiydik. Birbirimizi pek sevdiğimiz söylenemesede aramızda malesef bir sevgi yumağı vardı, Sasha.

Kahvaltımı bitirip sofradan kalkacağım sırada içeriye bir ordu girdi. Nihayet bu ordu sayesinde babam yanımıza gelmişti fakat sanki biz yokmuşuz gibi orduyu alıp gitmişti.

"Baba neler oluyor? Kahvaltıya inmiyorsun ve eve bjr ordu gelip seni götürüyor yada bir yere gidiyorsunuz. Farkındaysan senin kızınım ve bunu merak ediyorum." Babam çaresiz bakışlarını anneme yönelttikten sonra bana kızgın bir şekilde baktı.

"Bu bayanın kim olduğunu sorduğumda bana Sasha ve Cedric'in kardeşi olduğunu söylemiştin." Babama sorgulayıcı bakışlar atan adamı baştan aşağı süzdüm. Bu ordunun liderine benziyordu çünkü onlardan daha farklı giyinmişti. Kızıl saçları kıvır kıvırdı, kahverengi gözleri içe doğru rengini griye bırakırken öldürücü bakışlarını bana yöneltmişti. "Bu kızı da alın." Dediğinde itiraz etmek için nefes almıştım fakat adam bunu izin vermeden, "Sesini bile çıkarma yoksa üç kuzeninde ölür." demişti ama benim iki kuzenim vardı. Acaba Miramo'yu benim kuzenim mi sanmıştı? Yada babamın yalanıydı. Bense hem kendimi yaktım hemde onları yaktım.

"Hayır benim iki tane kuzenim var. Miramo benim erkek kardeşim. Cedric ve Sasha da babamın canı gibi sevdiği kuzenlerim." Deyip onlarıda yaktım. Annem bu tavrıma neredeyse gülecekti. Annemin kuzenlerimi sevmediğini en başından beri biliyordum ve annem güldüğü için bende güldüm.

"Vasel sus!" Babamdan böyle bir yanıt beklemiyordum çünkü babamda kuzenlerimi pek sevmezdi.

"Baba doğruyu söylüyorum işte belli ki bu adamların niyeti kendi şerefleri kadar kötü bırakalım biz dürüst bir şekilde ölelim." Dememle liderden tokat yemem bir oldu. Saçıma taktığım incilerden oluşan taç yere düştü ve annem "Vay!" dermiş gibi kaşlarını kaldırdı. "Yeter artık kimi alıyorsanız alın ve gidelim." Babam gerçekten bu aileden kendisi dışında kimsehk umursamamakta ısrarcıydı.

"Bir dakika baba." Deyip liderin saçından tutup yüzünü duvara çarptım. Bu hareketleri küçüklen bir ahırda öğenmiştim. Bunu bana öğreten yaşlı öğretmene kucak dolusu sevgilerimi göndermek istiyordum.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun?" Birinin bana hakaret etmesine laflarım ile cevap verebilirdim ama biri benim bedenime ve zaaflarıma dokunursa öfkemi kontrol edemeyebilirdim.

"Bana dokunmayacaksın." Diyerek uyarıcı bir bakış gönderdim ona. O ise beni hiç takmamış gibi adamlarına işaret verdi. Bunun üzerine evdeki tüm tahtın sahibi olmak için savaşan kertenkeleleri aldırlar.

"Nereye götürüyorsunuz bizi bayım?" Sasha bunun cevabını alamayacağını bilmiyor gibi görünüyordu çünkü herkesi kendisi gibi saf ve temiz sanan birisiydi. Adam ona ters bir bakış attı. "Bayım lütfen beni dinleyin. Şuan bilmediğim bir yere gidiyorum ve bilmek hakkım." Sasha ilk defa biraz daha nazik bir şekilde iç sesimi dile getirdi.

"Aidan'ı az önce izlemişsindir umarım." Bana tokat atarken beni uyarmamıştı ve benim adım Aidan değil.

