Susuzluktan, ağzımızda oluşan yaralardan herşeyden çok yoruldum ailemi özledim ve onları ne zaman görebileceğimi bir adama sordum " Merhaba amca ben ne zaman ailemi görebileceğim" Adam bana üzgün gözlerle baktı ve şöyle dedi " Evlat senin yaşadığın köyde çok büyük bir çatışma var ve ailen melek olmuş olabilir" Dedi ve kafasını başka tarafa çevirdi yüzüne baktığımda gözleri dolmuştu. Peki ailemi bir daha göremeyecek miyim? Belki de ölmemişlerdir kaçmışlardır değil mi? Buna kendim bile inanmamıştım... Artık sadece arkadaşlarım vardı onların da ailesi ölmüş olabileceğinden üzgünlerdi. Gece olmuştu ve yatıyorduk fakat sabah kalktığımızda Diana'yı bulamadık her yerde aradık ama yoktu... Bunun tek bir açıklaması vardı köpekler... Onu çok özleyeceğim beraber dondurma yediğimiz anıları koşma yarışlarımızı ama kader böyleymiş diğer dünyadan belki de bizi izliyor... Bugün başka bir kamp'a gidiyorduk çünkü burada ne göl ne nehir hiç birşey yoktu ve biz hariç diğer grup üyeleri de susuzluktan ölecekti bu yüzden yürümeye başladık. Ve biraz uzağında göl olan bir kamp bulduk göle doğru gittik ve orada yaşlı bir kadın gördük grubun şuan ki lideri kadınla konuşmaya çalıştı " Merhaba teyze su içebilir miyiz? " Kadın ise "Tabii için evlatlarım uzak yollardan geldiniz galiba" Dedi ve olayları grubun lideri anlattı kadın'da başka bir köyden buraya kaçmış çünkü onunda köyünde savaş varmış... Kadın bize su doldurmamız için şişeler verdi ve hepsini su ile doldurduk. Su şifa gibi geldi gerçekten su olmasa insan oğlu ölürmüş. Tekrar kamp'a doğru gittik ve gördüğümüz şey karşısında heyecandan aklımız beş karış oldu bir arı kovanı görmüştük! Bu bal demek karnımızı doyuracak yolda hiçbir şey bulamamıştık bu bize ilaç gibi geldi...
Bölüm 2
Yorgunluk ve bitkinlik
