İçeriğe geç

savas bxb

Bölüm 1 · 3 dk okuma

savas bxb

Bölüm 1

ORMAN YANGINI

Askeriyedeki ikinci günümdü. Alışıyordum. Macburdum. Ama bu kadar erkek olan bir ortamda gereksiz dikkat çekmek can sıkıcı olabiliyordu. Umursamıyormuş gibi yapıyordum ama bu tür yerlerde bu olaylar genelde hastanede bitiyordu.

Yeşil gözlerimi kışla da gezdirirken çavuşun bile bizi baştan ağır şekilde uyardığı komutan Barış'ı gördüm. Sinirli olduğunu anlamak için tanımaya gerek yoktu. Hiç dikkat çekmek istemediğimden gözlerimi ondan çektim ve nadir olan bu serbest zamanda yan tarafta bulunan ormanlık alanı izlemeye başladım. Arkamda ki sesleri görmezden gelmeye çalışırken sigarayı yaktım.

"Hop!Serhat'ım da burda."gelen kişi Goktuğ idi.Koğuşta benden küçük tek kişi yani. Beni sevmişti, hafifçe yana kaydım kuru oduna otursun diye.

"İster misin?" Sigara paketini uzatıp ona baktım.

"Yok valideye sözüm var. Üzülüyor sonra."sırıtarak söyledi. Çocuk oldukça havalıydı. Yakışıklı değildi ama gideri vardı.

"Sahi,siz nerelisiniz? Kenan abiler kendi arasında konuşurken ben uyuyodum. Az buz hatırlıyorum kim nereli." Uykumdayken bile konuşmaları anlıyordum nedense. Nefret ediyorum bundan ama napıcaksın.

"Kanka benim baba Rize,anne Erzurum. Ama Hatay doğma büyüme ben."

"Lan? Annen neresinden. Ben de Erzurumluyum."Kürt kesimindendim hatta. Ama söylemeye niyetim yoktu. Mayın tarlasına atlamak gibiydi.

"Narmandı heralde kanka. Tam bilmiyorum hakim değilim."dediği şeye kafamı salladım. Postalarıma bakarken gelen ayak sesleri ile birlikte önce sesler kesildi. Göktuğun ayağa kalktığını hissedince ona baktım. Ve onun tarafından gelen Komutana.

Hemen hazır duruşu aldım.

Göktuğ KARAMAN! RİZE KOMUTANIM!

Serhat GÜZELBABA! ERZURUM KOMUTANIM!

"O sigarayı yerden al asker. Bi daha görürsem Askerliğini uzatırım."

Ne olduğunu anlamam uzun sürdü. Bir insanın sesi nasıl bu kadar sinirli olabilirdi? Hemen eğilip izmariti aldım.

"Kusura bakmayın komutanım!"

Sesim beklediğimden daha net çıktı. Eğilmiş halde izmariti avucumda tutarken birkaç saniye öyle kaldım. Kalkmam gerektiğini biliyordum ama nedense acele etmedim.

"Kaçıncı günün?"

Ses tonu hâlâ aynıydı. Düz. Ama o düzlüğün altında bir şey vardı.

"İkinci günüm komutanım."

"Belli."

Kısa bir duraksama oldu. Gözlerimi kaldırmadım ama üzerimde gezindiğini hissediyordum. İnsan bakışı bazen dokunmak gibi oluyordu.

"Kuralları anlatmadılar mı sana?"

"Anlattılar komutanım."

"Dinlemedin o zaman."

Çenemi sıktım. Sesi çok garipti. "Dinledim komutanım."

Bu sefer cevap vermesi biraz sürdü. Kahve gözlerinin üzerimde gezdiğini hissediyordum

"İnatçı mısın?"

Bu soruya ne cevap verileceğini bilmiyordum. "Hayır komutanım."

"Yalan söyleme."

Kalbim bir anlık hızlandı. Ama yüzümde bir şey değişmedi. En azından öyle olduğunu umuyordum.

"Emredersiniz komutanım."

Bu sefer sessizlik uzadı. Rüzgar hafifçe ağaçları oynatıyordu. Az önceki rahat ortamdan eser kalmamıştı.

"Doğru düzgün cevap veremeyeceksen konuşma."

"Anlaşıldı komutanım."

"Gözlerime bak."

İşte o an istemeden yutkundum.

Yavaşça kafamı kaldırdım. Yeşil gözlerimi sırıtmayacak en yavaş şekilde çimlerden ayırdım.

Ve ilk defa direkt baktım.

Beklediğim gibi değildi. Daha kötüydü.Kahveydi,ama yanıyordu. Benim gözlerimle buluşunca orman yangını gibiydi

Sinirliydi evet. Ama kontrolsüz değil. Tam tersine... fazlasıyla kontrollüydü. Sanki ne zaman patlayacağını kendi seçiyordu.

"Burada herkes eşit," dedi. "Kimse ayrıcalıklı değil."

Ne demek istediğini anlamak zor değildi.Ama sinirlenmedim.

"Anlaşıldı komutanım."

Bir adım yaklaştı.Uzun boyunun gölgesi düştü üstüme

Refleks olarak nefesimi tuttum.

"Dikkat çekmek hoşuna gidiyorsa," dedi alçak bir sesle, "yanlış yerdesin."

Ne dediğini daha iyi anladım bu sefer. Zenne iması yapıyordu. Sinirlendim.

"Hoşuma gitmiyor komutanım."

Bir anlığına durdu. Sanki cevabımı tartıyordu.

Sonra geri çekildi.

"Göktuğ."

"Emredin komutanım!"

"Arkadaşına kuralları tekrar anlat. Bu sefer anladığından emin ol."

"Emredersiniz komutanım!"

Barış arkasını döndü ve geldiği gibi uzaklaştı.

Onun gidişiyle birlikte ortam tekrar seslenmeye başladı. Ama aynı değildi artık.

Göktuğ yanıma eğildi.

"Oğlum," diye fısıldadı, "ilk günden adam ağzına sıçtı aq."

Elimdeki izmarite baktım.

"Allah'ın delisi" dedim sessizce.

"Sıcar bu ağzıma."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.