"Onun dudağı patlamış olabilir ama sizinki daha kötü gibi. Bence burnunuzu silin ve kaşınıza da pansuman yapın." Sasha bunu söyledikten sonra tatlı bir şekilde tebessüm etti.

"Birazdan senin yüzün daha berbat olacak sabrımı zorlama küçük." Sasha bu lafları yerken abisi Cedric'i aradım bende fakat bulamadım. Bir abi kız kardeşi böyle laflar yerken neden ortadan kaybolsun?

"Yeter mi artık? Kimi alıyorsanız alın ve derhal gidin evimden." Annemin bu tavrı beni şaşırtmıştı. Bence bir planı vardı.

"Cedric'i, Miramo'yu, Sasha'yı ve Aidan'ı alıp gelin."

"Neden biz?"

"Babanın bir şeyleri anlaması gerekiyor ve bunun için sevdiği kişileri alacağız. Belki çocuklarımı ve yeğenimi bu evdeki yaratıklara tercih ederler." Çocukları mı vardı? Şuan o çocuklara içim acıdı ama neyseki küçük çocuklarla aram iyi.

*******

Bu çocuklar hiç küçük değilmiş aynı bizim yaşlarda bunlar ya.

"Hey! Sesimi duyan yok mu?" Bize rahat bir oda verir diye düşünmüşken parmaklıkların arasında doktor beklemeyi beklemiyordum.

"Merhaba Vasel. Ben seni muayene edeceğim." Benim sağlımı yerindeydi, niye böyle bir şey yaptığını anlayamamıştım.

"Neden beni muayene ediyorsunuz?"

"Babanın ne kadar kötü biri olduğunu kral biliyor ve sana bir şey yapmış mı diye merak etti."

"Hayır bama hiç vurmadı. Bunu bana sorarak öğrenebilirdiniz." Ben düşündekleri şeyi fiziksel şiddet olarak anlamıştım yada öyle anlamak istemiştim.

"Vücudunda bir yara izi yok zaten. Ben başka bir şeyi muayene edeceğim." Sinirlerim tepeme vurmuştu. Babam ne gibi bir şey yapmıştıda onları böyle düşünmeye itmişti anlamıyorum. "Bu muayene Sasha'ya da yapıldı ve hiç işimi zorlaştırmadı." Çünkü Sasha öyle anlamaz.

"Tamam." Muayene bittikten sonra beni de diğerlerinin yanına götürdüler. Bir kaç dakika boş boş durduktan sonra bir adam geldi, adam bizimle yaşıt gibiydi. Mavi gözleri sarı saçları ile birleşince ortaya inanılmaz bir ferahlık çıkıyordu. Biraz uzun saçları yüzüme perçem gibi düşüyordu. Köşeli yüz hattı burdaki diğer adamların aksine duygu bildiriyordu. Gakuba bu duygu endişe.

"Siz kimsiniz?" Adamın bize sorduğu sorudan sonra Sasha'da ona bakmaya başlamıştı.

"Ben Sasha Aurora. Abim Cedric, kuzenlerim Vasel ve Miromo. Bizi buraya baban bizim isteğimiz dışında getirdi." Sasha son cümlesini belirgin bir şekilde söylemişti.

"İyi yapmış. Kral Aurora'yı biliyorum son derece tehlikeli biri."

"Ben babamın hiç kötülüğünü görmedim." Diyerek babama iftira atmasını önledim. Babam iyi biriydi, öyleydi değil mi?

"Sen biraz safsın galiba. Hiç mi gelmedi aklına bu kadar senedir kimseye işini belli etmeyen babanın işini sorgulamak?" Hayır dercesine başımı yana salladım. "Bu arada ben Valir. Size bodrum katında bir oda ayırmış babam kaçmayın diye. Bu arada orada benim kardeşim ve kuzenim size gösterir bir şeyleri." Dedi Sasha ve bana bakarak. "Size de ben göstereceğim." Dedi Miromo ve Cedric'e bakarak. Hepimiz başımızı salladık.

"Burdan dümdüz devam edin ve karşınıza çıkan ilk odaya girin." Sasha ve ben başımızı sallayıp gittik. Bir kaç dakika yürüdükten sonra karşımıza çıkan ilk odaya girdik.

"Merhaba ben Vasel, o da kuzenim Sasha. Biz Valir'ın kuzenini ve kardeşini arıyoruz da bize bir şeyler gösterecekmiş galiba." Çekingen tavrımdan sonra kızları süzmeye başladım. İlk gördüğüm kız kahverengi gözlü ve sarı saçlıydı, hatta ikisi de öyleydi.

"Merhaba ben Rozalina." Bu kız mavi ve beyaz elbisesinin içinde çok güzel gülümsüyordu. Örgüsünü arkasına atıp elimi sıkmak için elini uzattı ve el sıkıştık.

Sonra diğer kız geldi. "Merhaba bende Lenora." Dedi ve onunlada el sıkıştık. Daha çok avcılarda gördüğüm bir bluzu ve altı vardı. Zariflikten uzak asillikle birleşik yaşayan biri olduğu belliydi. Daha sonrasında bize odalarımızı ve ayrıntalırı gösterdiler ve neredeyse her soruya cevap verdiler bir tanesi hariç. Bizim burda olma sebebimizi hiç kimse söylemiyordu. Eğer amaçları babama acı çektirmekse annemi de almaları gerekirdi ama onlar sadece dördümüzü almıştı.

"Bizi ne zaman bırakacaksınız?" Gene bir soru gelmişti benden.

"Babanı susturduktan sonra gidebilirsin." Lenora'nın bana böyle bir cevap vermesini beklemiyordum.

"Ne? Babamı neden öldürüyorum?" Anlam veremediğim şeyi anlamaya çalışıyordum. O adam benim babamdı ve benden böyle bir şeyi nasıl isteyibilirler, aklım almıyor. Ona sorgulayıcı bir şekilde bakış atarken, bana susmamı istiyor gibi bakıyordu.

"Nesini anlamadın? Baban bir katil Vasel ve o ölmediği sürece Glorn krallığı rahat etmeyecek. Ayrıca sen yapacak mısın bunu?" Bizim krallığımızı neden bu kadar çok önemsediğini bilmiyordum.

"Tabiki de yapmayacağım. Ayrıca bizim krallığımızı neden bu kadar çok önemsiyorsun?" Sasha ve Rozalina'yı aradı gözlerim ama yoktular. Doğruya ben sorulara boğarken kızı onlar gitmişti. Odama girdiğimizda çok küçük olduğunu fark ettim.

"Israr yok, öldürmek istemiyorsan öldürme." Buna mutlu olmuştum babam yaşayacaktı. Eli odamdaki kılıca ve oklara gitti. "Sence hangisi daha acı bir ölüme götürür babanı?" Hayır o yapacaktı. Acaba en acısız olanını mı söyleseydim? Boş versene Vasel öldürmez sonuçta, değil mi öldürmez. Ona şaşkınlık içinde bakıyordum. "Eskiden sizin krallıktan birinden hoşlanıyordum ve şuan o sizin krallıktan. Onun güvende olmasını istiyorum. Daha doğrusu istiyordum ve bu yüzden bir yemin ettim kendime onu koruyacaktım. Çünkü çakallarla dolu bir krallıkta o sadece normal bir insandı. Şuan sırf yeminim için onu koruyuyorum ve krallığınızı adım gibi biliyorum." Şaşırmıştım onun bir kalbi olduğunu öğrenmem şaşırmama neden olmuştu.

"Babamı bunu neden yapmak zorundasınız anlamıyorum." Demiştimki bir bomba patlama sesi geldi ve irkildim. Her yer kırmızı ışık ile donatılmış ve alarmalaf devreye girmişti. Ardında bizim bulunduğumuz odanın kapsının açılmasıyla birlikte Lenora savunmaya geçti fakat onu görür görmez oku elinden kayıp gitmişti. Adam bana okunu doğrultmuştu ve yayı gerdi. Lenora ise kaskatı kesilmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.